Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Aydın Menderes] - Menderes'in sevgi mektupları 5

Nuriye Akman

Ölüme yürüyen hasret
21 Ağustos 1961 günü, Menderes ailesi Yassıada Komutanlığı’nın odasında bir araya geldi. Hepsi bunun bir son buluşma olduğunu biliyor, gözyaşlarını içlerine akıtıyordu. Ertesi gün Berin Hanım, bu müthiş anı, elli kelimelik sınırı aştığı mektubunda şöyle anlattı:

Buraya (İstanbul’a) geldiğimizden beri her an artan heyecan ve sabırlığımız seni görünceye kadar durmadan arttı. Kalbim yerinden fırlayacak gibi atıyor, hiçbir surette teksin edemiyordum. Çocuklar de benden farksızdı. Nasıl motora bindik, nasıl adaya çıktık, odaya alındık bilemiyorum. Biraz sonra kapı açılıp da seni görünce çocuklarla beraber koşup sana nasıl sarıldık, nasıl kucaklaştık. Sen de bizi bağrına bastın. Sen de yavrularımızın birini kucaklıyor, bırakıp diğerine sarılıp öpüyordun. Büyük Allah’a çok şükür, müsaade verenlerden de Allah razı olsun. Bu kadar zamanlık hasretten sonra kavuşup ayrılmak dayanılmaz şeydi. Oturduğumuz anda bu acı içimize çöktüğünden, kavuşmak, senin yanında olmak, elini tutmak saadetini köreltiyor, içimiz yanıyordu. Hamdolsun seni iyi ve sıhhatte bulduk. Bu kadar aylık hasretten sonra konuşacak bir şey bulamıyor, yalnız sevimli, güzel yüzünü doya doya görelim istiyorduk. Hele Mutlu… O bir saat nasıl çabuk geçti Yarabbi! Yüreğimiz parçalanarak ayrılışımız, Allah kimseye böyle günler göstermesin. Rabbim sıhhat ve selametle seni bize kavuştursun inşallah.

Sizi görmek nimeti
Aynı gün Adnan Menderes de yazmıştı. Son buluşma satırlarda şöyle yer aldı: “Berin’im; dün birden, bir gözleri görmeyenin birden dünyayı görmeye başlaması gibi, sizi görmek nimetine kavuştum. Bakıştık, söyleştik, ağlaştık ve kalplerimiz yırtılırcasına, koparılırcasına, tarif edilmez bir acı ile ayrılarak hasretin ateşine yine düştük. Şu var ki, sizi görmekle içim sevginizle sel gibi taştı, gözyaşlarım bunlardı. Bu misilsiz tezatlı hislerin heyecan kasırgası içindeyim. Bunlar anlatılır şeyler değil ki. Ancak yaşanır ve duyulur. Rabb’imden bütün arzum tekrar görebilmektir. Hayırlısını ihsan eylesin inşallah. Minnetle öperim hepinizi Berin’im.

Menderes 24 Ağustos’ta görüşmelerinden duyduğu şaşkınlığı şöyle dile getirdi: “Berin’im on altı tarihli iki mektup evvelden çekilmiş iki telini aldım. Görüşmemizin heyecanı içinde şaşkın gibiyim. Amma seni, sizi sıhhatte görmek, halinizi, sözlerinizi kalbime hapsetmiş olmak, bütün ızdırap ve heyecanıma rağmen bir nimet. Daha mektup, telini almadım; şimdi Ankara’dasınız. Herhalde yazmışsınızdır. İnşallah bugün alırım. Her gün iki, üç yaz, o kadar ihtiyacım var ki ve şükür hepsini alıyorum. Benimkileri aldın mı? Benzersiz bir sevgi ve iştiyakla öperim canım Berinim.

Vefalı asil ruhun
Menderes eşinin görüşme gününü ve bir gün öncesini anlatan iki mektubunu dört gün sonra aldı: “…Bu iki mektup beraber okununca, sevdalı ve vefalı asil ruhuna, olduğun gibi seni ve uzun bir kitapla anlatılamayacak derin, ince his anlarını ve alemini, insan kalbinin dayanamayacağı heyecanları sade fakat bütün belagatiyle ne güzel anlatıyor. Yarabbi bu ne duyuş eşitliği ki, sanki benim duyuş ve heyecanlarımı aynen söylüyorsun. Seni, sizleri gördüm, görmek nimet, ayrılmak en büyük acı…

İnsani duygular hiçbir hal ve şartta ölmüyor. Seven iki insan en “namüsait şartlarda” bile birbirlerine güzel görünme ihtiyaçlarını koruyorlar. Menderes, 30 Ağustos’ta eşine şöyle yazıyor: “…Seni biraz bozulmuş bulduğumu sanıyorsun; asla. Elemin daha da manalandırdığı bir güzellik. Yalnız, sen beni bu kadar acıdan sonra acaba ne bitkin, ne halde buldun kim bilir? Mektuplarına, ince duygularına, sevgine bin minnet…

Yarın: Veda mektubu

1993 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player