[Yasin Hatipoğlu] - Riyaseti cumhuriyede bir Refahlı!
Nuriye Akman
Sabah Gazetesi
Önümüzdeki Salı günü Meclis Başkanlığı seçimi var. Eğer Meclis, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel Amerika'ya gitmeden önce başkanını seçemezse, teamüllere göre Demirel vekâletini en yaşlı Meclis Başkanvekili'ne bırakacak. Bu kişi de Refah Partili Meclis Başkanvekili Yasin Hatipoğlu.
Kaderin cilvesi...
Kader, TBMM Başkanvekili Yasin Hatipoğlu'na "üç günlük" cumhurbaşkanı olma fırsatı verecek mi? Olasılık çok.
Meclis,"asil cumhurbaşkanı" ABD'ye gitmeden önce başkanını seçerse, "vekil meclis başkanının", "vekil cumhurbaşkanı olma" şansı ortadan kalkacak. Hatipoğlu, "geçici başkanlık" statüsünü yeni Meclis Başkanı'na bırakacak, taze Meclis Başkanı, taptaze bir Cumhurbaşkanı Vekili olacak. Yani Meclis'i yönetmeden devlete yönetecek. Bunun için TBMM'nin Salı günü yapılacak seçimi pazartesiye alması ve azimle çalışarak bütün turlarını bir günde bitirmesi gerekiyor.
Yok, Meclis Başkanlığı seçimi önceden planlandığı gibi babanın yolcu edileceği Salı gününe kalırsa, Demirel gitmeden emaneti vekiline teslim etmek durumunda olacak. Bu durumda Meclis Başkanvekilleri arasında en yaşlısı olan Yasin Hatipoğlu, asilin bütün yetkileriyle donatılmış bir vekil cumhurbaşkanı olarak köşke çıkacak. Vekilin vekilliği dönemi başlayacak.
Tabii Çiller Hükümeti'nin bugün güvenoyu alıp almayacağına bağlı olarak dadurumlar değişebilir. Çiller'e verilecek "güvensizlik" beyanı, Başbakansız ve Cumhurbaşkansız bir Türkiye görüntüsü yaratacak. Bu durumdan fevkalade hassasiyet duyacak Demirel, ABD gezisini iptal edebilir.
Bu durumda baba, hassasiyetini kalbine gömüp ABD'ye yolcu olsa bile, Meclis'in hangi psikolojik, stratejik ve aritmetik haleti ruhiye içinde başkanını seçeceği ayrı bir soru. Pazartesi ya da Salı, hem babasız, hem anasız bir Meclis, başkanını seçecek çoğunluğu bulabilecek mi? İradesine hâkim olabilecek mi?
Yasin Hatipoğlu'na göre bütün bunlar Allah'ın takdiri. Kısmet olursa partisi iktidara gelmeden kendisi devletin bir numaralı adamı olacak. Güvenoyu almış bir Çiller kabinesine başkanlık yapmanın tadı daha şimdiden damağını kamaştırıyor. Gerçi kendisi "doğmamış çocuğa don biçilmez" diyor ama biz de zaten "mesela" deduk.
Cumhurbaşkanına vekâlet edecek en kuvvetli adaysınız. Duruma göre 2, 3 ya da 8 günlük cumhurbaşkanı olacaksınız. Bir günün beyliği beyliktir. Şansınızı nasıl kullanacaksınız?
Artık beylik devrinde yaşamıyoruz. O dönemlerde diyormuş ki adam, "Ah ulan ah şapkamı yukarı atsam, yere düşünceye kadar da olsa bir padişah olsam." Hikâye bu ya, "Hadi padişahsın" demişler. Atıvermiş şapkayı. Düşünceye kadar bakmış ki süre çok kısa. Ne yapacak? "Zeytinlik vakıf" demiş. Kafasında hep zeytinlik varmış. "Amma da büyük, şu milletin olsa, millet zeytinini parasız yer" dermiş. Yani ona göre zeytinliğin meyvelerinden fakire fukaraya bedava dağıtabilmek en büyük hizmetmiş.
Makamı kaptırmayacak
Sizin şapkanız yukarıdan yere düşünceye kadarki hesabınız nedir?
Bir hesabım yok. Millet zaten orayı verecek, biz önceden gidip bir bakalım nerede ne var. Benim için 1 gün, 8 gün fark etmiyor. Ama cumhurbaşkanlarımız geçmişte bir yere giderken "Şu tarihte ayrılıyorum dönüşüme kadar falan meclis başkanı Meclis Başkanı vekâlet edecektir2 derler. Usul bu. İsmen veriyor. "Dönüşüme kadar" dediğine göre, Sayın Cumhurbaşkanımızın sıhhatle dönüşüne kadar vekâletin devam etmesi gerekir.
Bu arada Meclis Başkanı seçilecek ama siz Cumhurbaşkanlığı'na vekâletinizi sürdüreceksiniz.
Kanaatim o. Tabii bir tereddüt olursa hukukçularımız vardır. Seçilecek Sayın Meclis Başkanımız diyebilir ki "Ben Meclis Başkanı olarak geldim. Bundan sonraki sürede benim vekâlet etmem gerekir". O zaman da işte karşısına, "Yasin Hatipoğlu vekâlet edecektir" diye yazan tezkere çıkacak.
Yani makamınızı "golay gaptırmayacaksınız."
Kaygım kişisel değil. Hukuk açısından bana verilecek vekâlet eğer 8 gün devam etmesi gerekiyor ya ben tevazu sebebiyle "Bunu şimdi tartışma konusu yapmayalım, onun için bırakayım" dediğimi farz edelim. Bu hukuka uygun değilse, benden sonra orada vekâlet edecek arkadaşımızın tasarruflarında hukuki eksiklikler olabilir.
Cumhurbaşkanı size vekâlet verecek mi?
Bilemiyorum ne düşünüler. Giderler mi gitmezler mi?
Endişeleri sizinle mi ilgili?
Hayır, efendim olur mu? Biz Sayın Cumhurbaşkanımızla hep aynı yolları dolaşarak, aynı köprülerden geçerek, aynı zindanları ziyaret ederek geldik.
Peki, cumhurbaşkanlığına nasıl vekillik yapılacağını biliyor musunuz?
Bunun hukukta kuralı var. Vekil asıl gibidir, Sayın Cumhurbaşkanımız ne yapıyorsa ben de onu yapacağım. Bu kadar basit. Ayrıca intibak kabiliyetime güveniyorum.
Partiniz iktidara gelmeden siz devletin tepesine geleceksiniz. Bu nasıl bir duygu?
Bu ihtiras değildir, onu bir kere söyleyeyim.
Bu durumda dünyaya diğer Meclis Başkanvekillerinden daha erken geldiğinize şükrediyor musunuz?
Ben hep devletimin en çok yük çeken hamalı olmayı istemişimdir. Çünkü insanların en hayırlısı insanlara en çok hizmet edendir.
Ama efendim bir sarayda hizmetçilik yapmak vardır bir de sıradan bir evde.
Orayı saray telakki etmiyorum, devletimizin en üstündeki insanın rahat çalışma koşulları hazırlanmış bir mesken olarak düşünüyorum. Biraz yükü fazla. Yani Hazreti Ömer'in bile belini bükecek kadar yükü fazla. Şimdi dünyaya erken geldiğim için böyle bir imkân açılmış olabilir ama biz bilmiyoruz ki geç gelseydik kim bilir daha ne imkânlar açılırdı.
DYP'nin adam hesabının da bunda rolü olacak. Meclis Başkanı zamanında seçilirse yaşınız sizi ülkenin bir numaralı adamı yapmaya yetmeyecek.
Bunların hepsi Allah'ın takdiridir.
Biraz da Meclis aritmetiğinin takdiridir.
Olabilir. Yani takdir önce olur da insanlar oturur hesap ederler. Ancak hükümet bunalımının olduğu bir ortamda parlamentoyu da bunalıma sokmanın doğru olmayacağı kanaatini taşıdığım için bazı arkadaşlarımız başkanlık divanından toptan istifa edilsin dediklerinde bir iki oy hesabı için Meclis'i başsız bırakarak yıpratma hesabına girmedim.
Çünkü hesapta "üç günlük" cumhurbaşkanı olma fırsatı vardı.
O hesabı yapmadım.
Bu Refah Partisi'nin kaçıracağı bir fırsat mıydı yani?
Şimdi olmaz da bir sene sonra olurdu. Ama vekâleten değil de asaleten yapardık bu işi. Yetkiyi de cumhurbaşkanımızdan değil, milletten alırdık.
Geleceğin provası
Yani siz şimdi gelecekteki asli görevinizin provasını mı yapacaksınız?
Biraz da öyle.
Aklınıza yatmayan kararnamelere ne yapacaksınız?
Benim aklıma yatmayandan daha önemlisi ülke çıkarına yatıp yatmadığıdır.
Bu da zaten siyasi kimliğinizle paralel bir şey. Refah'ın eline böyle bir fırsat geçmiş, kullanmayacak mı?
Bu Refah için bir fırsat değildir. Bir insanın hayal edemediği, asla ulaşamayacağı bir şey eline geçiyorsa buna fırsat denir, bizim öyle bir korkumuz yok. Sayın Cumhurbaşkanının oradaki süresini doldurmasından sonra, inşallah o makamı dolduracak sayıya geleceğiz.
Çiler sizin kısa cumhurbaşkanlığınız döneminde rahat edecek mi?
Ben rahatsız olmam, onun rahat olup olmayacağını bilemem tabii. Ama zannediyorum tavsiyelerime uyar benim.
Neden uysun?
Tabii bir Sayın Cumhurbaşkanı'nın tavsiyelerine uymadığı için başının derde girdiğini gördükten sonra uyar. El mücerrab la mücerreb, tecrübe edilmiş, bir daha tecrübe edilmez. Sayın Çiller o tecrübeyi yaptı, şimdi benimle uyumlu çalışacağını
umuyorum.
Çiller'e tavsiyeler
Tavsiyeniz ne olacak?
Halk önünde söylediği sözlere sahip çıkmasını. Yani balkonda başka odada başka konuşmamasını, bunun kendisini yıprattığını söyleyeceğim.
Bunu durup dururken mi yapacaksınız?
Hayır, gelip bana soracak, "Sayın Cumhurbaşkanım ne emredersiniz" diye.
Hayali bile güzel değil mi? Herhalde sizin için çok zevkli bir an olacak.
Gayet tabii.
O zevki artırmak için başka neler yapmayı düşünüyorsunuz?
Atatürk'ün istiklal-ı kâmile yani tam bağımsızlık dediği, bir ülkenin bağımsızlığı sadece siyasi bağımsızlık değildir. Bir de
ekonomik bağımsızlık dediğimiz şey vardır. Sayın Başbakan'a iktisat profesörü olmasına rağmen bunları telkin edeceğim.
"Bu fırsatı kaçırır mıyım" diyorsunuz.
Gayet tabii. Çünkü bu fırsat milletimin fırsatıdır ve ben milletim adına Sayın Başbakan'a telkin ve tavsiyede bulunacağım.
Görevi kime verecek?
Diyelim ki güvenoyu alınamadı. Madem vekil, aslı gibidir, hükümeti kurma görevini Erbakan'a vermeye kalkar mısınız?
Hayır. Devlet tecrübemiz bize neyi gösteriyorsa onu yaparız. Tabii liderlerle istişare ederiz. Güvenoyu alınamadığında ilk istişareler Sayın Cumhurbaşkanı tarafından da başlatılabilecektir çünkü arada bir gün var. Kaldığı yerde biz de Sayın Cumhurbaşkanımızla konuyu istişare ederiz. Ben kendi kaprisime göre ülkeyi yönetecek değilim. Biz 32 yıldır Sayın Cumhurbaşkanıyla birbirimizi çok iyi tanıyan insanlarız.
Çiller diyelim ki güvenoyu aldı, Bakanlar Kurulu'na başkanlık etme yetkinizi kullanacak mısınız?
Gayet tabii ihtiyaç hâsıl olursa. Bakanlar Kurulu şunun için çağrılabilir toplantıya: "Yahu Gümrük Birliği deyip duruyorsunuz. Nedir Gümrük Birliği, ne getiriyor, ne götürüyor? Karar mekanizmasına katılmadığınız bir birliğin sadece pazarına katılmanın anlamı nedir, bunu bana anlatın" diyebilirim. Bu yetkim var. Bu yetkimi kullanacaksam mesela erken seçim telkini yapabilirim.
Sizi dinler mi?
Gayet tabii bir Sayın Başbakan Cumhurbaşkanını dinlemek zorundadır. Bu hem teamüllerimizden, hem de ülkenin şartlarından kaynaklanan bir zorunluluktur.
Çiller hükümetinin bir Refahlı Cumhurbaşkanı'nın başkanlığında yapacağı kabine toplantısı görüntüsünü kaçırmayacaksınız yani.
Bu benim en tabii hakkım. DYP kökenli bir cumhurbaşkanının Refahlı bir bakanlar kuruluna vekâlet etmesi ne kadar tabiyse ki önümüzdeki yıl olacak, bu da o kadar tabiidir.
Durumunuzun bir özelliği daha var, belki de ilk defa bir vekil, başka bir vekil olacak.
Ben Sayın Cumhurbaşkanı'na TBMM Başkan Vekili olarak vekâlet edecek değilim, Sayın Cindoruk'un istifasıyla doğan geçici başkan sıfatımla vekâlet edeceğim.
Başbakan'ın şuhluğu
Meclis Başkan Vekili olarak hiç hata yaptınız mı?
Evet. Çok büyük bir hata değil ama düşündükçe üzülüyorum. Sayın milletvekili Sayın Başbakan'ın önüne geldi, tabii Başbakan'a eğilip konuşması için sırtını başkanlığa dönmesi lazım. Daha makul davranabilse Sayın Başbakan'ın arkasındaki bir yere oturur oradan konuşabilirdi. Böyle yapmadı. Biraz da Meclis hararetli o günlerde. Zaten hararetsiz günlerde Sayın Başbakan olmaz. O şuh meclise gelince böyle bir hararet başlar.
Başbakanı şuh mu buluyorsunuz?
E, herkes sarışın güzel diyor.
Ya siz?
Ben Sayın Başbakan diyorum.
Bilinçaltınız öyle demiyor galiba.
Şimdi o sayın milletvekilini ismini de söyleyerek uyardım "Lütfen başkanlığa arkanızı dönmeyin" dedim. O üzüldü, ben de üzüldüm hatta kendisine pusula yazdım kürsüden "Özür dilerim. Tavrınız doğru değildi ama benim de isim söyleyerek böyle yapmam doğru değildi" dedim.
Demin cevap vermediniz. Başbakan'ı şuh mu buluyorsunuz?
Öyle bulduklarını söylüyorlar. İtiraz mercii de bulamıyorum ki itiraz edeyim. (Kahkahalar)