Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

Hürriyet Gazetesi

Yıllarca devlet protokolünü yöneten, “Protokol ve Sosyal Davranış Kuralları” kitabının yazarı eski büyükelçi Şefik Fenmen açıkladı…

“Yabancı devlet temsilcilerinin güven mektuplarını sunarken frak veya milli kıyafet giymeleri zorunluluğu ilkesinden hiç ödün verilmedi. 1982’lerde bu ilkeden kopuldu. Bu, devlet başkanına saygıda kusur edilmesidir.”

Emekli büyükelçi Şefik Fenmen, 1923’te İstanbul’da doğdu. Robert Kolej ve Lozan Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. 1947’de Dışişleri Bakanlığı’na girdi. Başbakan Özel Kalem Müdür Yardımcısı ve 1967-71 ve 1978-80 yıllarında iki kez Dışişleri Bakanlığı Protokol Genel Müdürü oldu. Son dış görevleri arasında Kopenhag, Şam, Oslo, Reykjavik ve Stockholm büyükelçileri bulunuyor.

“Devletin ve toplumun saygınlığı, protokol kurallarının egemenliğine dayanır” ilkesiyle çok sayıda Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Dışişleri Bakanı’na hizmet verdiniz. TC’nin saygınlık grafiğinin en üst ve alt noktaları hangi dönemlerde yaşandı?

Türkiye’de protokol kurallarını Atatürk koymuştur. Atatürk protokole çok önem veren biri olarak diğer cumhurbaşkanların bu konuda aynı ilgiyi vermesi geleneğini oturtmuştur.

En üst nokta Atatürk dönemiyse, en alt nokta nedir?

Bunu söylemek zor. Atatürk zamanında yabancı devlet temsilcilerinin, güven mektuplarının sunulması töreninde frak veya milli kıyafet zorunluluğu ilkesinden hiç ödün verilmedi. 1982’lerde bu ilkeden kopuldu. Bu, devlet başkanına karşı saygıda kusur edilmesidir.

Protokol ve Sosyal Davranış Kuralları kitabınızdan, protokolün büyük harcamalar gerektirdiği anlaşılıyor. TC’nin yıllık protokol masrafı nedir?

Öncelikle protokolün büyük bir intizam içinde yapılması önemlidir. Harcamaların neye mal olduğunu bilemem. Bazı devlet adamlarımız “Biz çok fazla yapıyoruz. Başka memleketler bu kadar yapmıyor” diye düşünüyorlar. Buna katılmıyorum. Her devletin gelenekleri ve protokolü farklıdır.

“Yetmiş sente muhtaç olduğumuz günler de oldu”. O dönemde hangi kurallardan taviz verilmesi gerekmişti.

Bu konuda bir talimat almadım. Devlet törenlerimiz, masraftan çok ciddiyetle ve ayrıntısına kadar titizlikle uygulanması gereken törenlerdir.

Enflasyonun etkileyemeyeceği hiçbir alan olmadığına göre, protokol de bundan nasibini alıyordur, değil mi?

Devlet törenleri titizlikle uygulanır. Onun dışında bazı ziyafetler daha az masraflı yapılabilir. Genelde, devlet başkanları, başbakanlar ve bakanların resmi ziyaretleri taviz tanımaz.

Enflasyon-protokol ilişkisine vatandaş açısından baktığınız zaman ne görüyorsunuz?

Törene davet edilen kişi, o törenin kıyafetinden taviz veremez. Kıyafeti olmayanlar özür dileyerek gelmeyebilirler.

Vatandaşın hayatını sürdürmekte güçlük çekerken, protokol kurallarının şaşaa’sına karşı eziklik ve öfke duygusuna kapılmaması mümkün mü?

Görev aldığım dönemlerdeki hiçbir yemek davetinde lüks maddelerin ikram edilmemesine özen göstermişizdir. Orta halli bir Türk ailesinin en mutlu gününde vereceği yemek esas alınmıştır.

Aman efendim, son dönemde sofraların üstünde çok farklı şeyler var…

Yemeklerin ve davetlerin kamuoyunu rencide etmeyecek şekilde yapılmasına özen gösterilmesi, her zaman mümkündür. Çiçek israfında da abartma olmamalıdır.

Devlet adamları herhalde kişilikleriyle protokole katkıda bulunmuşlardır. Evren döneminde diplomatik protokole, askeri protokol mü egemen olmuştur?

Milli törenlerimizdeki uygulamalarında bir eksiklik görmedim. Ama yurtdışındayken bunları görmemiş olabilirim. Devletin üst kademesindeki şahsiyetler, Atatürk’ün çizdiği kurallara uymaya özen göstermişlerdir. Hepsinin de kendine göre bir üslubu olmuştur. Bu üslup, ne kadar beğenilir bilemem.

Yorumu bana bıraktığınıza göre askeri protokolün egemenliği görüşüm doğrudur.

Benim için en önemli konu, milli törenlerin gereği gibi yapılmasıdır.

Evren’in anılarıyla tartışmaya açılan bir döneme ışık tutabilirdiniz.

Uzun süredir havaalanlarındaki karşılama törenlerinde, devlet başkanlarının milli marşlarını dinlerken, bulundukları yerin üstünün kapatılması gibi bir eğilim olmuştur. Şahsen buna karşı çıkmışımdır. Bu uygulama daha çok doğu ülkelerinde vardır. Bu yüzden devlet protokolüne sokulmaması konusundaki düşüncem, dönemin yetkililerince de kabul görmüştü. Sonradan bunun devamlı bir uygulama haline getirildiğini gördük.

Protokolde ilk söz her zaman Cumhurbaşkanı’nın mıdır?

Cumhurbaşkanı ile resmi bir görüşmede bulunan yabancının kendiliğinden soru sorması ya da bir konuyu açması gelenek değildir. Karşılıklı konuşma iki devlet başkanı, iki başbakan, iki dışişleri bakanı arasında yapılır.

Evren döneminde cumhurbaşkanına soru sorulmaz diye kural vardı. Şimdi Sayın Özal’a rahatlıkla soru sorabiliyoruz. Bu kuralın kaynağı Evren miydi?

Vatandaşların öğrenmek istedikleri hususta cumhurbaşkanlarına usuller dâhilinde soru sorması mümkündür.

Cumhurbaşkanına mektup yazacak vatandaşlar neye dikkat etmelidir?

Resmi görevde olan şahıslara isimle değil, Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Bakan dedikten sonra sözü uzatmadan dileğini ifade etmesi ve bunu da “Derin saygılarımla” ifadesi ile bitirmesi yeterlidir.

Cumhurbaşkanı eşlerinin elleri öpülür mü?

Türk geleneklerine göre aile içinde büyüklerin elleri öpülür. Sosyal yaşamda ve resmi protokolde el öpme yoktur. Esasen hanımların eli öpülür denildiği zaman bu, elin kaldırılarak dudakla öpülmesi değildir. Kesinlikle bu temasın yapılmaması gerekir.

Bunu yapan bazı bakanlarımız görgüsüzce mi davranmış oluyorlar?

Hareket üsluplarının alt ve üst sınırları dışına çıkanlar, eleştirilebilirler.

Bir cumhurbaşkanı meyve tabağından portakala uzandığında, çevresindekilerin de aynısını seçmeleri, bir protokol kuralı mıdır?

Devlet büyüklerinin hareketleri her zaman özendirici olabilir. Ancak mutlaka izlenmesi gerektiği protokolde yoktur.

Yani portakalın protokol unsuru haline gelmesi, kural dışıdır diyorsunuz.

Evet.

Bir cumhurbaşkanı tişörtle askeri kıta denetlerse ne olur?

Devlet başkanlarının katılacakları törenlerin ayrıntıları kendilerine her zaman önceden sunulmaktadır. Giysiler de buna dâhildir.

Sorumluluğu ilgili protokol müdürüne bağlıyorsunuz.

Üst düzey şahsiyetlerin yanlarında çalışan kişilerin protokol de dâhil olmak üzere tüm konularda uyanık, ciddi ve bilinçli olmaları gerekir. Devlet büyükleri her zaman kurallara uyarlar zaten.

Bir cumhurbaşkanı, gündüz katıldığı resmi törende, frakının içine beyaz yelek giyerse ne olur?

Resmi giysi gündüz siyah, gece de beyaz yelekli fraktır. Atatürk’ün gündüz yapılan bütün törenlerde siyah yelek giydiği görülmektedir. Cumhurbaşkanlıklarında görev yapan kişilerin konunun gereklerini yerine getirmeleri beklenir.

Bir cumhurbaşkanı eşi, tatlı servisi başlamadan, purosunu yakarsa ne olur?

Bu konu, bazı ülkelerin protokolüne dâhil edilmiş, bazılarında takdire bırakılmıştır. Türkiye’de bu konuda, bir uygulama esası öne sürülmüş değildir.

Ama siz kitabınızda, tatlı servisi başlamadan puro yakılmaz diyorsunuz.

Yapılmaması daha doğru olur. Üst düzey devlet adamlarının refikalarının bu konuda kendilerine göre hareket etmeleri kendi takdirler içindedir.

Bir meclis başkanı, başbakanına saygı gereği, protokoldeki öncelik sırasını ona verip, başbakanın ardında yürürse ne olur?

Resmi ve milli törenlerde bu önceliklerin hiçbir şekilde bozulmaması, özel yemeklerde de böyle bir durum hâsıl olmaması için protokol görevlilerinin çok uyanık olması gerekir.

6 kapılı bir Mercedes’e sadece cumhurbaşkanları mı binebilir?

Devlet başkanlarına görünüm itibariyle en büyük özenin gösterilmesi tabidir. Özel iş ve sosyete hayatında bu gibi büyük arabaların revaç göreceğini sanmıyorum. Bu, özenti olması gibi bir duygu yaratacağı için buna heves edenler bu görünümden karlı çıkmazlar.

Kurallarına uymama esnekliği, cumhurbaşkanlarının dışında kimlere tanınabilir?

Bu eğilim hiç kimseye bir şey kazandırmaz. Protokol, hem devletin, hem de kişinin saygınlığını koruyan kurallardır.

Cumhurbaşkanının bir topluluğa geldiğinde anons edilmesi gerekir mi?

Cumhurbaşkanının tüm resmi törenlere teşriflerinde “Sayın Cumhurbaşkanı” denilmek suretiyle gelişleri yüksek sesle veya mikrofonla açıklanmalı. Ama cumhurbaşkanının düğün toplantısı yahut konsere teşrifleri görev için olmadığına göre anons edilmesine gerek yoktur.

Genelkurmay Başkanı, Milli Savunma Bakanı’nın arkasında mı yürümeli?

Türkiye’de gelenek bu şekilde oluşturulmuştur. Fakat Türkiye’deki gibi Genelkurmay Başkanı’nın daha üstün durumda bulunduğu ülkeler olabilir.

Yalnız bu durum ikisinin birlikte seyahat etmelerini de engelliyor…

Protokolü iyi bilen biri bu gibi sorunları en yakışık alacak şekilde çözümleyebilir.

Üst düzey yabancı konukların ağırlanması sırasında kendilerine bazı “Son derece özel” ikramlarda bulunulmasının devletin saygınlığına katkısı nedir?

Yabancı devlet başkanlarına, başbakanlara, bakanlara her ülkenin uyguladığı konukluk derecesi vardır. Bu programlar içinde fark yapılmadan, görev yerine getirilir. Özel ziyaretlerin ise sınırı yoktur. Fakat bu da devletin itibarını yakışık alacak şekilde tertiplenir.

Yakışık alma konusunda nelere dikkat edilir? Ne verilebilir, ne verilemez?

Özel ikramlar konusu esasen resmi ziyaretlerde esneklik bulamaz. Özel ziyaretlerde ise bu esneklikler her zaman mevcuttur. Ziyaretlerin uygulanmasında genel protokol kaidelerine, geleneklere ve vatandaşın duyarlılığına özen gösterilmesi de son derece önemlidir.

Özellikle bazı doğu ve Uzakdoğu ülkelerinden gelen konuklara bin bir gece masalları yaşatmak bir protokol zorunluluğu mudur?

Bu ziyaretlerin geleneksel ölçüler içerisinde yapılması protokol yönünden yeterlidir. Fazla gösteriş, aşırıya kaçmak protokolün alt ve üst sınırlarını zorlayan tutumlar olarak nitelenebilir ve beğeni kazanması güçtür.

Bazı Arap şeyhlerinin Türkiye’de yaptıkları alışveriş üzerinden bazı kamu görevlilerine komisyon verildiği iddiaları üzerine bir dönem Dışişleri Bakanlığı’nda soruşturma açıldığı doğru mudur?

Böyle bir konuyu işitmedim. İhtimal de vermek istemem. Türkiye’de böyle bir şey olduğunu kabul edemem.

1990 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player