[Aydın Menderes] - Menderes'in sevgi mektupları 6
Nuriye Akman
‘Ruhumla daima sizinleyim’
Adnan Menderes, hasretinden ölmüştü; 17 Eylül’de çıktığı sehpa neydi ki?
Adnan Menderes, nihai ayrılıştan 13 gün önce, eşine bağlılığını şöyle dile getirdi: “…Mektuplarıma cevapların, beni ne heyecanlandırdı, kalbimin vuruşlarını dinler, hislerimin tekrarını okur gibiyim. Benim halim ne derece ıstıraplı ise, hiç eksiksiz senin de aynı ıstırabı yaşıyor olduğuna inanıyorum. Istırapları böyle paylaşmak, onun acılarını hafifleten sihirli bir şey; sana ne kadar minnettarım ve o nispette nasıl bir sevgi ve hasretle bağlıyım. Sen benim koruyucu meleği ve bütün his ve heyecanlarımın üzerinde toplandığı aziz varlığımsın.”
Dönemin şartları mektuplarının az çok birbirine benzemesi sonucunu doğurmuştu ama gam denizinde yüzerken bunun ne önemi vardı? 5 Eylül’de Menderes şöyle yazdı: “…O kısacık ve hatta mecburi olarak az çok birbirine benzeyen mektupların, bana sevginin sihirli ikliminden, senden geliyor; benim için her şey onlar. Kaç defalar okumaya doyamıyorum ve her an onları bekliyorum. Ben de mektuplarımla derin sevgimi, dayanılmaz hasretimi ifade etmekle tatmin edilmiş oluyorum. Onun için mektuplarımı almadığını öğrenmek ve mektupsuz kalmak derin bir acı oluyor…”
2 Eylül nikâh yıldönümleriydi. Menderes, yine mektup alamadığından yakınıyor, “Nikâhımız yıl dönümünden ben bu acıklı halimizde bahsetmek istemedim, sen yazıyorsun ve ben derin teessürle onları okuyorum, gözlerim yaşlı. Kalbinin çırpıntısından bahsediyorsun son derece elem duydum. Rabbim korusun. Görülmemiş bir sevgi ve iştiyakla öperim hayatım Berin’im” diye yazıyordu.
Son mektup
Adnan Menderes’in eşine ulaşan son mektubu 9 Eylül 1961 tarihini taşıyor. Kuşkusuz asıldığı 17 Eylül’e kadar yazmaya devam etti. Ancak bunlar Berin Hanım’a gönderilmedi. Berin Hanım eşinin son anlarındaki duygularını, bu mektuplar yıllar sonra basına sızdırılıncaya kadar öğrenemedi. Berin Hanım’ın eline ulaşan son mektupta şu satırları okudu:
“Berin’im; mektup almadım müteessirim, fakat iki telini adım, birisi eksik mektuplarımı aldığını öğrendiğimden bir derece ferahladım. Bugün mektuplarını alırım inşallah. Mektupların gelmediği gün ta ertesi günü beklemek ne zor Yarabbi. Günün ve gecenin kaç saat olduğunu benden sorsalar ve ben de iştiyak ve hasreti duyduğum gibi anlatabilsem. Gözlerim hep kapıda, gönlüm sende, her an mektuplarını bekliyor, dua ediyorum. Yüksel orada değil herhalde. Canım Mutlu ve Aydın’ımı kucaklar, en derin hasret ve sevgiyle sizi, seni öperim canım Berin’im.”
Izdırabım sizsiniz
Adnan Menderes, eşine ulaşmayan 15 Eylül tarihli son mektubunda şöyle diyordu: “Berin’im benim. 8 ve iki adet de 10 tarihli 3 mektubunu aldım. Hakikaten eşsiz ıstıraplar çektik. Benim ıstırabımın aslı sen ve siz, hasretiniz. Bir dağ başında tek başımıza olsaydık, bir ıstırabım olmazdı. Mektuplarınla her an yetiştin ve bu sayede hasretin acısına dayanabilmek imkânını bulabildim. Çocukları en derin hasret ve sevgiyle kucaklarım. Sana o kadar içten sevgi ve duygularla bağlıyım ki, böyle bir hasret ve sevgi ile seni binlerce, binlerce öperim. Biricik Berin’im benim.”
Miras gibi nasihat
Menderes asılmadan bir gün önce de oğlu Yüksel’e yazdı: “Yüksel oğlum, mektuplarınızı muntazam alamamamın hüznü içindeyim. Annenizin etrafında toplandınız. Çok memnun oldum. Bana teselli kaynağı oluyor. Sana, hepinize itimadım tamdır. Hakkımda müspet düşünün. Rabbim sabır ihsan etsin. Beşeri zaaflar insanlarda mevcuttur. Söylenenlere, etrafa inanma. Herkese yardım et. Bankalardan asla tavassut etme (aracılık yapma). Bulunacağın mevkilerde inan etme, kararlı ol. Bütün bu olaylardan sonra benim mefkûrem olan millete, vatanına varlığınla hizmet et. Ruhumla daima sizinleyim. Sizi şefkatle anıyorum. Hakkınızı bir kere daha helal edin. Benden helaldir. Hepinize hüzün ve heyecanla hitap ediyorum. Yanınızdayım. Sonsuz, dayanılmaz, hissedilmemiş bir özleyişle ve gözyaşları ile hepiniz öperim.”
Adnan Menderes, öyle anlaşılıyor ki, hasretten ölmüştü. 17 Eylül 1961 günü çıktığı sehpa neydi ki, boynuna geçen yağlı urgan neydi ki?