Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Vural Bayazıt] - ‘Kardak'ta taviz verildi'

Nuriye Akman
Sabah Gazetesi

Onun darbesi fırçayla!..
Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Emekli Oramiral Vural Bayazıt, emekliliğinin tadını çıkarıyor. Doğan Güreş gibi meclis sıralarında kuru kuru oturmak yerine, günlerini doğanın koynunda golf ve tenis oynayarak değerlendiriyor. Liderine biat etmekle yükümlü olmadığı gibi, kürsüden "faşist adam, in aşağı" türü laf duyma korkusu da taşımıyor. Ressam komutan şimdi, askere darbe dedikoduları yerine kendini fırça darbelerine daha bir huzurla vurabiliyor. Eh! 1880'den bu tarafa 19 yıl amirallik yapan tek asker olduğuna göre, buna hakkı da var. Gerçi bu rekoru, görev süresi bir yıl uzatılınca kazandı ama ziyanı yok. Hak haktır. Hak hukuktandır. "Devletin âli menfaati için hukuku askıya alma hakkı" askerindir. Ve hakkıdır her emekli komutanın, üniformasız düşünceler dillendirmesi. Vatani bir görevdir şimdi, "Kardak Krizinde taviz verildi, açıklansın", "Kara Kuvvetleri ağır baskı altında. Biraz da denizciler ordu başı olsun" demek. Ondan başka hangi sivil söylese daha etkili olur ki, "Ordu kapalı kutu, açılsın" dileğini? Hem belki, "Beyninin kıvrımları herkesten fazladır" dediği eski komutanı Güreş Paşa'dan da destek bulur. Kim bilir? Belki Karadayı dahi böyle düşünüyordur da, söz amirale düşmüştür şimdi.

Size ANAP ve DSP'den teklif gelmişti. Neden politikaya atılmadınız?

Psikolojik olarak hazır değilim.

Beyazlardan sonra laciler giymek çok mu sıkıcı geldi?

Yok. Seçim kanununu beğenmedim, parti başkanı namzetleri seçiyor. Tek tek insanın elinde, seçiliyorsunuz adama riayet edeceksiniz. Çünkü sizi yaratan o. Bu bana ters geldi. Politikaya intibak etmek çok zor, bu kadar sene hiç eğilmemiş, sapmamışsanız, bizim gibi yaşını başını almış, dimdik bir çizgisi olan insanlar için zor. Ama Doğan Güreş kıvraktır. O bakımdan yapabilir.

Kıvraklık sözü politikada başka anlamlara da gelir.

Başka anlamlara gelebilir o asker kadar kıvrak olabilir, aslında politikada onu yapmazsanız başaramazsınız. Ben Genelkurmay Başkanı olsaydım girmezdim politikaya. Çünkü Türkiye kamuoyu genelkurmay başkanlarını cumhurbaşkanı olarak görmeye alışmış.

Acaba askerin her zaman bir numara olduğu düşüncesi, kamuoyuna mı sizlerin bilinçaltına mı ait bir şey?

En güvenilir kurum TSK değil mi zaten. Türk kamuoyu öyle görmüş. Ondan sonra o boş sıralarda otur, bilmem ne yap! Bana biraz ters geliyor ama vatan hizmetiydi, gitti. Sayın Güreş'in politikaya atılmasından rahatsız oldum, daha sonra daha da rahatsız olacağımız şeyler olabilir. Mesela Meclis'te bir konuşmak yapmak ister, arkada adamın biri bağırır, "İn aşağı faşist" der.

Buna bile tahammülünüz yok mu?

Tahammül edemezsiniz. Faşistlik yapmadınız ki ama adam size yakıştırıyor. Yanından geçerken adam size küfretse, biz böyle şeylerle hayatımızda muhatap olmadık. Benim isteğim Doğan Güreş'in üzülmemesidir. Ona bir hakaret yapılması bizi üzer, Üzmesinler.

Aman efendim, hamama giren terler. Askerken "en ziyade müsamahaya mazhar olmak" istemenizi anlıyorum ama sivilleştikten sonra bunu nasıl istersiniz?

Demek ki bu bizde alışkanlık olmuş! (Kahkahalar) Üzülürlerse, bir daha hiçbir asker siyasete girmez. Aslında girmesi lazım, politikanın militer konularını bilen arkadaşlara her partide ihtiyaç var.

Ama yine de "hükmeden" bir insan "hükmedilen" durumuna düşmemeli diyorsunuz.

Tabii. Çok zor, bir de politikanın kaypaklığı var, bunu zor yapar. Yani Doğan Güreş yapar dedim, çok zeki bir insandır, onun beyin kıvrımları çok insandan fazladır.

Kardak olayı Türkiye için bir zafer miydi?

Kamuoyunun aydınlanmadığı bazı konular var. Neler konuşuldu Amerika'yla bilmiyoruz. "Kardak bizim adamız" deniyorsa, daha reaksiyoner olmak lazım. Kardak'ın bir Çanakkale'den veya Gökçeada'dan farkı yok. Gökçeada'ya Yunan askerleri diyelim çıktı. Siz diyorsunuz ki, bayrağını da al, askerini de al çık. Asker böyle barış yoluyla çıkarılmaz. Şimdi İmroz'a Yunan askerleri gelse, kabul eder misiniz böyle bir şeyi? Ne geçti aralarında siyasilerin, merak konusu, bana göre eğer burası Türk adasıysa kimsenin elini sürmeye hakkı yok. Yapılan şey yanlıştır, buna meydan verilmeyecekti, çıkacaklardı, o adaya adamlarını yerleştirip teslim alacaktı. Endişelerim var. Bir taviz verildi muhakkak.

Kim kime ne verdi?

Amerika ve İngiltere'nin müdahaleleri oldu baştan beri. Onlara belki denmiştir ki "bizde Ege'de ses çıkartmayacağız". Mutlaka siyasi konularda bir taviz verilmiştir. Ne verildiğinin açıklanması lazım. Hükümet açıklasın, Dışişleri Bakanı açıklasın. O taahhüt ne olabilir? Yunanistan bizim sorunlarımızı Lahey Adalet Divanı'na götürmek istiyor, biz istemiyoruz. Belki bizimkiler Lahey'e gitmeyi kabul etmişlerdir. Lahey Adalet Divanı uluslararası bir mercidir, ama oraya diyalogla çözülmeyen işler gider. Sen diyalogu yapmadan onu götüremezsin. Belki böyle bir şey söylenmiştir. Ama muhakkak bir taviz verildi. Ve Kardak, büyük bir zafer de değildir.

Ordumuz hala kapalı bir kutu. Kapağı biraz daha açılamaz mı?

Kutunun kapağının açılması lazım. Tabii bunu medyayla koyun koyuna yatmak anlamında söylemiyorum ama yanlış bir haber alıyorlar, köşe yazarları buna istinaden yorum yapıyorlar. Yüz binlerce insan yanlış bilgilendiriliyor. Bunlara mani olmak için benim şifahi bir başvurum olmuştu. Dışişleri Bakanlığı sözcülüğü gibi bir sistem getirilebilir. Her kuvvetin kendi bünyesinde bir sözcüsü olmalı. Bunu Doğan Bey'e de Karadayı'ya da söyledim. Bu pek itibar görmedi. Ben Genelkurmay Başkanı olsaydım böyle yapardım. Türkiye'de çok oyunlar oynanıyor. Biz kapalı kutu olduğumuz için, fatura bize kesiliyor, biz de derdimizi rahatça anlatamıyoruz.

Basına Genelkurmay'ın yerine sizin açıklama yapmanızdan neden korkuluyor?

Hata yapılır diye düşünülüyor. Biz bir yere gelmişiz, artık hata yapar mıyız? Yaparsak da defterimizi dürersiniz olur biter. Daha şeffaf olunabilir yani.

Ordu ile başka bir temenniniz var mı?

Evet. Genelkurmay Başkanlığı sanki kara kuvvetlerine aitmiş gibi bir gelenek var. Bundan iki sene önce Akdeniz'deki bütün genelkurmay başkanları amiraldi, şu anda İtalya, Portekiz ve Fransa'nınki amiral, İspanya Genelkurmay Başkanı amiraldi. Onlarda oluyor, bizde niye olmasın? Bir havacı veya amiral de bu işi bal gibi yapar. Bugünkü durumda karacı olması lazım. Çünkü başımızda bir iç güvenlik sorunu var. Terör alledilinceye kadar karacı olmasında fayda var ama muhakkak bunun değişmesi lazım. Yasa müsait.

Kolay kolay kırılamaz bu gelenek.

Kırılması lazım. Genelkurmay Başkanı karacı olduğu için Kara Kuvvetleri ağır bir baskı altında. Yani sanki Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nı Genelkurmay Başkanı yapıyormuş gibidir. Kara Kuvvetleri Komutanı, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanı gibi rahat kulaç atamaz. Çünkü başındaki adam o görevden gelmiş. Zaten ona ters düşmek, onun icraatını değiştirmek istemez.

Genelkurmay Başkanı'na ters düşme hakkı hangi komutanın var ki?

Bizim de yok tabii. Ama bir amiral Genelkurmay Başkanı olursa karacı son derece rahatlar. Büyük bir tekâmül gösterir. Genelkurmay Başkanı'nın denizci ve havacı olmasının kara kuvvetlerinin işine gelmesi lazım. Daha üretken olacaklardır.

Karacı ile denizci arasındaki başlıca fark nedir?

Bizim uluslararası ilişkilerimiz daha fazla olmuştur karacıya nazaran. Yeniliklere daha açığız. Şimdi Askeri Şura'da tabii karacılar hâkim. Kıdem müessesesi o kadar güzel ayarlanıyor ki Genelkurmay Başkanı emekli olduğunda en kıdemli yine karacı kalıyor. Dolayısıyla bu şansımız yok.

Siz de darbe yapın, başkanınız denizci olsun!

(Kahkahalar) Biz her türlü darbe lafını unuttuk. Tabii siyasilerin güçlü olması lazım. Şimdi başbakansın. Diyorsunuz ki "Ben havacı Genelkurmay Başkanı yapmak istiyorum." Genelkurmay Başkanı da size diyor ki "Vallahi haklısınız, çok değerli bir arkadaşımız ama ordu rahatsız olur." Bu, "Ordu rahatsız olur" lafını duyunca başbakanın eli ayağı titriyor. Aslında ordu rahatsız olmaz. Çok güzel bir nesil geldi, dünyaya açılmış, pırıl pırıl karacılar var. Burası yeniçeri ordusu değil ki canım! Havacı Genelkurmay olursa isyan mı edecek bunun için siyasilerin güçlü olması lazım.

Siyasilerin orduya hayır deme şansları var mı bu ülkede?

Bu, siyasilerin zafiyeti. Silahlı kuvvetleri bir baskı unsuru olarak gösterenler siyasiler. Ordu her zaman dikkate alınır ama haddinden fazla alınmasın nedeni siyasilerdir.

Komutanların karakteri, görevlerine nasıl yansır?

Aslında birbirimizden çok farklı değiliz, çünkü biz aynı eğitimi alıyoruz, herkes tornadan çıkmış gibi.

"Beynimiz aynı şekilde yıkanmıştır" diyorsunuz.

Aynı şekildedir evet, ben 8 yıl her gece İstiklal Marşı söyledim. Harp Okulu'nda, Kuleli'de. Hepimiz böyle büyüdük, dolayısıyla düşüncelerimiz, karakterlerimiz pek farklı değildir, nüanslar vardır.

Askeri eğitim, bireyselliğe izin vermeyen, nüansları bile törpüleyici bir sistem değil mi?

Efendim öyle de tabii biz en uzun süreli eğitimi alıyoruz Türkiye'de. Her şeyin en güzel yapılmaya çalışılıyor. Yani farklı olmanıza bir neden yok.

Ama efendim hayatı anlamlı kılan asıl farklılıklar değil midir?

Ama biz her bakımdan üniformuz. Düşünüş bakımından olsun, davranış bakımından olsun. Farklı görüşler olabilir ama bu yasalarımıza talimatlarımıza aykırı olursa yaşaması bahis konusu değildir. Mesela aşırı dinci gruplara karşı sempati besleyenler, yok mu, Silahlı Kuvvetlerde de var, var ama bu oran Silahlı Kuvvetlerde en az.

Yüzde kaç?

Kabili ihmal derecesidir tahmin ediyorum, yüzde 1-2'yi geçmez.

Anında elimine edilir herhalde.

Evet. Ben şahsen dört kurmay subayın işini kestim. Bir daha dönüşü olmayacak şekilde.

Ölçünüz ne?

İhbarlar oluyor, bunların ifadelerini alıyoruz, soruşturmaya tabii tutuyoruz çok uzun bir süre. Sonra yalan makinesine giriyorlar. Yalan makinesi yüzde 1,5 hatayla şey yapar. Tabii dinine sadık insanlara yapılacak bir şey yok, ama dini bir örgütsel faaliyete katılmışsa, bu yasak. Bunlar Askeri Şura'ya götürülüyor. Şura'da bakan dâhil 17 üye var. Her biri birer hâkim aslında, görmüş geçirmiş, mesleklerinin son şeylerine gelmiş insanlar. Onlara izah ediliyor. Her giden muhakkak oradan ihraç edilmiyor. Kabul edilmeyenler de oluyor.

Peki, suçlananların avukat kanalıyla savunma hakları oluyor mu?

Askeri Şura'nın kararları yargıya tabii değildir. Tabii ifadeleri alınırken savunuyorlar kendilerini.

Neden avukat hakları yok?

Mahkeme yapmıyoruz. Kendimiz soruşturuyoruz, mahkeme değil.

Ama sonuçta hayatlarını ilgilendiren bir karar alınıyor. Üstelik demin "onlar da hâkim gibiler" dediniz ya.

Çok tecrübeli insanlardır Askeri Şura'dakiler. En ufak hatayı da kabul etmezler. Maskatlı da bir şey olmadığına göre izah ediyorsunuz, bunlar şu örgütten, bu örgütten diye.

Ben suçlananın görüşleri değil, tamamen hukuk mantığı açısından soruyorum. Bu, bir hukuki süreç mi?

Hukuk kavramına girmeyebilir ama biz doğruyu yaptığımıza inanıyoruz. Zaten mahkemeye vermeden sicilen attığımız var, hiç mahkemeye vermiyoruz, onun siciline bakarız, iki üç defa hapis cezası almışsa hemen doğrudan ilişiği keseriz. O zaman mahkemeye müracaat eder, hakkını alır geri döner. Ama geri dönmesi bir şey ifade etmiyor. Onu iflah etmiyoruz. En önemli şey Türkiye'de Silahlı Kuvvetlerin disiplininin bozulmasıdır. Çünkü ağır sanayimiz, petrolümüz yok. Ama bunlardan çok daha güçlü askeri disiplinimiz var.

Ağır sanayi ile askeri disiplini kıyaslamak doğru mu?

Harpte iyi, disiplinli asker petrolden de kıymetlidir, ağır sanayiden de. Tarih boyunca bu şekilde zaferler kazandık. Yoksa Türkiye'nin en sağlam müessesi gider.

Şura kararları sizce temyiz edilmeli mi?

Edilmemeli. Eskiden ediliyordu. 60'tan sonra kaldırıldı. Terfide sorun oluyor. Herkesi general veya amiral yapmak mümkün değil. Adam mahkemeye veriyor, "Benim sicilim iyi beni amiral yapmadılar" diyor. Bu şekilde mahkeme kararıyla amiralliğini alan çok insan vardı eskiden. Sırf terfi nedeniyle bütün askeri makamların başı ağrır. Baş edemezsiniz.

Acaba kararların yargıya kapalı olması, "kötü niyete" zemin hazırlayabilir mi?

Gayet mantıklı bir düşünce. Ama demin söylediğim, orada çok tecrübeli arkadaşlar var. Bunların hiçbiri hatır için başka bir şahsın canının yanmasına rıza göstermez.

Hukukta, hak sadece insafa, tecrübeye bırakılır mı?

Muhakkak ki hukuk çok önemli bir konu.

"Ama devletin âli menfaati söz konusuysa askıya alınabilir" mi?

Alınabilir tabii.

Ama bugün askıya alınan hukuk, yarın size de lazım olmaz mı?

Biz gelecek nesilleri düşünüyoruz. Sizin çocuklarınızın istikbali için her şeyin en doğrusunu yapmaya çalışıyoruz.Buna yasal değil diyemezsiniz. Yasa böyle. Şuranın kararlarının yargıya gitmesi bir şeyi değiştirmez aslında ama bu terfi konusunda elimizi kolumuzu bağlıyor. Birisini atıyoruz, sicili bozuk diye falan, adam hemen Askeri İdare Mahkemesi'ne verip, yürütmeyi durdurma kararı alıyor. Tamam, adalet mülkün temeli fakat bu denenmiş ve baş edememişler.

1996 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player