Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

[Fuat Çay] - 'Hataylı'nın kefiliyim'

Nuriye Akman

01 Kasım 1997, Pazar

CHP Hatay Milletvekili Fuat Çay, Suriye'nin bazı Türk gençlerini kendi amaçları için kullandığı iddialarına şu yanıtı verdi: "Net söylüyorum, oradan mezun olup Türkiye'ye gelen insan sayısı 15 veya 20'dir en fazla. Yani başarısız dönenler, başarılı dönenlerin üç katı fazladır. Suriye bunlardan bir bölümünü mutlaka kullanmak isteyecektir. Ama Hataylı öğrencilerin yüzde 99'u kendini kullandırtmaz, ama kullandıran çıkar..."

Öğrencilerin durumu

CHP Hatay Milletvekili Fuat Çay, önceki hafta bu sayfada yayınlanan Türkiye-Suriye ilişkilerine yönelik söyleşinin ardından, kendisini de dinlememi istedi. Çünkü Doç. Dr. Mehmet Çelik'in dile getirdiği başta Suriye'de okuyan Türk öğrencilerinin durumu ve Nusayriler olmak üzere pek çok konuda tam tersi görüşlere sahipti ve bunları kamuoyuyla paylaşmak istiyordu.

Peki dedim; paylaştı...

Sayın milletvekilim, sizi Türk Nusayrileri'nin bir temsilcisi olarak kabul edebilir miyim?

Hayır. İkibinli yıllara girerken, dinleri birbirine karıştırarak siyaset yapmak, toplumun bunca sorunu varken, insanların mezhepleriyle uğraşmak bana göre gericiliktir.

Ne alaka şimdi. Ben sizi suçladım mı?

Özür dilerim. Lafım size karşı değil. Ben haspelkader Hataylıyım. Haspelkader Aleviyim. Kutan'ın o lafından sonra Nusayriler'in orada yaşadığını biliyorum ama işte ibadeti şudur, budur, ben orada hiçbir zaman olmadım.

Ben sadece bu mezhebi, onun bir mensubuyla tarihi ve sosyolojik vakıa olarak konuşabileceğimizi düşünmüştüm.

Nusayrilik Alevilik'tir. Yani Hz. Ali'yi en fazla sevenler ya da Alevilik içinde ona en düşkün olanlardır.

Nusayriler'in Hz. Ali'ye "Allah" dedikleri doğru mudur?

Değildir. Alevilik, Hz. Ali'yi ve Hz. Muhammed'in ehlibeytini seven Hasan'a, Hüseyin'e, Fatma'ya bağlı olan bir İslam koludur.

Ama İzzettin Doğan bile Nusayriler'in Hz. Ali'yi Tanrı'nın yeryüzündeki tecellisi olarak gördüklerini söylüyor.

Ben Alevi uleması değilim. Bunları detaylı bilmem mümkün değil. Bunları konuşmanın yararına inanmıyorum.

Bu konu Türkiye'nin gündemine, Suriye nedeniyle geldi biliyorsunuz. Nusayrilik'in Suriye için önemi konusunda da konuşmaz mısınız?

Tercihleri Türkiye

Suriye 1946'da yani Hatay'ın anavatana ilhakından sonra devlet oldu. Dolayısıyla bir sınır çizildi. Düşün ki burası ile Kırıkkale arasında yaşayan insanlar, birbirleriyle akrabadır, dosttur. Aralarına sınır girdi. Bunların doğal olarak ortak kültürel özellikleri vardır. Aynı sınır boydan boya Antep, Urfa, Mardin, Irak'a kadar devam ediyor. Orada da aile bölünmüşlükleri vardır. Hatay, 1939'da Türkiye'ye ilhak oldu. Hataylılar, Osmanlı toplumu ve devamı olan Türkiye Cumhuriyeti'nden en fazla 18-19 yıl gibi bir süre dışarda kaldılar. Bugüne kadar bu insanlar Alevi olarak bilinir. Nusayrilik diye bir tartışma yoktur. Çünkü bu insanlar, dedelerinin, babalarının özgür iradeleriyle Türkiye Cumhuriyeti'ni tercih ettiler. Bu insanlar laiklik ve demokrasiye herkesten çok bağlıdırlar. Osmanlı döneminde, Yemen'de şehit vermişlerdir. Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale'de, Trablusgarp'ta, Türkiye Cumhuriyeti döneminde Kore'de savaşmışlar, Kıbrıs'ta şehit vermişlerdir. Bugün Doğu Anadolu'da şehit vermişlerdir bu insanlar. Ve gidin bakın her evde Atatürk resmi vardır. Ve onların dini törenlerinde temel şiarları Kuran'dır. Her dini törende Atatürk ve silah arkadaşlarına mutlaka Fatiha okurlar.

Sınırın hemen öte tarafında, Suriyeli Nusayriler'in tarihine baktığımızda, manda yönetimini isteyecek kadar Fransızlar'la büyük bir yakınlık içinde olduklarını görüyoruz. Sınırın bu tarafı anlattığınız gibi, diğer tarafı farklı. Bu kadar akrabalık olmasına rağmen, çok ilginç değil mi?

40 yılda 4 gelin

O kadar akrabalık yok.

Ama "aradan sınır geçti; anası babası bu tarafta kaldı" dediniz ya.

Hayır, sınır da yok. Samandağı'ndan bu tarafta Hatay, Adana, Mersin'in Suriye ile bir kara sınırı yok, deniz sınırı vardır. O zamanlar işte burada Osmanlı Devleti vardı. Oradan buraya çalışmaya gelirlerdi. Buradan oraya çalışmaya giderlerdi. O bölgelerde yaşayanların akrabalık bağları 1938'den sonra kalmadı. Doğu'da mesela Antep'te, Mardin'de, Urfa'da televizyonlarda da görüyorsunuz, karşı karşıya geliyorlar akrabalar, birbirlerine kız alıp veriyorlar. Bugün Suriye ile Türkiye arasında bu iki ortak kültürü olan insanlar arası böyle bir akrabalık, böyle bir evlilik, böyle bir ilişki bağı yok. Yani şu ana kadar Suriye'den Nusayri olarak Hatay'a ya da Hatay'dan Suriye'ye 40 yıldan bu yana dört tane gelin gelip gitmemiştir.

Tarihte yaşanan onca itilip kakılma, kan dökülme olaylarından sonra, varlıklarını koruma mücadeleleri devam ederken, Suriye Nusayrileri'nin iktidarı ele geçirmesi, psikolojik olarak diğer Nusayriler'i de etkiledi mi?

'Hiçbir örgüt olmadı'

Hayır. O insanları iyi tanımak lazım. Aleviler'le devleti çatıştırmak isteyenler, Hatay üzerinde dış ve iç kaynaklı çeşitli hesaplar var. Hatay'ın Alevisi'nin Türkiye dışında başka bir özlemi yoktur.

12 Eylül öncesinde bu özlemleri taşıyan bir sürü sol örgüt vardı orada. Arap Kurtuluş Örgütü'nden, DHKP-C'sine kadar... Bir bölümü Hatay'ın yeniden Suriye'ye verilmesini savunurdu. Bazı liderlerinin halen Türk vatandaşlığını korumakla birlikte Suriye'de Esad'ın muhafız alayı içinde yer aldığı söyleniyor.

Hatay'da Suriye lehine böyle organize çalışan hiçbir örgüt olmamıştır. Net söylüyorum. 12 Eylül öncesinde nasıl Ankara'da, İstanbul'da olaylar olduysa Hatay da Türkiye'nin bir parçası olduğuna göre Türkiye'deki solun siyasal bölünmeleri doğrultusunda orada da siyasal örgütler oldu. Ve orada rejim karşıtı terör örgütleri de oluştu. Doğrudur. Bunları ben savunmak istemiyorum. Savunamam da zaten. Bu örgütün bazı elemanları kanun dışı eylemlerinden dolayı takibata alınmasından sonra Türkiye'de yakalanıp kanun önünde hesap vermemek için Suriye'ye kaçtılar. Bunların sayıları belki iki, belki üç. Suriye kullanmaz mı? Dün kullanırdı, bugün de kullanabilir, yarın da. Ama Hatay'da tabana dayalı, böyle Suriye yanlısı faaliyet gösteren hiçbir örgüt olmadı.

Ama devletin bazı raporlarında en aşağı 14 tane bu tarz örgütler olduğu geçiyor. 12 Eylül döneminde bu sol örgütler arasındaki dayanışma, olay "Arap milliyetçiliğine" dönüşünce bozulmadı mı?

'Arapçılık yapılmadı'

Hatay'da hiçbir fraksiyon geçmişte Türkiye'den farklı olarak bir araya gelmedi bir. İki, Hatay'da Arapçılık yapılmadı. Suriye düşman bir ülke. Doğal olarak kendine yandaş bulmaya çalışır. Suriye bizim için terör örgütleri besleyen, Türkiye'ye hasmane tutum takınan Hatay üzerinde emeli olan bir ülkedir. Ama hiçbir zaman bu emeline ulaşmayacaktır. Hataylılar'ı kullanamayacaktır.

Hatay sokaklarında, "Hatay'ın ilhakının" sona erdirilmesini isteyen sol örgütlere dair işaretler yok mu?

Benim sol örgütlerle bağlantım yok ve böyle bir şeyi görmüyorum.

O zaman ben size göstereyim. Buyurun şu fotoğraflara bakın. Duvarlara ne yazılmış, okuyun: Hatay'ın ilhakına son. DHKPC.

Böyle bir takım sapık akımlar olabilir. Ama ben halk adına konuşuyorum. Ne dün, ne bugün böyle sloganlar hiç olmadı.

Siz bir dönem, bazı sol örgüt mensuplarının avukatlığını yapmadınız mı?

Yaptım ama ben demokratların da davalarını aldım, demokrat sağcıların da. Benim dönemimle birlikte Hatay'daki Alevi Sünni ayrışması sıfıra inmiştir. Ben Hatay'ın ulusal bütünlükten ayrılarak ister bağımsız ister Suriye'nin ilhakına yönelik olarak ben şu ana kadar hiçbir faaliyet görmedim. Tabanın kefiliyim. Ama fraksiyonlar, Türkiye'ye, rejime düşman olan insanlar her halukarda ne yapacakları belli olmaz. O ayrı mesele. Bunlar Hataylı olabilir, Hatay'ın dışından da olabilir. Provokasyon da olabilir. Şimdi ben Hataylı olmasam şu fotoğrafı, şu yazıyı gördükten sonra "Ya Hatay'da ne kadar adam varmış" diye düşünürüm. Bir kere böyle bir şeyi tasvip edecek binde bir değil, onbin de bir insan bulunamaz Hatay'da. Duvarlardaki bu tip yazıları hiçbir Hataylı tasvip etmez. Bunu yazan insanı görseler linç ederler, emniyete teslim ederler.

Bölge insanlarını Suriye'nin emelleri doğrultusunda örgütlemeye çalışan, İskenderun Kurtuluş Örgütü diye bir örgüt var mı?

Büyük bir mozaik

Böyle bir örgüt yoktur. Hiç de olmamıştır. Bazı resmi ve sivil kişiler Hatay üzerinde oyun oynuyor.

Kim o bazı insanlar?

Ben size açıklayacağım. Hatay vatandaşı demin dediğim gibi Türkiye'nin milletiyle vatanıyla bölünmez bütünlüğüne dört dörtlük inanan bir kitledir. Alevisi'yle, Sünnisi'yle, Hıristiyanı'yla, Türkü'yle, Kürdü'yle Hatay, dünyanın en güzel mozaiğinin sağlandığı ender yerlerden biridir. Eğer Türkiye Hatay gibi uyumlu bir yapı içinde olsaydı hiçbir zaman terör olmaz, teröre harcadığı parayı kalkınmaya harcardı. Samandağı'nda arayın emniyet müdürünü, savcıyı, adliyeyi, deyin ki sizdeki siyasal olaylar nedir? En fazla münakaşa, kavga, trafik kazası. Başka yok. Bunu emniyet de biliyor, sayın vali de. Bu Antakya için de İskenderun için de geçerlidir. Gecenin saat üçünde, bir bayan tek başına sokakta gezebilir. Hiçkimse ona sen kimsin, nerden geldin, nereye gittin demez. Bu kadar huzurlu bir yerdir. Burada 1970'lere kadar sağ partilere oy verildi. 70'lerden sonra sola oy vermeye başladılar ve Türkiye'de irticanın serpilmeye başladığı dönemde bu insanlar artık dört dörtlük laik ve demokrat oldular. Oradaki bu mozaiği hazmedemeyen belirli kişiler, devletin içinde de var, devletin dışında da. Her evde Atatürk resmi olan bu kitleyi bölmek parçalamak için böyle planlı bir biçimde haklarında iftiralar yağdırmaya başladılar. Orada 170 bin dönüm civarında hazine arazisi vardı, şimdi 70 bin dönüme kadar indi. İşte "Burada devlet düşmanları var. Bu devleti biz koruyoruz. Onun için bu toprakları bize verin, biz işletelim" gibi bir şoven anlayışa dayalı çalışmalar sonucunda bu iftiralar yoğunlaştı. Kimi kamuoyuna bu şekilde yazıldı, kimi devletin resmi raporlarına yansıdı. Ve ilk rapor 1980'de verildi. İşte Hataylılar, özellikle Nusayriler Suriye'den para alıp toprak alıyorlarmış.

Yok mu böyle bir şey?

'Dost bir ülke değil'

Yani adama sorarlar. Nerde bu militanlar? Nerede bu paralar, alınan araziler? Yani iftira ederek olmaz ki. Bunun tespiti lazım. 2 bin 500 Hatay doğumlu öğrenci Suriye'de deniyor. İskenderun'da bir eğitim vakfı bunları organize ediyor deniyor. Suriye'de Nusayriler birliği bunları organize ediyor deniyor. Tamamen iftiraya dayalı iddialar bunlar. Bu raporlar, Hataylılar'ın sola oy vermeye başlamasından sonra ortaya çıkmıştır ve raporların yüzde doksanı tamamen saçmadır, gerçeklerle bir ilgisi yoktur. Ben Milli Eğitim Bakanlığı ile görüştüm. Bana verilene bilgiye göre Suriye ile kültürel antlaşma çerçevesinde gidenler 83 kişi. Bir de gayrıresmi gidebilir tabii. Hatay Valisi ile konuştum, bunların çok sayıda olacağını düşünemiyorum. En fazla 250 kişidir dedi. Suriye'deki konsolosumuz da aynı rakamı verdi.

Suriye'ye gidenlerin en azından yüzde ellisi bir iki sene okuyup başarısız oluyor geliyor. Şu ana kadar mezun olup orda yerleşen üç, beş insan yoktur. Net söylüyorum, bunu araştırdım ben. Oradan mezun olup Türkiye'ye gelen insan sayısı 15 veya 20'dir en fazla. Yani başarısız dönenler, başarılı dönenlerin üç katı fazladır. Suriye bunlardan bir bölümünü mutlaka kullanmak isteyecektir. Suriye dost bir ülke değildir. Ama Hataylı öğrencilerin yüzde 99'u kendini kullandırtmaz, ama kullandıran çıkar. Geçen gün bir casus öğrenci haberi vardı gazetede. Demek ki çıkıyor.

Deniyor ki bunun arkası da gelebilir, bu tek örnek değildir.

Ben ihtimal vermiyorum ama vardır, iki, üç, beş tane çıkar, ama tüm oradaki öğrencilerin kendilerini kullandırttıklarını söylemek çok yanlış. Çünkü bu insanların aldıkları eğitim, diktatör rejimini benimsemelerine olanak tanıması mümkün değildir. Çünkü bu insanlar Atatürk sevgisiyle büyümüştür. İskenderun'da bir eğitim vakfının Suriye'ye öğrenci gidişini organize ettiği iddiaları yalandır. Bu vakfın tek amacı Atatürkçü, laik, demokratik, Türkiye'ye sadakatla bağlı, Türkiye'de okuyacak öğrencilere destek olmak ve burs sağlamak. Buradaki iddialar, oradaki ilerici kesimi devletle çatıştırma amacına yöneliktir...

Teşekkür ederim.

1997 Yılı Röportajlar

Get Adobe Flash player