[Eyüp Aşık] - Kesici Anayol’un ilk harcı
Nuriye Akman
Anap Grup Başkanvekili Eyüp Aşık, önümüzdeki günlerde yoğun olarak tartışılacak bir senaryo sunuyor. ANAP’ın, İstanbul’un fethi için Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel onaylı İlhan Kesici’yi çıkarmasını, artık ANAYOL zamanının geldiğine işaret sayıyor. Bu durumda Aşık açıkça söylemese bile “Tansu’dan kurtulmaya çalışan Demirel’in” ANAYOL’un temeline ilk harç olarak Kesici’yi koyduğu ortaya çıkıyor. Baba ve amcası Demirel’in yakın dostu olan Gülay Atığ’ın da ANAP saflarına katılacak olması iddiasını destekliyor. Hakkında “DYP’lileri transfer komitesi başkanı” esprisi yapılan Eyüp Aşık’ın bu benzetmeye karşılığı, “DYP’de istifaları önleme komitesi kurdu. Şimdi sıra komite başkanının transferinde” oluyor.
DYP’lileri transfer komitesi başkanı
Siyaset borsasında ANAP’ın işlem hacmi ne durumda?
Bakınız bir milletvekilinin partisinden ayrılmasını veya parti değiştirmesini borsa benzetmesiyle tarif etmek, bu milletvekillerini ve demokrasiyi insanların gözünden düşürür.
Siz olsanız ne benzetmesi yapardınız?
Bir partiden bir milletvekili ayrılıyorsa mutlaka o partide bir rahatsızlık vardır. Bir partiye milletvekili geliyorsa sizin tabirinizle primi artıyordur. Hele hele iktidar partisinden ayrılıp muhalefet partisine geçiyorsa, muhalefet partisi için daha da büyük bir göstergedir.
İlhan Kesici’nin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’den icazet alarak saflarınıza katılmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Sayın Demirel, Ahmet gibi oğlu olmadığı için, desteğini damatlarla yapıyor.
ANAP’a Demirel onaylı bir belediye başkanı seçilmesinin riski yok mu?
Aksine, Kesici olayı ANAYOL’un ANAP patronajında gerçekleşeceğini gösteren ilk adımdır.
Sayın Demirel, Tansu Çiller’den intikamını ANAP’ı kullanarak mı alıyor?
Sayın Demirel, Tansu Hanım’dan kurtulmaya çalışıyor. Bunun yollarından biri de Mesut Bey’in inisiyatifi ele almasıdır.
Size göre Demirel istifalardan rahatsız değil mi?
Kesici olayı Demirel’in DYP’den ayrılmalardan rahatsız olmadığını ortaya koyuyor. Bu belki Demirel’in ilk tercihi değil ama karşı olduğu bir şey de değil. İstifaları önlemek için umut olarak görülen Sayın Demirel, istifalara yol veriyor, razı oluyor.
Anayol’un temeline ilk harcı Demirel mi koyuyor?
Tekrar ediyorum, bütün bu istifalar ANAP patronajında ANAYOL’a giden adımlardır. Demirel’in tutumundan anlaşılan, o da bu işten memnundur. Ama biz ANAP’ta bütünleşmeyi Demirel’e bağlamış değiliz. Bunu kendi partimizin büyümesinde görüyoruz.
Kesici, Dalan karşısında ne yapar?
Ben DYP’nin Dalan’ı aday yapacağını sanmıyorum. Yapsa bile Kesici burun farkıyla geçer. Görmüyor musunuz burnunu, o aslında Rizeli ama kendini Sivaslı diye yutturuyor. Kesici hanım tarafından Ispartalı, ana tarafından Rizeli. (kahkahalar) Dalan aday olursa duvarlara asacağı her afişin yanına DYP’nin 89 seçimlerinde, aleyhinde yaptırdığı afişlerini asarız. Dalan’ı savunmak, Doğru Yol’un intiharı olur.
Gülay Atığ ile flörtünüz sürüyor mu?
Gülay Hanım kısa sürede iyi isim yapmış bir belediye başkanı. Bizi Ali Talip Bey ile Gülay Hanım bu bir yılı en iyi değerlendiren belediye başkanları.
“Bizim Ali Talip Özdemir’i” anladım da “bizim Gülay Atığ’ı” anlayamadım.
Yani o da bizim, ne olur? Bize göre Gülay Hanım fena bir isim değil.
Peki, onu ne zaman transfer ediyorsunuz?
Bu yazı çıkıncaya kadar olmuş olur. Gülay Hanım’ın babası ve amcasının Demirel’in yakın dostu olması, olayın önemini artırıyor.
Bölücü faaliyet
Bir süre önce “Nihai amacımız DYP’nin bölünmesi” demiştiniz. Amacınıza ulaşmak için başka ne tür “bölücü faaliyetlerde” bulunuyorsunuz?
Doğru Yol ile birleşme yönünde bize bir baskı var. Ama bu “Gel birleşelim” demekle olmaz. Pratik olarak bakıyorum, olsa olsa “DYP’den ayrılır bize gelirse bu birleşme hızlanır” diyorum.
Yani bölücülüğe devam ediyorsunuz.
Bu PKK türü değil tabi. Biz devletin bölünmesine karşı olduğumuz gibi siyasette de bölünme taraftarı olamayız. Ama DYP’de istikbal görmeyen, kendi istikbalini değil Türkiye’nin geleceğini iyi görmeyen insanlar ayrılıp bize geliyorsa, bizim buradaki rolümüz nedir?
Ama sizin için “DYP’lileri ayartma komisyonu başkanı” esprisi yapılıyor.
Bakınız bu milletvekillerinin, ayrılmadan önce son görüştükleri kişi Mesut Yılmaz değil, kendi genel başkanlarıdır.
Aksöz ve Gazioğlu’nun istifalarında sizinle olan dostluklarının rolü olmadı mı yani?
Dostluğumuz var ama bundan dolayı ayrıldıklarını iddia etmek zor.
Temelini Karadenizli zekânızdan alan ikna beceriniz devreye girmiyor mu?
Dönüp dolaşıp bu işleri benim becerdiğimi söyletmeye çalışıyorsunuz. Özel bir maharetimiz var da neden Refah’tan, CHP’den alamıyoruz? Demek bunun sebebi o güvenin sarsılmış olması.
Kaç kişi daha “güven sarsıntısı” geçirecek?
DYP’de 70–80 milletvekili huzursuz. Ama bu demek değildir ki hepsi istifa eder. Ama bir iki ay içinde 10–15 kişi istifa eder sanıyorum.
Geçen hafta elinizde Gazioğlu’nun Salı günü istifa edeceğine dair bir liste vardı. Bunu nereden biliyordunuz?
O gün istifa edeceğini duymuştum. Bana “Gazioğlu ne zaman istifa edecek?” diye soruldu. Ben de “Durun notlarıma bakayım” diye espri yaptım sadece.
Onu nasıl ikna ettiniz?
Ben sadece haber almıştım. Haber almak başka, ikna etmek başka. Gazioğlu ANAP’a öteden beri yakın bir kişiydi. Tabi istifa edenlerden ANAP’a gelme eğiliminde olanlar var. Bizim de kapımız açık. Gelen arkadaşların bize sağladığı en büyük fayda, nihai toplanılacak yerin Anavatan Partisi olduğu mesajını vermeleri.
Tansu Hanım “Meclisteki arkadaşlarımın siyasi ömürlerinin teminatı benim” dedi. ANAP’a geleceklere siz ne teminat veriyorsunuz?
Geçmişte ANAP’tan DYP’ye aynı şekilde gidenler oldu. Bunlardan bazıları bakan oldu. Biz onlara ne karşılığı gittiğini sormadık. Gidiş sebeplerinin ANAP’taki zayıflama olduğunu biliyorduk. Şimdi bize gelen arkadaşlarda ileride milletvekili, bakan olurlar. Bunun bir ön protokolü olmaz. Ama tabi zımni bir garantisi olduğunu kişi görür.
Gazioğlu ne gördü?
Bizim Bursa’da dört milletvekilimiz vardı. Allah rahmet eylesin biri öldü. Gelecek seçim için bize biçilen şey on milletvekilidir. Herhalde Gazioğlu orada milletvekili olacağını rahat gördü.
Kendi partisinde huzur bulamayan bir insandan başka partiye huzur gelir mi?
Transfer uzmanı gibi konuşmuş olmayayım ama transferleri iki üç gruba ayıralım. Bir tanesi asıl tepki gören transferler, yani iki partinin milletvekili sayısının birbirine yakın olması durumunda, parti değiştirmek suretiyle iktidar değiştirenler ki bu, toplumun kabul etmediği bir şeydir. Çünkü o gidenler karşıda bakan oluyor. Ama takdir edersiniz ki bu parti değiştirenler iktidar değiştirmiyor ve de kendilerine bir şey temin etmiş olmuyor. Gittikleri yer iktidar olmadığı için kendilerine makam ve menfaat verilmiş olmuyor. Onun için ben bunların üzerine gitmek yerine tam tersine alkışlamak gerektiğini düşünüyorum. Nitekim geçmişte bizim Veysel Atasoy, İlyas Aktaş, Akın Gönen, Nurhan Tekinel gittiler. Kamuoyunda ne onlara karşı bir tepki oldu, ne de bizden bir suç isnat edildi.
Önümüzdeki günlerde kimleri alkışlamayı umuyorsunuz?
Huzursuz 10–15 milletvekili birer ikişer partisinden ayrılırken, bundan daha büyük sayıda milletvekili, bir grup oluşturmak suretiyle belki parti içinde, belki de partiden ayrı olarak insiyatifi ellerine alıp bazı gelişmelerde yönlendirici olabilirler. Birer birey ayrılma, bağımsız hareket etme yerine toplu hareket etme eğiliminde olan bir grup çıkabilir. Bunların başını birisi çekerse, belki hayırlı bir işte yaparlar.
Özal’la son anı
Çoğu kez DYP kulisinde oturuyorsunuz. Faydasını gördünüz mü?
Artık yapamıyorum bunu. Oraya gittiğimde birisi bir laf atacak, “niye geldin” diyecek diye utanıyorum.
Daha önceki gitmelerinizin ürünlerini almadınız mı?
Geçen gün bir DYP milletvekiline bir şey soracaktım. Aklımda transfer teklifi falan yoktu. “Sayın milletvekilim size bir şey sorabilir miyim” dedim. “Birkaç gün geçsin, ortalık bir durulsun” dedi. “Yok” dedim, “öyle birkaç günlük değil, şu anlık bir şey soracağım.” Yine bir sayın milletvekilinin elini sıkarken etrafa kimsenin görüp görmediğine baktığını gördüm. Anladım ki bu iş çok kötü çıktı. Onun için şimdi Doğru Yol kulisine şimdi korkumdan gidemiyorum ki büyük ekseriyetle samimi arkadaşız.
Turgut Özal ile ölmeden bir ay önce ilginç bir anınız olmuş. Anlatır mısınız?
Bir heyet olarak Güneydoğu’ya gitmiş, dönüşte tespitlerimizi çeşitli kişilere aktarmıştık. O arada cumhurbaşkanını da ziyaret ettik. Onu birazda özlemiştik. Ramazandı. Takıldık kendisine, “Eskiden bize iftar verirdin. Ortaklık mı bozuldu. Bizim hissemiz ne oldu, kime yediriyorsun” diye. O sırada biz konuşurken bir telefon geldi. Amerika’dan Semra Hanım’ın davet ettiği misafirler gelmiş. Rahmetli Turgut Bey Semra Hanım’ı aradı. Konukların isimlerini söyledi. “Şu anda buradalar. Sen hazırlan da görüşelim” dedi. Semra Hanım da “Çok işim var, görüşemeyeceğim” dedi herhalde ki Turgut Bey kızdı. “Böyle şey olur mu, adamlar ta Amerika’dan sen söyledin diye gelmişler. Ne demek görüşemeyeceğim” falan dedi. Semra Hanım da herhalde bir randevusu vardı, mazeret beyan etti ki, Turgut Bey çok sert bir şekilde “Bana bak, şimdi buraya geleceksin” dedi ve telefonu kapattı. Bunun üzerine “Efendim siz bizden ayrılalı biraz değişmişsiniz. Çok kazak olmuşsunuz” dedim. O da, “Siz beni yanlış anlamışsınız. Ben her zaman böyleydim” dedi. “Sen her zaman böyle olsan bu kadar iş başımıza gelir miydi? Param parça olur muyduk sen her zaman Semra Hanım’a bu şekilde davranabilsen” dedim bende. Şakalaşmamız öyle kapandı.
Son görüşmenizde galiba Mesut Bey ile rahmetliyi barıştırmaya çalışıyordunuz.
Bu barıştırma girişimleri sadece bizden değil, çok yerden geliyordu. Biz Sayın Özal ile görüşürken aynı zamanda her hareketin, her mimiğin, her sözün fotoğrafını çekiyorduk. Edindiğimiz intiba artık Mesut Bey için daha iyi sözler söylediğiydi. Oysa daha evvelki görüşmelerde onun için çok sert şeyler söylerdi. Biz Mesut Bey’in de, Turgut Bey’inde birbirlerini özlediklerini anlamıştık. Mesut Beye “Bu hasretinizi kısa zamanda gidereceğiz” dedim o günlerde. Ama zaman yetmedi.
Pek oğul Özal’ı nasıl kaçırdınız elinizden?
Ahmet Özal ile Turgut Bey’i aynı kefeye koymamak lazım. Ahmet Özal siyasi çizgisi netleşmemiş bir işadamı. Bütün işadamları partilere eşit mesafede görünmeye çalışır.
Kendisine belediye başkanlığı bile teklif edilen bir insan nasıl ANAP ile DYP’ye eşit görünür?
Ahmet’in şu anda kararlı bir siyaseti yok.
DYP’yi desteklediğini söylerken ne yapmaya çalıştığını düşünüyorsunuz?
O herkesle iyi ilişkiler içerisinde. Biz Ahmet Özal’dan veya onun televizyonundan şu ana kadar bir zarar görmedik. Turgut Bey’in, kurucusu olduğu ANAP’tan ayrı kalması dolayısıyla Ahmet Bey’den beklenirdi ki ANAP’a karşı daha düşmanca tavırda olsun. Ama öyle bir şey görmedik. Ahmet Özal bugün Doğru Yol’a ne kadar gülümsüyorsa, bize de o kadar gülümsüyor. Farkı şu: ANAP Ahmet Özal’ı istismar etmeyi düşünmedi. Doğru Yol bu işle çok oynadı. Sabancı neyse Ahmet Özal da odur. Şimdi kim söyleyebilir Sakıp Sabancı’nın hangi partiden olduğunu? Kim ona iltifat ederse o ona karşılık verir.
Ahmet Özal, DYP’ye ne getirir, ne götürür?
Destek verirse faydası olur. DYP’nin asıldığının yarısı kadar asılsak bize daha fazla ilgi gösterir. Ama biz buna gerek duymadık.
Bürokrasi ile aranızın çok iyi olduğu, bakanların konuşma metinlerinin daha onlara gitmeden size geldiği doğru mu?
Bizim iktidarımızın son senelerinde birçok bürokrat Güniz Sokak’a evrak taşıdı. Hiç şüpheniz olması, aynı şekilde evraklar bize taşınıyor. İktidar zayıfladığı zaman bu işin kokusunu en hassas şekilde bürokratlar alıyor. Bürokratın hareketlerinden siz iktidarın gidici olup olmadığını anlarsınız.
DYP genel başkan yardımcıları, eskiden olduğu gibi yine “Tansu Hanım’ın bir basın toplantısı yapın, Mesut’a giydirin” talimatı üzerine size “emre itaat etmedikleri” müjdesi veriyorlar mı?
Uzun süre Tansu Hanım ANAP aleyhine basın toplantısı yaptıramadı. Yapmayanlar da “Bugün Tansu Hanım yine talimat verdi, basın toplantısı yapmadık” diye bize duyuruyorlardı. Kongreden sonra bu durum değişti. Bu transferlerin arkasında yatan hadise Tansu Hanım ile Mesut Bey’in patronluk savaşıdır. Bizi sevindiren, Tansu Hanım’ı da telaşa kaptıran tek şey “Artık senden sağın patronu olmaz, bak millet senden kaçıyor” mesajıdır. Mart ayında bir deprem olacak ve hükümet kalmayacak, transferler hızlanacak. Şimdi DYP bir transfer önleme komitesi kurdu. Şimdi hedefimiz o komitenin başkanını transfer etmek. (kahkahalar)