Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Erkan Türe] - Prof. Erkan Türe] Balkanlar'ın ilk Türk üniversitesi

Nuriye Akman

03 Temmuz 2005, Pazar

Prof. Erkan Türe, Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi'nde görev yaparken Balkanlar'daki ilk Türk üniversitesinin rektörü olma teklifi aldı.

Saraybosna Eğitim ve Öğretimi Geliştirme Vakfı, Uluslararası Sarajevo Üniversitesi'ni kurmuştu. Bünyesinde Mühendislik ve Doğa Bilimleri, İktisadi ve İdari Bilimler, Sanat ve Sosyal Bilimler fakülteleri bulunuyordu, eğitim dili İngilizceydi, yanı sıra Türkçe ve Boşnakça da öğretilecekti. Liseden itibaren TÜBİTAK bursuyla okuyan, matematik lisansını ODTÜ'den, istatistik doktorasını bir Fulbright burslusu olarak Kaliforniya'da Berkeley Üniversitesi'nden alan Türe, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli üniversitelerde ve bilim kurumlarında öğretim üyeliği, koordinatörlük, yöneticilik ve danışmanlık görevlerinde bulunan, verdiği ulusal ve uluslararası konferanslar, seminerler, eğitimlerle ve yaptığı bilimsel yayınlarla vakfın tam aradığı insandı. Üstelik fakültesinin Avrupa Kalite Ödülü finalisti olmasında çok önemli bir görev üstlenmişti. Türe, özel yaşamını altüst edecek bu teklifi kabul etti. Osmanlı mirasının genlerine yüklediği borç duygusu ateşlenmişti. Bosna'daki eskimiş üniversite sisteminin yanına çağdaş bir eğitim modeli koymanın heyecanı da cabasıydı... İlgilenenler için web adresi www.ius.edu.ba

Bosna'da Türkler öncülüğünde bir üniversite kurulma projesi nasıl başladı?

Bosna savaşı bittikten sonra Eğitim Bakanı, Türkiye'ye bir geldiğinde bazı bürokratlara "Türkiye bize söz vermişti. Bosna'da bir üniversite kuracaktınız. Sözünüzü yerine getirmediniz" diye sitem etmiş. Bizimkiler de demişler ki: "Üniversiteleri hükümetler değil, sivil toplum örgütleri daha kolay kurar. Bir vakıf bunu yapsın. Siz Bosna'da vakfın mevzuat tarafını araştırın. Biz de buradan hayırseverleri bulmaya çalışalım." Böyle başlamış ve çok zorluklar aşılarak bugüne gelinmiş.

Kim bu hayırseverler?

Vakfın Başkanı Abdülkadir Taçyıldız, Malatyalı bir işadamı. 2001'de kurulan vakıf çalışmalarını yürüten diğer isimler Hasan Topaloğlu, Alija Rizvanbegoviç, A. Selçuk Berksan, A. Yahya Kiğılı, A. Kemal Baysak, Nevzat Kor, Mehmet Köse, Remzi Gür, Mustafa L. Bilge, Mehmet Alacacı, Orhan Özyurt, Yusuf Kaya, Şemsuddin Erkoviç, Bekir Kargiç ve Ejup Hot. Ben projeye mayıs ayında dahil oldum. Üniversite geçen sene kasım ayında alınan geçici izinle İngilizce Hazırlık Okulu'nu açmış ve 75 öğrenci almışlar. Tabii açılış geç olduğu için öğrencilerin önemli bir kısmı Türkiye'den. Bosna'dan, Avrupa'dan ve Afrika'dan da öğrencilerimiz var. Bu sene başında da Uluslararası Sarajevo Üniversitesi (IUS) resmî olarak tanındı ve tescil edildi. Sonbaharda fakültelerimizde eğitim-öğretim başlıyor. Öğretim üyelerimiz ABD, Avusturya, Kanada, Bosna ve Türkiye'den geliyor, ileride öğretim üyesi sayısı arttıkça temsil edilen ülkeler de genişleyecektir.

Türk öğrencilerin burayı seçme nedeni katsayı problemleri mi?

Evet. Çoğu bu sıkıntıyı yaşayan meslek liseleri mezunları. İlk yıl Bosna'dan 10 öğrenci bulmuşlar. Çünkü Bosna'da üniversite tercih ve yerleştirmeleri büyük ölçüde temmuzda bitiyor. Her bölüm ayrı ve klasik bir sınav yapıyor. Bu sene öğrenci kitlemizin çoğunlukla Bosna-Hersek ve Balkan coğrafyasından olmasını bekliyoruz ama Türkiye'den ve dünyanın her yerinden öğrencilere açığız. Bu bölgedeki üniversitelerin çok eski yapıları var. IUS'un etkisi çok büyük olacak. Biz Amerikan usulü geçişken kredili sistemi, esnek akademik müfredatı, gelişmiş hoca öğrenci ilişkisini; sınıf içi takım çalışmasını, sunumların, bilgisayar becerilerinin çok iyi verildiği günümüz üniversite anlayışını getiriyoruz.

Bosna'daki üniversite yapısını değiştireceksiniz yani?

Evet. Orada fakülteler birbirinden bağımsızdır. Talebe, hocayı pek görmez. Derse devam gerekliliği yoktur. Yılda bir kere sınav yapılır. İki dersten kalan öğrenci tüm sene bu iki ders için beklemek zorundadır. Girmesi kolay, çıkması çok zor kurumlardır. Bu eski yapıyı değiştirmek, en azından AB'nin belirlediği Bologna kriterlerine uymak zorundalar.

Bosna'daki değişiklik için tek başına IUS'un Bologna kriterlerine uyması yeterli mi?

Bosna'da Bologna kriterlerine uyum projesi başladı, projenin başında da sonbaharda IUS'ta görev yapacak Bosnalı bir profesör var. Fakat çok yavaş gidiyor; çünkü akademisyenler çok muhafazakâr insanlardır. Akademik değişim projeleri her yerde büyük dirençlerle karşılaşır. Biz teşvik edici, hatta zorlayıcı bir faktör olacağız. Öğretim üyelerine iyi ücretler vereceğimiz için bizi tercih edecekler, diğer üniversitelerden yarı-zamanlı öğretim üyesi desteği de alacağız. Bize gelen öğretim üyeleri ise bizim sisteme uyacaklar. Öğrenciler diyecekler ki, orada takım çalışması, programlar arasında geçişkenlik, çok sayıda seçmeli ders alma imkanı, öğrenci asistanlık, proje ağırlıklı eğitim, sürekli ölçme-değerlendirme, yoğun bilgisayar ve görsel teknoloji kullanımı var, biz burada hâlâ klasik eğitim yapıyoruz. Bu çok güçlü bir dönüşüm etkisi yaratacak. Bosna'da etnik olarak ayrışmış üniversiteler var. Banjaluka'da Sırp, Batı Mostar'da Hırvat üniversitesi var. Böyle bir şey düşünebiliyor musunuz? Etnik yapılı bir üniversite.

Üniversitenin temel mantığına aykırı.

Evet, evrensel ve kapsayıcı değil. Gerçi oradaki büyük ve köklü Saraybosna Üniversitesi ve Tuzla Üniversitesi de var. Ama bunların hepsi arkaik yapıda. Harvard Üniversitesi'nin en meşhur profesörü gelse, orada ders vermek için önce Boşnakça öğrenmek zorunda. Bizim model tutarsa, oradaki üniversiteleri hızla dönüştürecek bir maya olacak.

Belki savaş nedeniyle göç eden akademisyenleri de geri çekersiniz?

Zaten bir amacımız da bu. Akademik beyin gücünün yarısı savaş döneminde ayrılmış Bosna'dan. Gidenler geri gelmiyor; çünkü hem ücretler düşük, hem o eski yapıya girmek istemiyorlar. Türkiye'de de var çok değerli Boşnak hocalar. Zaten IUS'un kuruluş çalışmalarını yürütenlerden biri Prof. Asıf Şabanoviç. IUS modelini de görev yaptığı Sabancı Üniversitesi'nden esinlenerek oluşturmuş. Öğrenci, fakülteler ve programlar arasında kolayca geçiş yapabilir veya seçtiği programda çok sayıda seçmeli ders alarak kendini farklı yönlerde geliştirebilir.

Bu projeye para yatıran insanların temel felsefesi ne?

Türk toplumunda hâlâ Osmanlı imparatorluk vizyonu var. Hiç ummadığınız bir kişide bile bu vizyon parlayıp çıkıyor. Çok parası olan insanlar ne yaparlar? Yeni yatırım yaparlar, hanımlarını, arabalarını, evlerini değiştirirler. Bu insanlar ise sadece paralarını değil zamanlarını bu projeye yatırmışlar. Tatillerinden, sosyal hayatlarından feda ederek, üstüne para ödeyerek, gidip orada sonuçları kendilerine maddi olarak bir şey getirmeyecek bir projeye girmelerini ancak imparatorluk vizyonu ile açıklayabiliyorum. Başka dünyalarda bir iz bırakma, hayır üretme, insanlara faydalı olma aşkı bu.

Sizi bu projede yer almaya iten temel duygu ne oldu?

Bosna'daki savaş sırasında yurtdışında idim, kendimi çok suçlu hissettim. Bir toplumun fertleri, kökenleri veya inançlarından dolayı katledildi. Çaresizce seyrettik. Hâlâ bir cendere içindeler, zor şartlarda büyük mücadeleler veriyorlar. Bu projeye girişen insanlarda büyük bir samimiyet gördüm. Maddi manevi fedakarlık yaparak insanlara kalıcı bir eser sunmak, hayırla anılmak istiyorlar. Dolayısıyla böyle bir proje beni heyecanlandırdı. Ben de bir şeyler yapabilirim o insanlar için diye düşündüm.

Üniversite olarak ne zaman bir cazibe merkezi olursunuz?

2003'te başlayan ilk beş senede, üniversitenin açılması, tanınması ve üç fakültede 12 programın faaliyete geçmesi, sonraki beş senede ise lisansüstü programlar ve araştırma enstitüleri açılması, kampüs inşaatının tamamlanması gibi aşamalar öngörülmüş. Biz şu anda farklılığımızı ve kalitemizi göstermek durumundayız. O coğrafyada bu tür bir üniversite modeline ihtiyaç çok fazla. Oradaki insanlar, çocuklarını yükseköğrenime gönderemiyorlar veya yurtdışına gönderiyorlar. Ancak yurtdışına gönderdikleri gençlerin kültürel kimliklerini koruma endişesi taşıyorlar. Biz onların bu sorununa cevap verebiliriz. Özgür bir ortamda, tanıdık bir coğrafya ve toplum içerisinde ama dünya standartlarında bir üniversite sunuyoruz. Eğitimimizin kalitesi her toplumdan öğrenciyi ve akademisyeni çekebilir. IUS farklı düşünen ve yaşayanların önyargılarından arınıp birlikte barış içinde yaşamalarına katkı sağlayabilir.

Zaten Osmanlı bakiyesi bir coğrafyadaki misyonunuz da bu olsa gerek.

Doğru. Dünyanın her yerinden gelecek öğrencilere açık, onları birbirleriyle kaynaştıracak, günümüz dünyasının gerektirdiği donanımla onları yetiştirecek bir eğitim kurumu oluşturmak istiyoruz. 2005 yılında etnik olarak yapılanmış bir üniversitenin dünyada var olduğunu bilmek bana ürkütücü geliyor.

Türk öğrenciler size ne zaman başvurabilir?

Türkiye'den ÖSS'deki 185 barajını geçenler veya SAT sınavında yeterli puan alanlar bize doğrudan müracaat edebilir. Bosna-Hersek kanunlarına göre orada 15 Temmuz'da bir seçme sınavı yapacağız. Yeterli ÖSS puanı olmayan öğrenciler için de 15 Temmuz'da İstanbul ofisimizde bir seçme sınavı yapacağız.

Okulunuzun ücretleri nedir?

İngilizce hazırlık sınıfı için eğitim ücreti 4 bin Euro. Yurtlarda kalan öğrencilerin aylık geçinme masrafı 200-250 Euro tutuyor. Fakültelerde ücretler 5.500 Euro. Bu ücretler Türkiye için çok iyi ama Balkan coğrafyası için zor rakamlar. Kısmi burslarla o bölgede kolaylaştırıcı olacağız. Yüksek puanla gelen öğrencilere özel indirim, başarılı öğrencilere burs veya öğrenci asistanlık var.

Balkanlar'da başka Türklerin önayak olduğu üniversiteler var mı?

Henüz yok. Balkanlar'da ilk Türk ağırlıklı üniversite burası. O coğrafyaya gittikçe onları ne kadar ihmal ettiğimizi anlayıp şaşırıyorum. Köylerde siz Türk'sünüz, Osmanlı'nın torunusunuz diye sarılıp ağlıyor insanlar. Boşnakçadaki Türkçe kelime sayısı şaşırtıcı.

Bu söyleşiyi okuyan insanlardan beklentiniz ne?

Heyecanımıza ortak olmaları, bizi aramaları, orada bir genci okutabilir miyiz diye sormaları. Yakınlarımızda ihmal edilmiş, ezilmiş, çok nitelikli ama fakir öğrenciler olabilir. Bu öğrencilere burs verirlerse biz onlara en iyi eğitimi sunarız. Verdikleri her kuruşu çok iyi değerlendiririz, emaneti ziyan etmeyiz. Biz o coğrafyadaki böyle insanları en iyi şekilde yetiştirirsek tekrar barışçı ve bütünleştirici Osmanlı vizyonunun sahibi olduğumuzu düşünebiliriz. Onlar için üzülmekle yetinmeyelim. Ve eğer "biz Bosna'dan değil, Arnavutluk'tan, Kosova'dan, Sancak'tan bir öğrenciye burs veririz" derlerse, biz oralara gider, en iyi öğrencileri seçer getiririz. "Ben bir genci bursla destekleyeceğim ama okul ve geçinme yılda 8000 Euro tutuyor, ben en fazla 4000 Euro verebilirim" derseniz, ben kalan 4 bin Euro'yu vakıftan alırım ve o genci okuturum. 4 çarpı 4, 16 bin Euro eder dört sene için. Ben o gencin IUS'u bitirince dünyanın en iyi üniversitelerinin yüksek lisans programlarından kabul alacağına, en iyi şirketlerde iş bulacağına eminim.

Diyelim o kadar param yok. Başka ne yapabilirim?

Ayda 200 Euro burs ile bizim öğrenim bursu verdiğimiz bir gencin barınma ve beslenme masrafı karşılanabilir. O öğrencinin bütün akademik gelişmesini, dua ve teşekkürlerimizle beraber burs verene iletiriz. Bilgisayar alıp bağışlayabilir. Bir dergiye, elektronik yayına abone yapabilir. Bir öğrencinin kitaplarını alabilir, giyim masraflarını karşılayabilir. Biz ayrıca Saraybosna'daki lise mezunlarına meslek edindirme amacıyla sertifika programları hazırlıyoruz. Yüzde 40'lara ulaşan bir işsizlik var orada. Çok fazla yatırım sözü almışlar çeşitli ülkelerden, ancak çoğu yerine getirilmemiş. Yatırım yapılmayınca iş alanı üretilmiyor, bu da aşırılıkları, ayrışmayı tetikliyor. Yatırımcıları da oraya çağırıyoruz. Tekstile mi, enerjiye mi, iletişim sektörüne mi, doğal kaynaklara mı, nereye yatırım yaparlarsa karşılığını alırlar. Avrupa'da bir merkezleri olur.

2005 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player