Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

Bahar Toksoy, Özge Kırdar Çemberci, Gizem Güreşen, Gözde Kırdar Sonsırma.

Kendi kendimize yetmeyi öğrendik

Milli takımın bel kemiğini oluşturan dört voleybolcumuzla, Özge, Gözde, Gizem ve Bahar ile konuşma fırsatı yakaladım. Bu maç, benim canlı olarak izlediğim ilk voleybol karşılaşmasıydı. Daha önce voleybolcularla hiç konuşmadığım için öncelikle onları kişilik yapılarıyla ve özel hayatlarıyla tanımak istedim.

Son yıllarda bayan voleybolcularımızın nasıl harika işlere imza attığını gururla takip ediyoruz. Önce Yıldız Milli Bayan Takımı'mız hem Avrupa hem de dünya şampiyonu oldu. Ardından Vakıfbank'ın ana sponsoru olduğu A Milli Bayan Voleybol Takımı'mız Avrupa Şampiyonası'nda üçüncülüğü elde etti. Daha sonra da Vakıfbank Türk Telekom Bayan Voleybol Takımı, Avrupa şampiyonluğunu kazandı. Geçtiğimiz perşembe günü kızlarımız, Katar'ın başkenti Doha'da Dünya Kulüpler Şampiyonası'nda final maçı oynarken ben de oradaydım. Her kıtadan bir takımın katıldığı şampiyonada hem Avrupa'yı hem de ülkemizi temsil eden Vakıfbank Türk Telekom'un dünya ikincisi olmasına tanıklık ettim.

Maçtan sonra milli takımın bel kemiğini oluşturan dört voleybolcumuzla, Özge Kırdar Çemberci, Gözde Kırdar Sonsırma, Gizem Gürsen ve Bahar Toksoy ile konuşma fırsatı yakaladım. Bu maç, benim canlı olarak izlediğim ilk voleybol karşılaşmasıydı. Daha önce voleybolcularla hiç konuşmadığım için öncelikle onları kişilik yapılarıyla ve özel hayatlarıyla tanımak istedim.

Kardeş falan demiyor bağırıp çağırıyor!

Gözde ve Özge'nin tek yumurta ikizleri olması, voleybol gibi düşünce ve eylemin eşzamanlı olarak gerçekleştiği bir sporda büyük avantaj olsa gerek diye düşünüyordum. Haklıymışım; biri oyunu kurarken diğeri pasları karşılarken birbirlerinin kafalarını okuyabiliyorlarmış. Tabii bu spora on üç yaşında başlayıp on beş yıldır takım arkadaşı olmalarının da bunda payı var.

Gözde şöyle açıklıyor durumu: "İşler iyi gittiğinde bana herkes yardımcı oluyor. Ama bizim kardeşliğimizin asıl işler kötü gittiğinde ortaya çıktığını düşünüyorum. Öyle durumlarda Özge'yi nasıl motive edeceğimi artık çok iyi biliyorum. Tabii o da aynı şekilde beni motive ediyor. Birbirimizden gerçekten inanılmaz bir güç alıyoruz."

Özge, kendisinden beş dakika büyük olan "ablasının" bu sözlerine şakayla karşılık verip hepimizi güldürüyor: "Bağırıp çağırırız da birbirimize. Maçta köpek gibi davranıyor bana!"

İkizlerimiz, kendileri gibi sporcu beylerle evli olmalarını, günde altı saat antrenman yapıp devamlı deplasmanda, ailelerinden ayrı kaldıkları için bir avantaj olarak görüyorlar. Bekar arkadaşları Bahar ve Gizem'e, "Siz de sporcularla evlenin." diyorlar. Bahar, "kısmet" demekle yetinirken Gizem, erkek arkadaşı müzisyen olmasına rağmen kendisine her bakımdan destek verdiğini, aynı camiadan olmamalarına rağmen gayet güzel anlaştıklarını söylüyor.

Voleybolcularımızın "bayan" sözcüğüyle bir problemleri olmadığını öğrenmek şaşırtıyor beni. "Bayan" yerine "kadın" kelimesini tercih etmediklerini söylüyorlar.

Sporda yenmek de var, yenilmek de. Peki yenilgiyi hazmedebiliyorlar mı? Bu soruma Gizem şöyle cevap veriyor:

"Yenildiğimiz bir maçtan sonra eve gidene kadar arabada sinir krizleri geçirmiş, ağlamış oluyorum. Evdekilerle mümkün olduğunca konuşmak istemiyorum. Sinirli olduğum için ne deseler bana batıyor. Ben sadece tek başıma televizyon izleyip susayım istiyorum. Neyse ki o halim kısa sürüyor. Ertesi güne bir şey kalmıyor."

Bahar'sa böyle bir durumda tam tersine anne ve babasıyla dertleşmeyi seviyormuş. Çünkü merak ediyor: Ne oldu, ne bitti, onlar dışarıdan izlediler, ne gördüler?

Giovanni, sen bizim her şeyimizsin!

Acaba milli takım deneyimleri mi kulüp başarısına daha fazla katkıda bulunuyor, yoksa tam tersi mi oluyor? Gözde, bu soruma, "Bu sene için kulüpteki başarımız milli takıma yansıdı. Ama diğer senelerde milli takımda edindiğimiz deneyimlerin kulüp başarımıza çok katkısı oldu." diye cevap veriyor.

Kızlar başarılarının sırrı olarak Teknik Direktör Giovanni Guidetti'yi işaret ediyorlar. Ondan söz ederken öyle heyecanlıydılar ki, hep birlikte "Giovanni, sen bizim her şeyimizsin" diye tezahürat ediyorlar. Gözde, şöyle anlatıyor duygularını:

"Bu başarı tabii ki bir senelik bir şey değil. Giovanni'nin 2008'de geldiğinden beri hepimiz onun elinde yetiştik. Bizi aldı, hamur gibi şekil verdi. Başarımızın yüzde altmışını ona bağlıyorum. Tabii ki biz de bir şeyler yaptık. Ama gerçekte onun bize verdiği destek, teknik, taktikle antrenörümüz başarımızın birinci sırrıdır. Martta Avrupa şampiyonu olduk. Bizim kariyerlerimiz için inanılmaz başarı. Çok mutluyuz. Keşke 2011 bitmese. İnşallah 2012'de de bunları devam ettiririz."

Voleybol, genelde çok fazla seyircisi olan bir oyun değil. Gözde, "O yüzden biz artık alıştık kendi kendimize yetmeye." diyor. Dördünün de rakip takımın taraftarlarına bir tavsiyesi var: "Boşuna küfretmeyin. Sizi duymuyoruz."

Ekmek yasak, kola-kahve serbest!

Voleybol, Filenin Sultanları'na özel hayatlarında kontrollü ve disiplinli olmayı öğretmiş. Ne kadar az hata yaparlarsa o kadar kazanacakları gerçeğini hayata geçirmişler. Hepsinin ortak kanısı voleybol; futboldan da, basketboldan da daha fazla zekâ isteyen bir spor.

"Akıllı olmak da yeterli değil, madem kadınız, güzel görünmeliyiz." diyorlar. Giydikleri formanın renginde toka takıyorlar ve oje sürüyorlar. Siyah formayı siyah ojeyle, kırmızı formayı kırmızı ojeyle tamamlıyorlar. Her maça saçlar fönlü ve full makyajla çıkıyorlar.

Kızlar özel gecelerde şık şıkıdım giyinmeyi, takıp takıştırmayı sevseler de, genelde bu kıyafetlere en fazla iki saat tahammül edebiliyorlar. Eve döner dönmez hemen eşofmanları, terlikleri giyip rahatlamak istiyorlar.

Formlarını korumak için özel bir çabaları yok. Sadece akşamları ekmek yememeye dikkat ediyorlar. Onun dışında "kola, kahve içmeyelim" diye bir dertleri bulunmuyor.

Tarih: 16 Ekim 2011

Get Adobe Flash player