Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Şadi Çarsancaklı -2] - İdeoloji ile baroya hizmet edemezsiniz

Nuriye Akman

Genç avukatlar sahipsiz dediniz, diğerleri sahipli mi?

Maalesef onlar da sahipsiz. Genç avukatların sorunları aynı zamanda avukatlık mesleğinin de temel sorunları. En büyük sorun "itibar" sorunudur. Avukatlık Yasası'nın avukatlık mesleğine yönelik yaklaşımı savunmayı güçlendirmiyor. Birçok alan noterler, mali müşavirler ve hatta bir kısım yargı bürokrasisi tarafından işgal ve taciz edilmiştir.

Yasanın, avukatı güçsüz kılan bu bakışı devlet bürokrasisine, yargı bürokrasisine, yargının işleyişine, oralardan da toplum geneline yansımaktadır. Öyle ki zaman içerisinde yapılan görece iyileştirmeler bile somut sonuçlara ulaşamamakta. Mesela avukatın "delil toplama yetkisi" görünüşte kalmaya mahkûm olmuştur. Avukat kimliği yasa gereği resmi kimlik belgesi olmasına rağmen sivil bürokrasi tarafından dahi kabul edilmemektedir. Polisin verdiği kimliği kabul edip baro kimliğini kabul etmeyen, bankalar karşısında susan, alışveriş merkezlerine girişte özel güvenlikçiler tarafından üstü aranmaya çalışılan meslektaşlarının hakkını savunmayan, hak ihlallerini engellemek için müdafilik yapan CMK avukatlarının hakkı olan parayı ödetemeyen bir baro sizce üyelerine sahip çıkmakta mıdır? Ayrıca çok önemli bir mesele de kamu avukatları meselesi.

Kamu avukatları da mı sorunlu?

Olmaz olur mu. Onlar kamunun üvey evlatları sanki. Çoğu kez kendi kurumlarından bile delil toplama imkanı olamayan, hukukla alakası olmayan amirlerinin direktiflerine göre davasını takip etmek zorunda kalan, dava aleyhte neticelendiğinde teftiş geçiren, hak ettiği avukatlık ücretine el konulan ve nihayet hukukçu olmayan kişilerce dahi denetime tabi tutulan avukatlardır onlar.

Barolar tüm bu konularda çözüm üretmiyor mu?

Baro başka işlerle ve kavgalarla uğraşmaktan bunlarla yeterince uğraşamıyor. Baro başkanı Ergenekon davası nedeni ile Cumhuriyet Gazetesi bahçesinde sabahladığı kadar bu işlerle uğraşsaydı inanın böyle bir sorunumuz olmazdı. Öte yandan staj eğitim merkezinde insan hak ve onurunu savunmaya aday stajyerleri azarlayarak haysiyetlerini rencide edenler bu işleri önemsiyor olamaz. Hukuk fakültelerindeki eğitim yetersiz olduğu için baronun temel bir hukuk eğitimi alan gençlerin elinden tutması gerekir. Binlerce üstadımızın birikimlerini genç meslektaşlarına, büyük bir şevk ve istekle aktaracaklarına inanıyorum. Meslek içi eğitim için bir baro akademisi oluşturulması bizim projelerimiz arasında.

Sizce avukatlık çok fazla idealize edilmiyor mu? Sonuçta avukatlar bu işten para kazanıyor.

Avukatlık sadece bir meslek olarak görülemez. O aslında bir misyondur. Avukatlık mesleğini icra edenler, elbette para kazanmaktadırlar. Ama para kazanmayı amaç olarak görmeyle, hakkın yerine getirilmesi işinin sonucu olarak ücret alınması, çok farklı şeylerdir. Barolar, özelde İstanbul Barosu, hukuku sevdirmeye yönelik hiçbir program uygulamamaktadır. On binlerce avukatın, tarihe mal olmuş savunmalardan, hukuk önderlerinden haberi yoktur. Bu hizmeti belediyeler değil, tabii ki barolar vermelidir.

Neden barolar avukatlar için ayrı bir sınav yapmıyor?

Aslında bu konu gündeme daha önce geldi. Ancak gerçekleştirilemedi; çünkü, baro bu döneme kadar olan süreçte toplumsal birliğimize katkı sağlamaktan çok uzaktı. İdeolojik kavgaların tarafı olma eğilimi onun hakkında genel bir güvensizlik havası doğurdu ve dolayısıyla adil sınav yapması hususunda kaygılar yarattı. Baro eli ile avukatlık sınavı yapılması imkânı da ortadan kalktı. Bu durumda baronun iade-i itibar şeklinde kendine yönelik şüpheleri giderecek, objektif ve tüm avukatları kucaklayan ideoloji üstü bir tutum takınması ve bu süreci yeniden canlandırması kaçınılmazdır. Bu sınavın merkezî sistemle yani ÖSYM gibi bir sınav şeklinde yapılması da ayrı bir alternatif olarak düşünülebilir.

İstanbul Barosu, hiçbir işlevini yerine getiremiyor gibi konuşuyorsunuz. Başkan siz olunca her şey güllük gülistanlık mı olacak?

Bugünden iyi olacağı kesin. Çünkü bizim yönetimimizde baro asıl misyonunu üstlenecek. Bu da ideolojik kavgalara bulaşmamış, taraf olmamış, tüm avukatları bir ortak payda altında birleştirebilmiş bir baro demektir. Baro gerçekten işlevlerinin hiçbirini ifa edemiyor. Üyelerinin tümünü sahiplenmiyor. Tam tersine baro yönetimi kendi üyeleri arasında ideolojik ayırımcılık yapıyor. Bu 30 yıldır böyle. Bu durum baronun araçsallaştırılmasından başka bir şey değil. Bu yüzden de maalesef baro itibarını kaybetmiş durumda.

Velev ki başkan oldunuz; ilk olarak ne yapacaksınız?

Özgür avukatlar, adalet terazisi altında ve dayanışma içerisinde yeni bir baro inşa edecekler. İlk yapacağımız iş baro aidatını 100 YTL'ye indirip, genç avukatlardan da üç yıl boyunca aidat almamak olacak. Borcu olan meslektaşlarımızın borcunu gündemimize alacağız. Hepsinden önemlisi etkin denetimi sağlayan bir baro meclisi kurulacak. İstanbul Barosu'nun seçim sistemi bile 1940 model. Birkaç yüz kişilik barolar için düşünülmüş bu köhne yönetim sistemi kökünden değişecek ve baro katılımcı bir baro meclisi ile yönetilecek.

İlk 100 günde meslektaşlarınıza başka ne vaat ediyorsunuz?

Avukatların adliyeden dışlanmışlığına son verecek ve baroyu Çağlayan Adliyesi'ne taşıyacağız. İlk 100 günde büro kredisi projemiz hayata geçirilecek, bu amaçla özel bir komite oluşturulacak. Şu anda baro pullarıyla oluşan fon ve baronun kasasındaki para dahi atıl vaziyette durmakta, verimsiz projelerle heder ediliyor. Bu fon meslektaşlara tahsis edilecek. Avukatların sermaye şirketi şeklinde ve şube açmalarına imkan sağlayacak şekilde örgütlenmesine imkan sağlanacak. Böylelikle, büyük, çok ortaklı ve ihtisaslaşmış avukatlardan müteşekkil hukuk büroları oluşabilecek. Böylece konunun uzmanı hâkim ve avukatlardan oluşan yargılama süreci, ihtilafları en kısa ve hukuka uygun şekilde sonuçlandırabilecek. Bu, aynı zamanda yeni mezun olup işyeri bulmak isteyen gençlerin istihdamına imkân sağlayacak ve yabancı hukuk şirketlerinin halen sürdürdükleri haksız rekabetin önlenmesine de yardımcı olacak.

Barolar yabancı ülkelerde ayrı binadalar mıdır, yoksa adliye saraylarının içinde mi yer alırlar?

Her ikisi de vardır ama prensip; adliye sarayının içerisinde olmasıdır. Biz tıpkı Paris Adalet Sarayı'nda olduğu gibi Çağlayan'da yapılmakta olan büyük adliyenin bir katının İstanbul Barosu'na tahsis edilmesini sağlayacağız.

Bu sizin tek başınıza yapabileceğiniz bir iş mi?

İstanbul Barosu böyle bir potansiyel güce sahiptir. Bu hem kamu yararı açısından hem de "silahların eşitliği ilkesi" açısından gereklidir.

Silahların eşitliğinden kastınız savunmanın, iddia ve karar makamları kadar güçlü olması mı?

Evet, maalesef avukatlar, savcı ve hakimler kadar saygı görmüyor. Böyle bir teklif hangi adalet bakanına iletilirse iletilsin mutlaka İstanbul Barosu'nun sözü dinlenilir. Bunun için söz usulünce söylenmelidir. Mevcut yönetim bu sözü söylemek yerine ideolojik kavga yolunu seçtiği için böyle bir adliye sarayı imkânından mahrumuz. Bakınız, bizim bir de otopark sorunumuz var. İSPARK ile irtibata geçilip bütün İstanbul'da özellikle adliyeler civarında avukatların otopark sorununun giderilmesi sağlanacaktır. Ancak bu durum, adliye otoparklarından avukatların yararlanma hakkı için yapılan mücadeleden vazgeçildiği anlamı taşımayacak ve bu da ayrıca temin edilecektir. Ayrıca TOKİ ile anlaşma sağlanıp evi olmayan meslektaşlarımız için diğer kamu personeline sağlanan cazip indirimli ve kredi imkânı ile ev projesi hayata geçirilecektir.

TOKİ ile görüştünüz mü?

TOKİ ile görüştüm, çok olumlu yaklaştılar.

Avukatların iş alanlarını artırabilecek misiniz?

Önemli olan baronun bu işi kendine iş edinmesidir. Mesela icra daireleri özelleştirilip avukatlara devredilebilir. Yoğun icra işi yapan avukatlık büroları daha şimdiden bu tür bir altyapıya sahiptir. Bu yük devletin sırtından alınmalı ve çok daha nitelikli şekilde yapılabilmelidir. Dünyanın medeni ülkelerinin birçoğunda bu böyledir. Ayrıca hâkimlik mesleğine girişte, 3 veya 5 yıl fiilî avukatlık yapmış olma ön şartı aranılmalıdır. Sadece bu şartı yerine getirmiş olanların hâkimlik sınavına girmesine imkân sağlanılmalıdır. Böylelikle, hakimler yargılamanın iki tarafında da bulunmuş olması nedeniyle daha anlayışlı ve konunun tüm yönlerine vâkıf yargılama yapma imkânı bulacaklardır. Yeminli malî müşavirlerin ve muhasebecilerin özellikle vergi davalarındaki avukatlık alanına vaki tecavüzlerinin önüne geçilecektir. Zorunlu müdafiliğin yeniden ve köklü olarak tüm davalar için yaygınlaştırılması sağlanacaktır. Bu ülkemizdeki adil yargılamanın gerçekleştirilmesi ve özellikle işkencenin önlenmesi açısından da zaten kaçınılmaz olan bir tedbiridir. CMK uygulamalarındaki aksaklığın giderilmesi için acilen işe el atılacak ve gerekirse ödemelerin yine baro üzerinden yapılması temin edilecektir.

Kadın avukatlar için yapacağınız bir şey yok mu?

Olmaz olur mu? Tüm adliyelerde mutlaka kreş ve çocuk oyun salonu açılacak ve kadın avukatların işleri ile çocukları arasında sıkışıp kalmışlığının önüne geçilecektir.

Kadın avukatların tek sorunu kreş mi yani?

Elbette değil. Mesela doğum öncesi yasal doğum iznini kullandırmamak için işten çıkarılan kadın avukatlara şahit oluyoruz. Baro bu tür durumlarda da avukatın yanında yer alabilmelidir. En köklü problem yerleşik kadın algısı nedeniyle kadın avukatların önüne çıkarılan engellerdir, küçümsenmelerdir. Bu ve diğer nedenlerle adliye uygulamaları gözlem merkezi kuracağız. Adliye içerisinde avukatların hâkim ve savcılar ile eşdeğer itibar görmesinin temini için gözlem yapılacak. Avukatın avukat kimliğini ve görevini tehdit eden tüm sorunlara baronun etkin müdahalesi sağlanacak. Tüm hâkim ve savcılar avukatlara karşı olan tutumları yönünde bu merkezce izlenecek.

İstanbul Barosu 24 bin üyesiyle galiba dünyanın üçüncü büyük barosu, üyelerinden aldığı parayla da en zenginlerinden biri sayılabilir mi?

Diğerlerinin bütçesini bilmiyoruz ama bizim baronun bütçesi hizmete fazlasıyla yeter. Baro başkanının beyanına göre yaklaşık 15 milyon YTL'den söz ediyoruz. Önemli olan bunu doğru kullanabilmek. Bu paranın, maalesef üzerinde hukukî ihtilaf olan bir araziye baro binası yapmak için biriktirildiği söyleniyor. Yeni bir binaya harcamaktansa baroyu adalet sarayı içine almak ve bu parayı avukatların tüm ihtiyaçları için kullanmak çok daha amaca uygundur.

2008 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player