[Hazım Babat 1] - En sevdiğim dizi ‘Yalan Rüzgârı’
Nuriye Akman
Hazım Babat, anadan 7, babadan 16 kardeşin en büyüğü. Köyünde okul yoktu. Okumayı jandarma karakol komutanından öğrendi. 4 evli reis babaya hak vaki olunca, 27 yaşında aşiretinin reisi oldu. Günlerdir ağırlandıkları Polisevi’nde kahverengi takım elbise, beyaz çoraptan oluşan kıyafetini başkent görüşmeleri için mi seçtiğini sorduğumuzda 15 yıldır köyünde de böyle giyindiğini söyledi. Babat’a göre, “Kadından aşiret reisi olmaz ama Başbakan olur.” Çiller’in kapımız herkese açık sözüne güvenip Başkent’e geldi. Üstün kabul gördü. Bu yüzden aşiretler zirvesinin mimarı Mehmet Ağar’a sonsuz şükran borçlu. Tabi Cumhurbaşkanı Demirel ile randevusunu ayarlayan Hüsamettin Cindoruk’a da. Şimdi 200 ek korucu kadrosu umuduyla Şenoba’ya dönecek. Kulaklarında “ağa”ya eklenen “sayın” lakabının zevki, bazen teröre karşı operasyonlara katılacak, bazen de televizyonda Yalan Rüzgârı’nı izleyecek.
Babat Aşireti’nin reisi Hazım Ağa
Babat Aşireti’nin reisi Hazım Babat, 1986’da babasının öldürülmesinden sonra, 27 yaşındayken aşiretinin başına geçmiş. Sıra dışı bir ağa; 6 köyü var ama hiç toprağı yok… Bir tek eşi var, o da kendisinden tahsilli. Kürtçeyi yetersiz görüyor. Kürtçe eğitim istemiyor. Ve de televizyon dizilerine bayılıyor. Favorisi ise Yalan Rüzgârı.
Aşiret reisi olmak sizce ne anlama geliyor?
Bir ailede sözü geçen insan aşiret reisidir.
Aşiret reisi aşiretin kanunu mudur?
Tabi aşiretin kanunudur. Bir aşiret reisi kendi ailesinde huzursuzluk çıktığında onları barıştırmak, aşiret ona saygılı olduğu zaman her şeyi halletmek yolundadır.
Bugün 34 yaşındasınız. Kaç yaşında reisliği üstlendiniz?
27. Babam 1986’da şehit oldu. Ondan sonra ailemde sözümüz geçiyor.
Reis olmayı hak etmek için ne yaptınız?
Bu güce bağlı değil. Büyük bir nüfusa sahibim. Devamlı iyiliğin peşindeyim. Bana kötü laf söylense bile karşı çıkmam. Alçak gönüllüyüm.
Reisliğinize kimler karar verdi?
Babam rahmete gittiğinde en büyük çocuğu olduğum için ailem dedi “Artık senin sözün geçer, ne dersen onu yapacağız.”
Aşiret düzeni sizce nasıl bir sistem?
Çok iyi bir sistem. Çok mert, devletine bağlı insanlardır.
Bu sistemin hiç olumsuz yanları yok mu?
Kesinlikle! Aşiretler arasında bazen bir adam dört evlidir. Bunlar iyi değildir.
Babanız kaç evliydi?
Dört. Ben tek evliyim.
Altı köy var
Aşiretinize bağlı kaç köy var?
Bir, iki, üç, dört, beş, altı köyümüz var.
Ezbere bilmiyorsunuz! Adları Kürtçe mi?
Yalnız biri; Haraşeru.
Diğerlerinin adları değişmiş mi?
Hayır. Bir tane Özi köyü vardı. O da Hıristiyan’ca. Dedem zamanında “Ayrım” olarak değiştirilmiş. Benim bir akrabam Çanakkale’de şehit yatıyor. Yıllarca beraber yaşadığımız, ayırım yapmadığımız için o konunun üzerinde durmadık.
Kürtçe adların Türkçe’ye çevrilmesi ayrım değil mi?
Yok. Belki devlet öyle uygun görmüştür.
Altı köyde kaç nüfus barınıyor?
On bine yakın. Bunun içinde akrabam olmayanlar da var. Bu altı köy kendi bölgelerini bırakmış Şenoba’da toplanmış. Hepsinin devlet kapısındaki sorumluluğunu ben taşıyorum.
Onların size karşı ne yükümlülükleri var?
Sadece saygı. Bazıları diyor ki “Ağa kendi adamlarından haraç, korucularından maaş alıyor.” Kesinlikle böyle bir şey yok.
Bu sizin köye has bir özellik mi?
Bizim çevre aşiretlerinde böyledir. Ama Muş, Van tarafını bilmiyorum. Mesela adamın 30 köyü vardır. Şu anda benim bir karış arazim yok.
Topraksız ağa
Bir reisin nasıl bir karış arazisi olmaz?
Ayrım köyü komple benim üzerimde tapuluydu. O civarda tapulu olan sadece benim köyümdü. 300 bin dönüm arazimiz vardı. 87’den beri mahrum kalmışız, köyü terk ettik. Şenoba’ya gittik.
Tapuyu ne yaptınız?
Hepsi duruyor. Ama terör durumları için işleyemedik.
Tahsiliniz nedir?
Tahsilim yok.
Okuma yazmanız?
Kafamdan öğrendim. Jandarma karakol komutanı bana abc gösterdi.
Tahsilsizlikten dolayı bazı ihtilafların çözümünde zorlanıyor musunuz?
Tabiî ki olabiliyor.
Bir aşirette egemenliğin reiste olması doğal diyelim. Peki, TBMM’nin duvarında “Egemenlik ulusundur” yazıyor. İkisi arasında çelişki var mı sizce?
Yani egemenlik nasıl, açıklar mısın?
Millet kendisini yönetecek kişileri seçimle belirler. Ama aşirette babadan oğula geçiyor.
Öyle devamlı bir şey yok. Onlara ihanet edersem, birinin malını yersem, birine baskın yaparsam, kimse benim sözümü kabul etmez.
Allah gecinden versin. Ölünce reislik oğlunuza mı geçecek?
Kim iyi niyetli ise onun sözü geçer. Benim çocuğum iyiyse benim çocuğum, amcaoğlum iyiyse o olur.
Büyük oğlunuzu muhtemel bir reisliğe karşı nasıl yetiştiriyorsunuz?
Oğlum diyorum, iyi niyetli olun. Kimseye kötülük yapmayın. Ailenize, akrabalarınıza devamlı alçakgönüllü olun.
Bunlar reis olmaya yeter mi? Ona güçlü olmasını söylemiyor musunuz?
Yok, güç kullanamayız. Bizim devletimiz var.
Bıyıksız erkek var mı aşiretinizde?
Çok az.
Ne gözle bakarsınız onlara?
Bıyıksız gördüğü zaman alay ediyorlar.
Siz de “Erkek dediğin bıyıklı olmalı” mı diyorsunuz?
Evet. Ama isterse keser, istemezse kesmez. Tabiî keserse hoş gözle bakılmaz.
Kaç korucunuz var?
Beş yüz. İki yüz tane daha yaptıracağım. Olağanüstü Hal Bölge Vali’miz kadro gelirse gereğini yapacak.
Korkak mı, hain mi?
Siz operasyonlara da katılıyor musunuz?
Evet, gönüllü olarak operasyona gitmek çok istiyorum. Operasyonu yürütmek benim için çok mutluluk.
Reisin operasyona katılması onun itibarını yükseltir mi?
Tabiî, eğer ben gitmezsem, diğerleri diyecek “Niye bu gelmiyor?”
Peki devletin “Sen korucu ol” dediği birinin bunu reddetme hakkı var mı?
Yani devlet demiş ki “Silah almak istiyorsan silah vereceğim.” Almıyorum dediğinde bir baskı yoktur.
Böyle birine ne gözle bakarsınız?
Eğer korkma durumu varsa, ben diyorum bu adam korkuyordur. Korkma durumu yoksa ben hain olarak görüyorum.
“Korkak-hain” ayırımını nasıl yapıyorsunuz?
Duruma göre. Eğer zayıf ailesi varsa, bir, iki, üç eri dağ başında ise korkma durumu var. Eğer güçlü bir aile ise demek ki korkmuyor.
Peki, siz niye korucu olmadınız?
Ben korucu olsam yirmi dört saat görevimin başında olmam lazım. Bu ailenin temsilcisi olarak gerek Diyarbakır’da, gerek Şırnak’ta, gerek Ankara’da görev başında olmadığım için o parayı hak etmem.
İnsanlar hayatlarını nasıl kazanıyorlar köyde?
Gerçeğini sorarsan koruculuk maaşından başka hiçbir hayat durumları yok.
Ama korucu sayısı beş yüz. Öbürleri ne yapıyorlar?
Bazılarının tarlası var Şenoba’da. Onlarla idare ediyor. Eskiden benim beş yüz koyunum vardı, arazim vardı. Koruculuk sistemi olmadan durumum daha iyiydi, ama bu terör olmasın yeter ki, aç kalmayı tercih ediyorum.
Siz nasıl geçiniyorsunuz?
Üç kardeşim koruculuk yapıyor. 87’de koyunlarımızı sattık. Şimdiye kadar bu eski durumlarla ve korucu maaşıyla idare ediyoruz.
Paranız olsa Şenoba’da nasıl harcanır?
Şenoba’da bakkal var, sebze var, et var, harcanır.
Köylüler reisi beslemek için un, şeker, pirinç gibi şeyler getirmezler mi?
Öyle bir şey yoktur. Çok ayıptır yani. Ama 2 milyon 700 bin liralık korucu maaşı yeterli değil. Artmasını istiyoruz. Misal, bazı işçiler, doktorlar, hemşireler grev yapıyorlar, maaşımız artsın diye.
Koruculara da grev hakkı mı verilsin?
Korucular candan gönülden bu toprağa bağlı olduğu için, devletle pazarlık yapmaz. Ama tabi daha fazla verirse iyi olur. Her evde beş, on çocuk var.
Peki, ama koruculuk insanları tamamen tüketici durumuna düşürmedi mi?
Bu da bir imkândır işsizliğe. Başka ne yapacaksın?
‘Kız alıp-verme kalktı’
Aşiretiniz dışarıya kız verip, dışarıdan kız alır mı?
Eskiden vardı. 86’dan beri yok.
Niye kendi içinize kapandınız?
Bu terörden. Bir kız kardeşim vardı. Taraklı köyünde evliydi. Babat’ların orada başka kızları da vardı. PKK o kızların hepsini kurşuna dizdi. Bunun için kızlarımızı dışarıya vermiyoruz.
Dışarıdan kız alıyor musunuz peki?
Çok nadir. Zaten köyler arasında gidip gelmeler olmuyor.
Yani hep köyde mi yaşıyor bu halk?
Ancak kendi ilçesine veya iline alışveriş için gider.
Size ağa mı derler bölgenizde?
Ağa derler.
Malınızı mülkünüzü kaybettiğinize göre şimdi Züğürt Ağa mı oldunuz?
(Kahkahalar) Bize ağa denmesi pek hoşuma gitmiyor.
Ankara’da size “Sayın” denildi.
Evet, “Sayın” olmak daha güzel.
Oyu kim belirler?
Mensuplarınızın kime oy vereceğini siz mi belirlersiniz?
Bütün aile toplanıp derse “Kime oy vermek bizim için iyidir?” Aşiret reisi diyecek “Bu adama versek iyi olur.” Tabiî, tehdit falan yoktur.
Bu seçimde kimi destekleyeceksiniz?
DEP’in dışında bir partiyi.
Yarın: “Kürtçe eğitim olmasın”