Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[İpek-Kayahan] - Bebek için evlendik

Nuriye Akman

10 Ekim 1999, Pazar

Önce sevgiden geçen yollarını Gönül Köşkü'nde birleştirdiler. Şimdi de köşklerini gelecek yeni misafirleri için hazırlıyorlar...

İlk karşılaştığınızda biriniz 18, diğeriniz 46 yaşındaydı. Kim kimi tavladı? İpek Hanım mı yaşına göre daha "dişi"ydi?

İpek: Tavlamak diye bakmıyorum. Ben hep yaşımdan olgun oldum. Hiçbir zaman yaşıtlarımla diskoya gitmekten keyif almazdım. Kayahan'ı görünce gözlerinden çıkan alevden çok etkilendim.

Müzik çalışmalarını size göstermek için annesiyle birlikte teknenize gelmişti. İpek'i görünce ne dediniz, "İyi parça" mı?

Kayahan: Benim içimde de bir kıvılcım oldu. Bir ara bana baktığını anladım. Var bir şey. Ama ben kendimi 46 yaşında hissetmiyordum.

Orta yaş sendromuna kapılmamış mıydınız?

Kayahan: Hiçbir zaman! Yaş izafidir. O gün o bakışları gördüm ama plak çalışıyorum. Öyle her şeye hemen şey yapamam. Plağım çok önemli. Arkasından bir telefon. Bir yere gidiş. Derken ufak ufak acaba bana mı öyle geliyor? Bazen birinin size öyle baktığını zannedersiniz. Kızlar bunu çok yaparlar.

Ne kadar zaman sonra birlikte oldunuz?

Kayahan: 15 gün geçmişti.

Çok hızlı değil mi?

Kayahan: Bana göre çok yavaş. Benim için bir dakika bile önemli. Ona şunu söyledim: Bak yaptığım şarkılara ben öldükten sonra sahip çıkacak, müziği benden öğrenecek, benim bildiğimi de geçecek bir insanla birlikte olurum. Önemli üç şartım bu dedim.

Size şartlar koşan 46 yaşında bir adamla 15. günde ilişkiye giriyorsunuz. Ne cesaret?

İpek: O zaman insan çok detaylı düşünmüyor. Hemen böyle bir ilişkiye başlamak cesaret gerektirmeyen bir şey. Daha sonra birbirini tanıdıktan, iki üç sene geçtikten, o zor müzik hayatının içinde bulunduktan sonra devam etmek cesaret bence. O benim hem kocam hem hocam.

Yani içinizde şöhret olma hırsı olmasaydı, Kayahan'ın kollarına atılır mıydınız?

İpek: İlk tanıştığımızda şöhret olma gibi bir düşüncem yoktu aklımda. Ben Kayahan'ın karizmasına kapıldım.

Kayahan: Bu bir düğün değil. Beş senesi geçmiş bir beraberliğin tasdikidir..

On yıl sonra siz 33, siz de 61'inizde, ne yapıyor olacaksınız?

İpek: Kayahan 71'e de gelse benim tarafımdan bir şey değişmez. On yıl sonra müzikte katedebileceğim kadar yolu katetmek isterdim.

Yaşlanınca bedene bir şey olmuyor mu?

Kayahan: Beden de eskiyor ama bunun gerçek sevgiyle ilgisi yok. Yaşadığımızın aşk değil sevgi olduğuna inanıyorum. Ben gitgide yumuşuyorum.

Evlenmeye neden gerek duydunuz?

AŞK BİR HASTALIK

İpek: Ben bebek istediğim için.

Kayahan: Çok sevdiğim bir kadın bebek istiyorsa evlenmemiz lazım. "Bir evlenelim de bakalım" diyenler var hayatta. Güzel bir adım atışa, güzel bir göz süzüşe, sigarasını güzel çakmakla çakışa giden evlilikler var. Bunlar bir müddet sonra daha iyi çakmak çakan, daha iyi adım atan, daha yakıcı bakanla yer değiştiriyor. Sevgi emek isteyen ve sizinle büyüyen bir ağaç gibi. Artık onun hangi dalı, yaprağı olduğunu, hangi çiçeği açacağını bilirsiniz. Sevgidir önemli olan. Aşk bir hastalıktır.

Düğün hediyesi olarak yedi bin öpücük fikri kimindi?

İpek: Benim. Evlendiğimiz gün başladık, henüz 52'nci öpücükteyiz. Ama öyle şartları var. Arka arkaya olmayacak, teker teker dolu dolu olacak. Ben sevilmeyi, öpülmeyi çok seven insanım.

Kayahan: Her ayın ikisinde birbirimize hediye alıyoruz. Çünkü ayın ikisinde tanışmıştık. Bakıyorum kedicime ne alayım? Saati var, alyansı var, arabası var. Ben doğa dostuyum. Ona öyle bir hediye alayım ki hep yaşasınlar istedim ve bu palmiyeleri aldım düğün için.

İpek: Her ayın ikisinde eve mutlaka bir çiçek, bir pasta gelir.Beş senedir kutluyoruz.

Yedi bin öpücük için günde kaç defa öpülmeniz gerekiyor ve muhtemel performans düşüklüğüne karşı ne önlem alıyorsunuz?

YEDİ BİN ÖPÜCÜK

Kayahan: Normalde bu yedi bin öpücük, hesap ettim, iki buçuk saatte olabiliyor. Onu günlere yayıyorum ki hesabı kapatmayalım.

Doping almak gerekmiyor mu?

Kayahan: Yok.

Ayrılığın maddi koşullarını saptadığınız bir sözleşme yaptınız mı?

Kayahan: Ben 24 yıllık ve dokuz aylık iki evlilik yaşadım. Beste'nin annesinden ayrılırken bankada bir lira bırakmaksızın her şeyimi terk etmiştim. Sıfır noktasından hayata başladım. Sonraki evliliğim bitince kendisine bir miktar aylığı devamlı veriyordum. Ta ki bir başkasıyla birlikte olana kadar. Ben yarın hayata gözümü yumarsam İpek'in belli bir sorumluluğu vardır. Ona ne demişim: Yaptıklarıma sahip çık. Bir vakıf kur. İşin bu manevi tarafının teslimi zordur. Parayı bir daha kazanırsınız ama ben bu kadar şarkıyı bir daha yazamam. Ona bıraktığım şey bütün şarkılarımdır. Yoksa kiracıyız bu dünyada.

Kayahan'ın kocalığı mı hocalığı mı iyi?

GÖZÜM DOYMAZ

İpek: Her ikisi de eşit derecede iyi. Eğer hocalığı daha iyi olsaydı herhalde onunla evlenmeyi düşünmezdim.

Kayahan: İpek'in eşliği daha iyi. Talebeliği şöyle daha iyi değil. Benim gözüm doymaz. Benim gibi çalışan insan isterim. O da buna dayanamaz. Günde dört saat gitar çalınca parmaklarım n'oldu diyor.

İpek Hanım'dan iyi bir şarkıcı olur mu?

Olur ama kısa zamanda değil. Geldiği zaman ağzından yanlış sesler çıkıyordu. Ona yanlış sesler çıkardığında parmağını kaldır dedim. Eğer duyabiliyorsan sesin yanlıştır. Duyamıyorsan kulağın yanlıştır, müzisyen olamazsın. Yanlışını duyabildi. İlk geldiği zamanki sesi kullanılabilir bir ses değildi. O sese sadece bir ses daha ilave etmek için üç sene uğraştım. İpek'in bu plakta söylediği sesi artık oturmaya çok yakın olan sestir.

Türkiye'de bir öğrenci seçmeniz gerekse kendinize, o İpek mi olurdu?

Kayahan:Yerinde olmak isteyen ve bunu daha çok hak eden biri olduğunu düşündüğümde ve çalışmalarını benim istediğim gibi götürmediğinde başka bir talebe seçerim.

Seçemezsiniz artık.

Kayahan:Seçerim. Karı kocalık ayrıdır.

Kocasının Kayahan olması İpek'in avantajı mı dezavantajı mı?

Kayahan:Bizim yürümek istediğimiz yolda avantajıdır. Benim talebem olmakla çok büyük bir şans yakalamıştır doğrudur. Bu şansı çalışarak gerçekleştirecektir ve bunu yaptığı takdirde, ben onunla gurur duyacağım.

İpek: Ben ne kadar çalışırsam çalışayım Kayahan'ın geçmişte ve şu anda çalıştığı kadar çalışamam. Sağlığım buna müsaade etmez. Ben yapabileceğimin en üstünü çalışıyorum zaman zaman. Bazen de daha altını çalışıyorum ama mantığım onun mantığından farklı değil.

Kayahan:İpek'in karım olması ile gelecekteki müzik hayatı arasında organik bağ yok. İpek herkes gibi hak ettiği sürece bunu alacak. Hak etmediği sürece almayacaktır ama karıkocalığımız devam edecek.

İnsanın karısını şarkıcı yapmaya uğraşması iyi bir şey mi, sıkıcı bir şey mi?

Kayahan:İnsanın karısını şarkıcı değil, sanatçı yapmaya çalışması güzel bir şey. Çünkü bu memlekette şarkıcılık meselesi maalesef ayağa düşmüş durumdadır. Ona diyorum ki şimdi bir gemideyiz. Dümende ben varım. İyi öğren, bir gün bu dümeni sen kullanacaksın. Hayatımızın 3 yılının programını yaptık. Ona şunu sordum: Önce bebek sahibi mi olmak istiyorsun, plak sahibi mi?

İpek: Bebek dedim.

Kayahan:Bir mani çıkmazsa, 2000 Mart ya da Nisan ayında, ölmez sağ kalırsam Kayahan'ın Best Of'u çıkacak. Yine sağlık olursa Kayahan'la İpek'in bebeği Ağustos veya Eylül ayında doğacak. Bebek bir yaşına gelinceye kadar o sadece bebeğiyle ilgilenecek. Sonra bebeğine ayırdığı vaktin birazını çalarak müziğe tekrar geri dönecek ve 2002 Mayıs ya da Haziran ayında albümü oluşmuş olacak.

Bebeği siz de istiyor musunuz?

Kayahan:O çok fazla istiyor. Ben de kendimi belirli yaşta görmediğim için onun duygularına katılıyorum. Ama Türkiye'de insan yetiştirmenin zorluğunu bildiğim için onun aynı zamanda büyük bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

İpek Hanım bebek istemeseydi?

Kayahan:O istemeseydi istemezdim.

Torununuzdan daha küçük bir çocuğunuz olacak. Nasıl bir duygu?

Kayahan:Zamanın izafidir. Ben şahsen Beste'yle aynı yaşta hissediyorum.

İpek Hanım, başkalarının milyarlar ödeyerek alacağı şarkıları siz sıfır gümrükle alacaksınız Kayahan'dan. Bunun karşılığını verebilecek misiniz?

İpek Hanım Benim durumum milyarlarca lira vererek başkalarının aldığından daha zor. Bana yapacak olduğu şey insanların gözünde daha çok irdelenecek. Bu albümde Her An adlı şarkıyı söylemeden önce yaklaşık bir ay uyuyamadım. Acaba Kayahan'ın benden beklediği kadar iyi söyleyebilecek miyim? Ben stüdyoda şarkıyı söylerken Kayahan her an "Tamam İpek sen bu şarkıya henüz hazır değilsin" de diyebilir.

Kayahan en güzel şarkılarını Nilüfer'e verdi. Artık rakip mi oluyorsunuz?

İpek: Nilüfer'le rakip olmam söz konusu değil çünkü o benim büyüğüm. Benden çok daha önce bu işe başlamış. Ben ancak onun arkasından gelebilirim.

Geceler'i o mu daha güzel söylüyor siz mi?

Kayahan:Geceleri Nilüfer'den daha iyi kimse söyleyemez. O şarkıyı iki senede yazdım. Nilüfer'in ses bedeninin ölçüleri alınmıştır. Üzerine tastamam oturan, dikişlerinin gözükmediği bir şarkıdır o. O Nilüfer için yazılmıştır.

Yeni bir beste yapacaksınız, Nilüfer de İpek de gözünüzün içine bakacak.

TAVİZ VERMEM

Kayahan:Bestelerim hususunda taviz vermem. Aklım nereyi isterse oraya veririm. Şarkının başarısıdır önemli olan. Kimin söylediği değil.

İpek Hanım'ın sesinin Nilüfer'in sesine üstün bir yanı var mı?

Kayahan:Hiçbir ses diğerinden üstün değildir. Akıllı sesler, akılsız sesler vardır. İpek'in aklıyla Nilüfer'in aklını yan yana koyamayız ki seslerini yan yana koyabilelim. Nilüfer'in bir tarzı oluşmuştur. İpek'in tarzı henüz oluşmamıştır.

İpek Hanım, ilk kaseti çıkınca ilk solo konserini de verebilir mi?

Kayahan:Yok canım. Bir kasetle konser olmaz. İpek de yavaş yavaş, Kayahan konserlerinde iki şarkı söylüyorsa, altı şarkı söylemeli. Sonra o kimsenin tahmin edemeyeceği üst noktaya gelindiğinde siz konser istemezsiniz, konser sizi ister.

İpek: Ben şarkı söylemeyi çok seviyorum.

Kayahan:Bizim yolumuz uzun. İşportacılık değil yapmak istediğimiz. Yapmak istediğimiz yarınlardan eskiye kalabilmek.

Yolunuz açık olsun.

HEM HOCAM, HEM KOCAM

Böyle bir ilişkiye başlamak cesaret gerektirmeyen bir şey. İki üç sene geçtikten, o zor müzik hayatının içinde bulunduktan sonra devam etmek cesaret bence. O benim hem kocam hem hocam.

1999 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player