Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Yusuf Bozkurt Özal] - 'Demirel'i tutarlı bulmuyorum'

Nuriye Akman
Sabah Gazetesi

Yeni Parti Genel Başkanı Yusuf Bozkurt Özal, Demirel'in merhum Turgut Bey'e yakın düşünceler öne sürmesine "ihtiyatla" yaklaşıyor ve "Fikirleri tutarsız. Durup dururken fikir atıyor ortaya. Artık izlemekten de usandım" diye konuşuyor.

Turgut Özal Fotoğrafları

Turgut Özal'ı kaybedeli bir yıl oldu. Ama anısı hala sıcak, hala taze. Onun yaşamasına bir şekilde tanık olanlar, bugün kendi objektiflerinden gördükleri "Özal fotoğraflarını" sunuyor. Daha uzun yıllar bu buluş süreceğe benziyor. Bugün ağabeyinin ikinci değişim programını hayata geçirme iddiasıyla Yeni Parti'nin başına geçen Yusuf Özal, herhalde onun yokluğunu en fazla hissedenlerden biri. Özal kardeşlerin en küçüğü, belki de hala siyasetin içinde olduğundan duygularını açıkça belirtmekten kaçınıyor. Bilinçaltında "geçmiş haneden eleştirilerinin" izleri var. Ama bilirsiniz, duygu su!

Sonuçta bir takdir-i ilahi olsa bile ağabeyinizin ölümünde bazı ihmaller olduğunu düşünüyor musunuz?

Ağabeyimin vefatından sonra Köşk'te kendilerinin kaldığı yere bir daha girmedim. Sadece yeni yapılan yerde Sayın Demirel bizi kabul etti. Tabii ağabeyim çok sade bir hayat yaşıyordu orada, her ne kadar gazetelerde şu kadar masraf yapıldı, bu kadar masraf yapıldı denmesine rağmen, ne varsa orada onlarla çalışıyordu. Demirel bütçesinde bir kesinti yapmıştı. Şimdi tahmin ediyorum bütün o eksiklikler tamamlanmıştır. Sayın Demirel'e herhangi bir sıkıntı gelirse herhalde tedbirini alacak kişiler vardır orada.

Turgut Bey, ihmal kurbanı mı oldu?

Öyle bir durumda hemen alıp götürecek bir insan yoksa kalp ameliyatı olmuş bir insanın bütçesi kesilmişse, elinde imkân yoksa ihmal dediğiniz şey de budur.

O son yorucu seyahat öncesinde doktorunun uyarması gerekmiyor muydu?

Vallahi ben bilemem. Onu doktorlara sormak lazım. Turgut Bey gibi dinamik bir insan boş oturamaz. O çalışmaya mecburdu. Bana sorarsanız, zamanını en iyi şekilde geçirmiştir. Ama herhangi bir tıbbi problem karşısında Köşk'te müdahale yapma imkânı şimdi getirilmiştir.

İkinci Değişim Programı

Ağabeyinizin bir vasiyeti var mıydı?

Vefat ettiği zaman yatmak istediği yeri söyledi bana bir keresinde. Şimdi oradadır zaten. En büyük vasiyeti bu partinin kurulmasıydı. İkinci Değişim Programı'nın uygulanması her zaman konuştuğumuz meseleydi. "Allah bana beş sene daha ömür verse de bu işleri yapsam" diyordu.

Kuracağı partinin başında kendisi Köşk'ten ininceye kadar sizi mi görmek istiyordu?

Tabii benim gelmem mümkün değildi kendisi varken. Bize hanedan deniyordu zaten. Turgut Bey varken, ben hiç düşünmedim işin başına gelmeyi. Rahmetlinin vefatından sonra hadise bu şekle döndü. Turgut Bey'in geçici olarak değişik isimler üzerinde konuştuğunu biliyorum.

Sanırım bir ara da Korkut Bey'idüşünmüş.

Doğru. Korkut Bey hepimizin ağabeyi olması bakımından bu işi bir ara götürebilirdi. Fakat Korkut Bey kabul etmedi.

Gerekçesi neydi?

Vallah onu kendisine sorun. Ben açıklayamam şimdi, yanlış olur.

Turgut Bey üzüldü mü kabul etmemesine?

Teklif edilip de kabul edilmediğine göre herhalde üzülmüştür.

Peki, siz üzüldünüz mü?

Ben o ara olan hadiseleri Turgut Bey kadar değerlendiremiyorum. Daha çok bu İkinci Değişim Programı'nın hazırlanması ile meşguldüm. Ben teşkilatın kurulması ile de uğraşmıyordum. Bizim devreye girmemiz onun vefatından bir müddet sonra oldu.

Kürt sorununa yaklaşım

Turgut Bey Erhan Göksel ve Murat Şeker'e "Beni üç kişi anladı. Yusuf, Hüsnü ve Engin Güner. İkinci Değişim Programı konusunda değerlerini imtihan etsem, hepsi sınıfta kalırlar" demiş.

Bunu onlara söylemiş olabilir, bizim yanımızda söylemezdi böyle bir şeyi. Yani insanlarına yüzüne söylenmez bu laf.

Aynı konuşmada ekonomiyi sizin kendisinden iyi bildiğinizi, ama sizin de siyasi bilginizin zayıf olduğunu belirtmiş.

Turgut Bey çok iyi bir ekonomistti, ben hiçbir zaman ondan iyi olduğumu söyleyemem. O yalnız iyi değil aynı zamanda tatbikatı olan bir insandı. Aslında politikacı değildi o. Turgut Bey daha çok devlet adamıydı. Yani Demirel tipinde bir politikacı değildi. Söylediği sözün arkasından giderdi, şahıslara sataşmazdı. Ben kendisinden siyaset ve ekonomide çok şeyler öğrendim.

Kürt sorunu konusunda Demirel'e yazdığı bir mektup ölümünden sonra yayınlandı. Bu mektubun daha sonra sahte olduğu iddia edildi. Gerçek nedir?

Şimdi öyle bir mektup var mıdır yok mudur bilemem ama benim dikkatimi çeken Turgut Bey'in fikirleri arasına başka fikirler sokulmuş. Yani mektup Turgut Bey'in fikirleriyle kamufle edilmiş, başka fikirleri de içeren bir doküman gibi yani. Otantik olduğu kuşkulu.

Peki, ne yapılmak istendi?

Bilmiyorum, onu hazırlayanlar bilir.

Bu işin aslını ortaya çıkarmak için neden çaba göstermediniz?

Şimdi Nuriye Hanım biz yeni bir parti kurduk. Elalemin dalaveresiyle uğraşırsak memleketi idare edemeyiz, dalavereci çok Türkiye'de.

Peki, bu tezgâhın arkasında kim olduğunu düşünüyorsunuz?

Kafam o şeylere çalışmaz benim. Yalnız yaptığım işlerde Turgut Bey'in fikirleri var mıdır, başkalarının fikirleri midir onu görebiliyorum. Kim, niçin, hangi maksatla hazırlanmıştır, bu konulara girmem.

Ağabeyinizin Kürt sorununun siyasi çözümüne ilişkin gerçek düşüncesi neydi?

Meseleyi sadece Kürt meselesi olarak görmemek lazım. Türkiye'de demokratik bir ülkede olması gereken ortamı hazırladığınız, başkanlık sistemine gittiğiniz, âdemi merkeziyete dayanan bir bölge valiliği yapısı içinde, bölge valilerinin seçimle geldiği
bir süper devlet yapısına geçtiğiniz takdirde bu mesele kendiliğinden çözümlenir zaten.

Demirel'in "anayasal vatandaşlık" diye ortaya attığı fikirler de bunun bir parçası mı?

Valla ben Demirel'in fikirlerini pek tutarlı bulmuyorum. Durup durup fikir atıyor ortaya. Artıp takip etmekten usandım. Söyleyeceğim şudur. Bir bölgeyi 15 sene sıkıyönetim, olağanüstü hal altında tutarak terörle mücadele etmeye kalkarsanız orada halkı kaybedersiniz. Yapılacak iş, terörle mücadelede devletin güvenlik kuvvetlerine imkân veren bir kanun çıkartmaktı
ama olağanüstü hal konmadan. Turgut Bey'in yaklaşımı da oydu. Fakat olağanüstü halin kaldırılmasına zamanı yetmedi.

Rahmetli Özal'ın o dönem Kuzey Irak'ta kurulacak Kürt devleti için Amerika ile anlaştığı yolunda da iddialar var.

Devletin elinde hür türlü vesika var, çıkartsın ortaya. Onu Tansu Hanım'a, Demirel'e sormak lazım. Bakın hadise şu. Rahmetli, Talabani ve Barzani ile ki bunlar Apo'ya karşı olacak kişilerdir,

Demirel-Özal kavgası

"Düşmanımın düşmanı benim dostumdur" prensibinden hareket ederek, onlarla gizli görüşme yaptı. Duydular. Süleyman Demirel'in aynen lafı şudur: "Cumhurbaşkanı hıyanet-i vataniyededir." Şimdi ne diyor? Kendileri Barzani ile Talabani ile görüşüyorlar mıymış? Bu lafları üretenler, rahmetliye çamur atanlar bugün devletin başındalar. Onlara sorunuz.

Son zamanlarda Turgut Bey'in Demirel'le ilişkilerinde bir yumuşama olmuş muydu?

Şimdi kavganın sebebi şuydu, beceremiyorlardı, ekonomiyi götüremiyorlardı. Gündemi değiştirmek için cumhurbaşkanı ile kavga çıkarıyorlardı. Turgut Bey Demirel'e kırgın değil, üzgündü memleket için. Demirel Demirel'dir. Demirel'i değiştiremezsiniz ki. Bakınız kendisi vefat etti. Bir sene içinde memleket ne hale geldi. Tekrar IMF'nin kapısına gittik. İnanın çok üzülüyorum.

Ağabeyiniz Çiller için ne düşünüyordu?

Demirel'e göre çok iyi düşünüyordu. Bu ekonomik zirve toplantılarını yapıyordu rahmetli. Çiller önce Turgut Bey'e karşı
idi ya, zaman içinde cumhurbaşkanının söylediklerinde haklı olduğunu anlamaya başladı belki. Çünkü bir gün bana "Bu hanım bize daha yakın" dedi.

Onu "Başarısız bir iktisatçı" olarak gördüğü de söyleniyor.

Orası da doğru. Bu işi götüremediğini söylüyordu. Ama fikirlerinde bize yakın olduğunu da belirtiyordu.

Çiller'in Özal adını ağzından düşürmemesini nasıl yorumluyorsunuz?

Normaldir. Şimdi DYP'nin misyonu askerler tarafından makamından indirilen Demirel'i tekrar iktidara getirmekti. Rahmetli vefat ettikten sonra Demirel hiç ummadığı bir yere geldi. Çiller de hiç beklemediği bir şekilde partinin başına geçince baktı ki partinin misyonu bitmiş. Hangi misyona sarılacak? Kendi kurduğu partisi tarafından da reddedilmiş bulunan Özal'ın İkinci Değişim Programı'na ilişkin yaptığı konuşmaları derlediler, topladılar, program haline getirdiler. Ben kızmıyorum Tansu Hanım'a. Aksine hoşuma gidiyor. Fakat bir taraftan Demirel, bir tarafta kendi partisi içinde onu devirmek isteyenler, önünde bir yeni kongre vardı. Öbür tarafta onu fevkalade kıskanan Mesut Yılmaz ağzına geleni söyledi. O da neticede üniversite hocalığından siyasete atılmış yeni bir politikacı. Bu kadar insanla baş etmek kolay değil ki. Bana sorarsanız, o bakımdan
başarılı olmuştur.

Tansu Hanım'ın memleketin bu duruma gelmesinde payı yok mu?

Bugün bu duruma gelmemizin sebebini tamamen Tansu Hanım'a yüklüyorlar. Tamam, Tansu Hanım'ın da kusuru vardır ama bu hale gelmemizin sorumluluğunun belli kısmı Akbulut'a, bir kısmı Mesut Yılmaz'a aittir. Ama çok büyük bir kısmı Süleyman Demirel'e
aittir. Tansu Hanım'a düşse düşse dörtte biri düşer. Dörtte üçü onlara aittir.

Çiller Başbakan olamazdı

Turgut Bey yaşasaydı Tansu Hanım'la politik işbirliği içinde olur muydu?

Yaşasaydı zaten Tansu Hanım bu kadar önemli bir insan olamazdı. Tansu Hanım'ın birden başbakan olması rahmetli Özal'ın ölümüyle oldu.

Turgut bey'in kuracağı yeni parti için bir kadın lider arayışı içinde olduğu bunun için bazı araştırmalar yaptığı söyleniyor.
Doğru mu?

Tabii geçiş dönemi için olabilir. Turgut Bey her şeyi yaptırmış olabilir, tabii kendi hayatta kalıp tekrar başına geçmesi hesabına göre.

Peki, ölümü ailesiyle ilişkilerinizde bir yumuşama meydana getirdi mi?

Benim ailesiyle bir problemim yoktu zaten.

Biraz limoni değil miydi?

Açık söyleyeyim son bir buçuk sene evveline kadar hemen her akşam onlardaydım. Oturur konuşurduk. Ortada kavga edilecek bir mesele de yoktu. Memleketin meseleleri üzerinde bazı konularda değişik düşüncelerimiz olmuştur o kadar.

Ailesiyle şu günlerde ilişkileriniz nasıl?

Ahmet Özal siyasete girebilir

Vefatı dolayısıyla artık hanımı da çocukları da bir nevi onun bana bıraktığı emanetlerdir.

Korkut Bey de mi öyle düşünüyor?

Onu Korkut Bey'e soracaksınız. Benim düşüncem herhangi bir sıkıntıları olursa, Turgut Bey olmadığı için biz onun yerine varız.

Ahmet Özal'ın eninde sonunda siyasete gireceğini düşünüyor musunuz?

Girebilir tabii, daha genç, benden tam on beş yaş küçük. 39 yaşında. Ben o yaşta siyasete filan girmemiştim daha. 47 yaşında girdim.

Peki, onu siyasete girmesi için teşvik eder misiniz?

Vallahi işlerini toparlaması lazım. Özel sektörde bulunan bir insanın işlerini toparlamadan siyasete girmesi kendisi için zararlı olabilir. İşlerini toparladıktan sonra girebilir.

Peki, aynı kulvarda mı politika yaparsınız, yoksa ayrı bir yol mu çizersiniz?

Biz rahmetli Özal'ın çizgisindeyiz. Herhalde Ahmet de farklı bir çizgide gitmeyi düşünmez. İkinci Değişim Programı'nın
dışında bir çizgi düşünerek öyle siyasete girmek istiyorsa, o ayrı bir konudur.

Ama şu anda Çiller'e destek veriyor görünüyor, size değil.

"Torumtay korktu" demişti...

Bu tamamen dışarıdan görünüşüdür. Biz kendi içimize bakıyoruz, onlar da kendi içlerine bakıyorlar. Biz, bize vesayet edilen meselenin üzerindeyiz. Başkaları nasıl hareket ediyor, beni hiç ilgilendirmez.

Yeni Parti'ye Ahmet Bey destek veriyor mu, vermiyor mu?

Bunu bir aile meselesi haline mi getirmek istiyorsun? Nuriye Hanım lütfen bunu bırakın. Bakın bize hanedan dediler. Bizi ve Turgut Bey'i yıpratmaya çalıştılar. Bize kalkıp "Aile partisi kurduruyor" mu dedirteceksin? Ahmet Bey nasıl isterse öyle yapar. 39 yaşına gelmiş bir insan nasıl istiyorsa öyle hareket eder.

Buradan Ahmet Bey'le ters düştüğünüz sonucu çıkıyor.

Bizim Ahmet Bey ile herhangi bir ters düşmüşlüğümüz yoktur. Diğer partilere ne kadar uzak ve yakınsa bize de o kadar yakın veya uzaktır.

Torumtay'ın anılarında sizi rahatsız eden şeyler oldu mu?

Bir gün rahmetli Özal'a gittiğimde dedim "Ağabey, bu Genelkurmay Başkanı niçin istifa etti?" Şöyle döndü bana baktı, dedi ki, "Korktu." Aynen böyle söyledi. Anılarında tamamen meseleyi şekli bir hale getirmiş. İşin ruhu yok. Cumhurbaşkanı şöyle hareket etmeliydi, bunu yapmalıydı falan. Dünyada önemli bir savaş oluyor. Orada işin şekline önem
verilmiş. Bu bakımdan içime acı verdi o yazılar. Torumtay'a da yakıştırmadım.

1994 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player