Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Hüsamettin Cindoruk 1] - Çiller yedek başbakan

Nuriye Akman
Sabah Gazetesi

Doruktaki adam sessizliğini bozdu

Cindoruk sessizliğini bir kez daha bozdu. Meclis Başkanlığı'nın gerektirdiği tarafsızlık sınırlarını, o cin üslubuyla korurken, doruktaki adam olmanın da hakkını vermekten geri kalmıyor. Başbakan Çiller'i, "Orgeneral Güreş'in sivillerin de yedeği" vardır cümlesiyle vuran Cindoruk, "Çiller yedek başbakan" demekten kaçınmıyor. O'na eşine sahip çıkmasını tavsiye ediyor. Cindoruk, en erken bir buçuk sene sonra gündeme gelebilecek seçimlere kadar bir rehabilitasyon döneminin görkemli açılışını yaparken, bu kez taşın altına elini koyabileceğinin sinyallerini veriyor. "Türkiye krizden nasıl çıkar?" sorusuna Meclis'in zirvesinden yükselen ses, Genelkurmay'ın Milli Savunma Bakanlığı'na bağlanması, MGK'nın kaldırılması gibi radikal önerilerle zenginleşiyor.

Siz bunalım dönemlerinde politikacılık, diğer zamanlarda asıl işinizi yaparsınız. Yaşadığımız bu bunalımlı günlerde size de ekstra görevler düşüyor mu?

Siyasette falcılık çok zordur. Türkiye gibi 60 milyon nüfusluk büyük ve güçlü bir ülkede hiçbirimizin gücü
siyasal olaylara yönlendirmeye yetmez. İhtilal yapanların gücü yetmedi. Yaptıkları planlamalar geçersiz kaldı.

Amerika'dan kalp tedavisi sonrası dönüşünüzde "Politik mesaiye ara veriyorum, kalp kaslarımı güçlendireceğim" demiştiniz. Yeterince güçlenmedi mi ki, böyle çekingen konuşuyorsunuz?

Sağlığınız elverişli değilse hiçbir yeni işe girişmemek gerekir. Doktor, siyasi kararlarınızın baş aktörüdür. Bir anjiyo plasti geçirdim. İki damarımı açtılar. 6 ay içinde yüzde 40 yıpranma riski var. O riski aşmaya çalışıyorum. Bunun ilk şartıda stresten uzak yaşamak.

Devletin zirvesindeki krizin stresinden kaçabildiniz mi?

Hayır kaçamadım. Üzüldüm. En çok da herkese tuhaf gelecek, Sayın Güreş'in üzülmesine üzüldüm. Çünkü Güreş'in demokratik fikirlerini yakinen biliyorum. Sayın Güreş hiçbir siyasal ya da askeri ihtirası kalmamış bir devlet görevlisi. Geçmişte çok yanlış genelkurmay başkanları taşıdı Türkiye. O olayları da bildiğim için Güreş'e çok değer veriyorum.

Güreş'in üzüntüsüne kendi davranışları da neden olmadı mı?

Sanmıyorum. Sayın Güreş, benim gibi dobra dobra bir adam. Dobra dobra adamdan kötülük gelmez. Fikrini, inancını, nefretini, sevincini içinde saklayandan korkun.

Bir genelkurmay başkanının hislerini bu kadar açık dile getirmesi doğal mı?

Generallerimiz vitrin önüne çıkmaya bizim kadar tecrübe sahibi değiller. Sizler insanın ağzından sözü alıverirsiniz. Basının önüne çıktığı vakit bir generalin frene basması çok zor.

Ama basının önüne çıkma kararını kendisi veriyor.

Siz de bırakmıyorsunuz. Asker sivil farkı çok azaldı medya çıktıktan sonra. O nedenle ben onu kusurlu bulmuyorum. Sayın Güreş'i çok övdüm, onun için özür dilerim. Sayın Güreş'in övülmeye ihtiyacı da yok. Ben darbelere karşı koymuş, ezilmiş, cezaevlerine girmiş bir insan olarak Güreş'i yeni tip özlediğim, demokrasi aşığı asker tipinin temsilcisi sayıyorum.

Bu krizden sonra da mı?

Hala öyle. Ufak tefek dil sürçmelerinin kusurlarını, bütün değer yargılarının binası içinde yıkılmasına neden
yapmamalıdır.

Bir genelkurmay başkanının, bir cumhurbaşkanı ile siyasi polemiğe girmesi bu kadar ufak bir kusur mudur?

Bence evet. Demokratik koşullar içinde genelkurmay başkanlarının da konuşma hakları vardır. Sayın Demirel'le arasındaki bu ilişkiyi Sayın Güreş'i mahkûm etmek için yeterli bir delil saymıyorum. Ben Cemal Tural hadisesini yaşamış bir kuşağın içindeyim. Geçmişteki başka olaylarla karşılaştırdığım zaman bu çok hafif bir konu.

Bu yargıya kendisinin de biraz tahrik edilmesinin payı olduğunu düşündüğünüzden mi vardınız?

Ondan çok ben telefonu fazla sevmem. Bu telefonla konuşmaktan çok hoşlanmam. Çünkü telefonun siyasetçilere
yaptıklarını çok iyi biliyorum. Sayın Güreş'le ilgili bir kararın telefonla görüşülmesini onun kusuru saymıyorum.

Peki, komutanların Elmadağ'da anneler günü kutlayıp, briç oynamalarına ne diyorsunuz?

Seyahat özgürlüğü var. İstediği yere gider. Yani komutanlar Elmadağ'da briç oynadık diyorlarsa inanırım. Ben de briç oynamasını bilsem gider onlarla oynarım.

Hava ve Jandarma Komutanları da briç bilmiyor.

Onlar da seyretmiştir.

Diğerleri ne yaptı acaba?

Ben Big Brother değilim. Meclis Başkanı herkesi gözetlemiyor.

Sayın Başbakanın gösterdiği performansı nasıl buluyorsunuz?

Olayları kişilere indirgeyerek yargılamak çok yanlış. Devletimizin kuralları, kurumları işliyor mu? Devletimizi demokratik yapıya kavuşturduk mu? Anayasayı, yasalarımızı demokratikleştirdik mi? Yani sorun yapısal bozukluklardan geliyor. Ben meclis başkanı olarak Sayın Çiller'i eleştirmek istemiyorum.

Sayın Çiller'i seçim öncesine kadar çok eleştirdiniz. Şimdi hoşgörülü yaklaşmak için nasıl bir nedeniniz var?

Sayın Çiller'i hiç eleştirmedim.

Niye? "Partiyi okul müsameresi gibi yönetiyor" dediniz.

Ben şuna baktım. Mesela bir seçimde adayların tayin edilmesi, il ve ilçe örgütlerinin işlemesi demokratik değilse onu söyledim. Şahısların üzerine gitmedim.

Orduyu siyasi polemik konusu yapan bir başbakanı içinize sindirebiliyor musunuz?

Orada soru şu. Acaba böyle bir amacı mı var, yoksa bir tedbirsizlikle mi yakalandı? Bu bir hata ise telafi olabilir.

Ya sonraki "yetki sende bende" tartışmaları?

Onların hiçbir değeri yok. Çünkü bu işin yazılı kuralları var. Onun için kurallar konuşuyorsa bu tartışmalara gerek yok. Şimdi Sayın Başbakan kuralları zorlama çalışıyor. Sayın Güreş bu sene emekli olacaktır. Bunu yeni bir kural haline getirmenin zorlukları vardır.

Çiller'in telefon görüşmesinde "bunu çaktırmadan yapalım" üslubuna karşı sessiz mi kalıyorsunuz?

Olur mu? Ben o üslubu kullanmış olmanın yanı sıra yakalanmayı da kusur sayıyorum. Ben ne cep, ne araç telefonu taşırım. Geçen gün Sayın Daçe'ye "Sakın bana telefon etme" dedim.

Dinlenmekten mi korkuyorsunuz?

Hayır. O benim çok eski bir arkadaşım. Bana sır da söylemez ama şaka yapıyorum.

Sizce Güreş, "Sivillerin de yedeği vardır" sözüyle ne anlatmak istedi?

O cümleyi ben de anlamadım. Başbakan için mi söylüyor acaba? "Zaten yedekler idare ediyor devleti" falan demek istemiş olabilir. Belki de biz yedek subay olduğumuz için öyle söylemiştir. Ama Sayın Çiller yedek subay değil.

Zirvede kavgayı ayıplamıştınız. Buna Sayın Demirel'i dâhil ediyor musunuz?

Hayır. Sayın Demirel sıkıntı verici bir iş yapmamıştır. Dedi ki, "Bu konuda son kararı ben vereceğim." Demirel tartışmayı bitirmek istedi, kavga etmedi.

Güreş etti mi?

Güreş kendini savundu. Bence gereksizdi. Demirel'le bir görüşme yapsaydı, bu ihtilaf ortadan kalkardı. Ayrıca bu bir kriz değil, demokratik bir tartışmadır.

Kriz değilse neden sıcağı sıcağına Sayın Demirel'e koştunuz?

Ben Sayın Demirel'e Fransa seyahati hakkında bilgi vermek için gittim. Bu konu da arada görüşüldü. Demirel bu konuda da soğukkanlı, duygularının üstündedir.

Peki, Sayın cumhurbaşkanının yedeği var mı?

Siyasette hiç kimsenin yedeği olmaz. Halefi selefi olur.

Tansu Çiller'in de mi yedeği yok?

Zaten Çiller'in kendisi yedek. (Kahkahalar) Çünkü lider Demirel'di. Demirel'den sonra kim gelirse yedektir.

Zaten sorun da Demirel'in 30 yıllık siyasi mücadelesinde ikinci bir adam yetiştirmemesinden kaynaklanmıyor mu?

DYP'de ikinci adam vardır, fakat lider olmak zordur. Lider seçimle, kongre kazanarak olunmaz. Lider olmanın müthiş şartları vardır. Doğru Yol'un Genel Başkanı vardır, lideri yoktur. Gerisi vehimdir.

Madem Çiller yedek, aslı kim olabilir?

Zaman ve parti çıkarır. Onu ben tayin edemem. Kongre de tayin edemez. Birini genel başkan yaparsınız kaybolur birkaç sene içinde, birini yaparsınız Demirel gibi 30 sene devam eder.

Peki, sizin yedeğiniz var mı?

Eşim. (Kahkahalar)

Onu saymayalım isterseniz.

Ben siyasette arkadaşlarımla karar veririm. Siyasette hiçbir ihtiras içinde olmadım. Devamlı arkadaşlarım beni bir göreve getirirlerse gelirim. Sonra da görevi bırakırım.

Şu genelkurmay başkanı meselesini tamamlayalım, size sonra dönelim mi? Güreş, Fikri Sağlar'la da tartıştı. Genelkurmay başkanlarının hükümet üyeleriyle polemiğe girmesi doğal mı?

Sayın Sağlar fazla taraf olmadı bir konuda birden beyanda bulundu. Bence o yanlış. Ben ordunun darbe yapmasına karşıyım ama orduma da saygılıyım. Ne yapacaksak orduyu incitmeden yapalım. Türk ordusu 3 darbe hadisesinde de demokrasiye dönmüştür. Ordumuz demokrasi aşığıdır. Bunun değerini siyasetçilerin bilmesi gerekir. Onun için ben Sayın Sağlar'ın üslubunu beğenmedim.

Peki, nasıl oluyor da Genelkurmay Başkanı bu konuda bir parti liderine mektup yazabiliyor?

Genelkurmay Başkanı'nı siz mektup yazmaya mecbur etmeyeceksiniz. Ben size başka bir şey söyleyeyim. Genelkurmay Başkanlığı'nı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlayalım, sivil otoriteye bağlayalım. Ordumuz da şuna güvensin e inansın ki Türk siyasetçisi Türk ordusuna saygılıdır. Bu denge kurulursa Türk ordusundan hiçbir problem beklemiyorum. Milli Savunma
Bakanı'na bağlı oluşu bir prestij meselesi değildir. Bundan sonra hükümetler Milli Savunma Bakanı'nı tayin ederken çok dikkat etmelidir.

Genelkurmay'ı Milli Savunma Bakanı'na bağlamanın tam zamanı mı?

Tam zamanıdır. Ama bunu tek konuda yaparsanız eksik olur. Benim söylediğim, anayasayla, yasalarıyla, demokratikleşmenin içine bunu bütünüyle alırsanız, ordu hiçbir şey yapmaz. Ama siz sadece ordunun MSB'na bağlanması meselesini getirirseniz alınganlık yaratır, kasıt aranır.

Peki demokratikleşme paketi için bile Genelkurmay Başkanıyla anlaştığını söyleyen bir başbakanın hükümetinde bunlar yapılabilir mi?

O ağzından kaçmıştır. Bir dil sürçmesi. Genelkurmay Başkanı onun muhatabı değildir. Milli güvenliği ilgilendiren bir meselede demokratikleşme yapılacaksa bu Milli Güvenlik Kurulu'nda konuşulur.

Örnek aldığımız batı demokrasilerinde olmayan bu kurumu demokrasimiz için engel saymıyor musunuz?

MGK'ya ben 1960'tan sonra karşı çıktım. MGK kurulduğu zaman o zamanki Millet Meclis'inde sadece Talat Asal karşı çıkmıştır. Büyük bir ittifakla geçmiştir. Benim karşı çıkışım şudur. Hem Askeri Şura, hem MGK, iki anayasa kurumu fazladır. MGK'nın darbeleri önleyecek bir sübap gibi düşünülmesini ordumuza saygısızlık sayıyorum. Ancak sivillerle askerlerin bir arada karar verecekleri bir organa da ihtiyaç var. Bunun adı Askeri Şura da olabilir, başka bir şey de. Orada sivillerin yani devlet kanadının ağırlıklı olması şarttır.

Bu konuda öncülük yapar mısınız?

Bir tek şartla. Türkiye Cumhuriyeti adasını parsel parsel değil, tüm yasalarıyla düzeltmeler yapma şartıyla. Bunun için liderler samimi bir şekilde anayasa değişikliği için bir araya gelmeli.

Onları bu amaç için bir araya toplamıştınız. Ama sonuç alamadınız.

Hayır, komisyona havale edilmiştir. İktidar partilerinden başlayarak bir irade istiyor.

İradesiz bir parlamentonun başkanı olmak nasıl bir duygu?

Ben parlamentonun iradesi yok demiyorum. Sürükleyici, gündem yapıcı bir irade yok. O irade her zaman iktidar partilerindedir. Anayasa değişikliği getirildi de Meclis bunu ret mi etti?

Yarın: Aile siyasete karışmaz

1994 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player