Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

Türk gençleri Alman medyasına hazırlanıyor

World Medien Akademie... Bu üç kelime Almanya'da yaşayan Türk gençleri medya sektörüne kazandırmaya çalışan ilk projenin adı. Ancak anlamı bunun çok ötesinde.

Zaman Gazetesi, Avrupa'nın düzenlediği bu organizasyon aslında geleceğin tarlasına ekilen umut tohumları demek. Mahmut Çebi yönetimindeki Zaman Frankfurt ekibinden haber müdürü İsmail Çevik ve yardımcısı Hilal Akdeniz, Türklerin bu ülkeye gelişinin 50'nci yılında daha önce benzeri görülmemiş bir ilke imza attılar. Sadece Türkiye'nin değil, Alman medyasının dev isimlerini üçüncü kuşak Türk gençlerini eğitmek için ikna ettiler. Olaya İstanbul'dan baksaydım, "Ne olmuş yani?" gafletine düşebilirdim. İyi ki gittim, hem düzenleyicilerin, hem katılımcıların öğrenme azmine, kendilerini evrensel kodlarla dönüştürme çabalarına tanık oldum. Şimdi hepsine bravo diyorum. Gut gemacht, weiter so!

Medya Derneği, STV ve Ebru TV'nin de destek verdiği proje çerçevesinde röportaj deneyimlerimi paylaştığım 28 Ocak günkü ilk seminerde yüzde 95'i üniversite öğrencisi 84 katılımcı vardı. Yaşları ortalama 24 olan bu gençlerin tamamı iletişim okumasa da, kendilerini ve içinde yaşadıkları toplumu yansıtabilmek için medya sahnesine çıkmak istiyorlardı. Zaman'ın onlara sunduğu bu fırsatı değerlendirmek üzere Almanya'nın değişik bölgelerinden Frankfurt'a aktılar ve konuşmacıların ağzından dökülen her söze heyecanla kilitlendiler.

Dedeleri nineleri, anneleri babaları gibi geri dönme hayalleri yoktu. Türk ve Alman kültürü arasında med-cezir yaşasalar da durumlarını bir zenginlik olarak değerlendirmeye daha yatkındılar. En zayıf yönleri iki dile de yeterince hakim olamayışlarıydı. Belki de bu yüzden medya sektöründe göçmen oranı yüzde 2 bile değildi. Gazeteciliğin Türk gençleri arasında popüler olmamasının asıl nedeni, bilgi ve cesaret eksikliğiydi. İşte World Medien Akademie onlara bu nosyonu vermeye çalışıyordu. Alman medyasındaki Türk ve Müslüman resmi, devamlı işsizlik, suç, terör, şiddet, töre cinayeti, zorla evlendirme gibi başlıklarla ele alındığı için Türk kökenli gençlerin medyaya yönelmelerinin hayati önemi vardı.

Almanya'da günde 25 milyondan fazla gazete satılıyor. Türk toplumunun okuduğu gazete sayısı ise 70 binlerde. 80 milyonluk Almanya'da Türk nüfusunun 3 milyon olduğu hatırlanırsa çok düşük bir rakam. Zaman Gazetesi, 30 binlik tirajıyla en çok satan Türk gazetesi. Hürriyet ikinci çok satan gazete, resmi rakam verilmiyor ama 20 binlerde sattığı söyleniyor.

Yedi hafta sürecek bu seminerlere katılanların bir kısmı kabiliyetlerinin farkında değilken, bir bölümü kendilerini nasıl geliştirebileceklerini bilmiyordu. Bu yüzden alanlarında söz sahibi olan insanların verdiği her öneriyi önemsediler. İşte katılımcılardan bazılarının görüşleri:

Levent Uçar: Berlin Teknik Üniversitesi Basın Danışmanlığı bölümünde okuyorum. Medya Akademisi, çok ciddi bir boşluğu dolduracak. Bu temel eğitimi alan kişiler arasından çok iyi gazeteciler çıkacak. Burada ders almak, gazetecilik yapmayacak olanlar için dahi çok değerli bir kazanç. Verdiğiniz seminer zihnimde yeni kapılar açılmasını sağladı. Hayata yeni bir bakış açısı kazandırdığınız için teşekkür ederim.

Hiranur Karadoğan: Böyle bir etkinliğe katılmak benim için büyük şanstı. Kendimi bildim bileli gazeteci olmak istiyorum. O yüzden bu seminer benim hayallerime açılan bir kapı oldu.

Ümran İnce: Röportaj nasıl yapılır diye öğreneyim derken hayatın çeşitli bölümlerinde kullanabileceğim bir sohbet dinledim. Hukuk ve ilahiyat okuyorum, değişik kategorilerde bilgilenmeyi sevdiğimden gazeteciliğe de ilgi duyuyorum. Sizin konuşmanızdan sonra biraz daha motive oldum. Bir rüzgâr gönderdiniz bana. Rahat uyuyamam artık çünkü beni tatmin edebilecek mesleği buldum.

Fatih Aktürk: Zaman Düsseldorf bürosunda tecrübe edinmeye çalışıyorum. Seminerde en hoşuma giden, sistematik anlatış tarzınız oldu. Çok değerli notlar aldım. Bundan sonra röportajlarımda sizden edindiğim bilgileri kullanacağım.

Zahide Okun: Türk dili ve edebiyatı mezunu, son dört aydır Erasmus değişim öğrencisiyim. Sohbetinizden bende kalanları şöyle özetleyebilirim: Dile hâkim ol ki karşındakini hem okuyup hem yazabilesin. Dinlediğin kadar sorabilirsin. Konunu bil, hızlı düşün, stratejik hareket et ki ezberi bozasın. Ne biriktirdiysen onu harcarsın. Röportaj bir kurgudur. Onda bazı gerçekler vardır ama tüm gerçeklik yansıtılmamıştır. Asıl mesele o kurgusal gerçeği çarptırmadan sunabilmektir.

Pınar Kibar: Sosyal hizmet uzmanlığı okuyorum. Soru sorabilmenin de başlı başına bir uzmanlık alanı olduğunu sayenizde öğrenmiş oldum.

* * *

Beni Umutlandıran Kız
84 katılımcının tamamını tanıtma imkânım yok. Hepsini temsilen açılış için yaptığı üzeri mikrofon, kamera, teyp gibi medya gereçleriyle süslü pastayla herkesin gönlünü fetheden Betül Çelik'ten söz edeceğim. Meslek lisesinden mezun olup da üniversite eğitimi alabilen nadir Türk gençlerinden biri. Genç yaşında aştığı tüm engelleri bir kazanç olarak niteliyor ve arkasından gelen ve onunla aynı sorunları yaşayan gençlere destek oluyor. Ona göre Almanya'da üniversiteler bir özgürlük yuvası. Herkes fikrini rahatlıkla beyan edip bilimsel araştırmalar yapabiliyor. Yeter ki Türk gençleri motive edilsin, kendilerine güvenip hedefleri doğrultusunda çalışsınlar. Almanya'da işini hakkıyla yapana, kökeni ne olursa olsun değer verildiğine inanıyor. 7 yıldır örtülü bir hanım olarak, Müslüman Türk kimliğiyle ilgili hiçbir sorun yaşamamış. Bunu çok sosyal olmasına ve iletişim kurma becerisine bağlıyor.

Betül, Mainz Üniversitesi'nde Eğitim Bilimi ve Türkoloji okuyor. Medya ve Eğitim Enstitüsü'nde staj yapıyor. Olağanüstü enerjik, cıvıl cıvıl, gözlerinden zekâ fışkıran bir kız. Daha staj döneminde pek çok Alman kurumundan iş teklifleri almış. On tarakta bezi var, okuluna devam ederken Halk Eğitim Merkezi'nde Türkçe dersi veriyor, rehber öğretmenliğin yanı sıra Eurozaman'a muhabirlik yapıyor. Tom-Buddy Mentor'da Erasmus danışmanı. Fotoğrafçılık ve pastacılık konusunda uzmanlaşırken, www.betulcelik.com sitesinde blog yazıyor. İnsan Betül gibi birini tanıyınca Türklerin Almanya macerasına umutla bakıyor.

Gizli Kahramanlar
Zaman Avrupa'nın haber müdürü İsmail Çevik, 10 yıldır Almanya'da. Antalya'dan gelip Eberhard Karls Üniversitesi'nde siyaset bilimi okudu ve bu ülkede kalıcı olmaya karar verdi. Almanya'da Türk toplumunu yakından ilgilendiren birçok konuda dosya haber çalışması yaptı. Almanya'ya Türk işçi göçünün 50. yılında Türk-Alman dostluğuna katkı için Berlin'den İstanbul'a bisiklet yolculuğu yaptı. Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Sırbistan, Kosova, Makedonya, Yunanistan üzerinden Türkiye'ye giriş yaptığında Huber Köşkü'nde Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından kabul edildi. Daha sonra Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Yurtdışı Türkler Başkanı Kemal Yurtnaç ve Alman Büyükelçi Eberhard Pohl ile görüşüp mesajını iletti. 32 günde 4.050 km yol yapmış, bu arada dokuz kilo kaybetmişti. Gezi notlarını www.dostlukicinpedalla.com adresinde yayınladı. Bireysel başarı ile yetinmeyip Almanya'da yaşayan Türk gençlerine ufuk açıp cesaret aşıladığı için kendisini kutluyorum.

Katolik kız okulunun tek müslüman öğrencisi
Hilal Akdeniz'e gelince; kendini çok iyi eğitmiş, sadece beyni değil gönlü de dopdolu, enerjik bir genç hanım. Ege'nin bağrından Frankfurt'a traktör almaya gelen bir dedenin torunu. Dede Türkiye'ye dönüyor. Hilal'in babası Almanya'da kalıyor. Hilal, Katolik kız okulunda okuyor. Müdiresi bir rahibe. Okulun tek başörtülü Müslüman öğrencisi olarak azınlık olma psikolojisiyle erken yaşlarda tanışıyor, asla ezilmiyor. Maddî, manevî bütün engelleri başarıyla aşıyor. Heidelberg Üniversitesi'nde sosyoloji okuyor. Eğitim merkezlerinde diğer öğrencilere ders, diyalog merkezlerinde seminerler veriyor, fahri tercümanlık yapıyor. Hıristiyanlığı birçok Alman'dan daha iyi bilen, 4 dil konuşan, iki kız çocuğu olan bir anne. "Rabb'ime beni kadın olarak yarattığı, bana bu zekâyı, bu empati kabiliyetini, bir şeyler yazdıktan ya da bir kitabı bitirdikten sonra duyulan hazzı tattırdığı için müteşekkirim." diyen şahane bir kadın. Şimdi, gazetecilik gibi daha önce aşina olmadığı bir alanda kendini yetiştiriyor. Ona göre, Almanya'daki Türk kadınların dünyasında ciddi bir devrim yaşanıyor. Üniversiteyi birincilikle bitiren kızlarımız artıyor. Hanımlar, yavaş yavaş Alman toplumunda kariyer sahibi oluyor. Hilal de bu yolda ilerlerken kendi kökünü koruyup kollayan, fakat değişik ortamlarda sürekli meyve veren bir ağaç gibi hemcinslerine örnek oluyor.

Tarih: 5 Şubat 2012

Get Adobe Flash player