Nuriye AKMAN
18 Mayıs 2017
Nuriye AKMAN

Sırtını dönmek - Meydan Gazetesi

İstanbul Erkek Lisesi öğrencilerinin “müdüre sırt dönme” protestosu sanki bir Hollywood filmi sahnesiydi. Duygu ve düşüncelerini ifade ederken görsellik değeri en yüksek performansı seçmek, şova dayalı Amerikan kültürünün önemli bir parçası. Medya ve sinema kanalıyla tüm dünyaya yayılan bu kültür kodlarının emre itaati, güce boyun eğmeyi yücelten, eski köye yeni âdet getirilecekse onu da idareciye bırakan toplumları etkilememesi mümkün değildi. Fakat her etkinin karşı tepki yaratması da kaçınılmaz tabii.

Hatırlayın, Gezi olayları sırasında önce şarkılar söyleyen, sonra oturan ve nihayet duran insan eylemleri pasif enerjisine rağmen yıkıcı güç gösterisi olarak algılanmış ve bazılarını çılgına döndürmüştü. AKP kongresinde cumhurbaşkanının mesajı okunurken tüm partililerin ayağa kalkması yeni Türkiye usulü bir şov zannedilirken Mehmet Ali Şahin’in “Divan Başkanı Bozdağ kalkınca biz de kalkmak zorunda kaldık” açıklamasıyla büyü bozuldu. Meğer o huşu duruşu gönülden kopmamış da dayatılmış. Kim cumhurbaşkanına saygıda Bozdağ’ın gerisinde kalmak isterdi ki?..

Geçen gün Siirtli kadınlar kaldırımlara masa atarak işgal eden erkekleri protesto etti. Anlamlı olsa da görselliği zayıf bir eylemdi. Beyaz önlükler giyen Kent Konseyi kadın meclisi üyeleri, bilumum tezgah, sandalye ve masaları sloganlar eşliğinde kaldırıp işgalcileri kaldırımları boşaltmaya zorladılar. Ellerindeki bildiriyi adamların yüzüne fırlatırcasına dağıtmaları, öfkeli bağırtılarla yarattıkları ses kirliliği gösteriyi etkisiz kıldı.

Peygamber efendimizin “Yolun hakkını vermek” diye kavramlaştırdığı kültürel zenginlikten nasibini almamış bir toplumuz. İnancımızı hayata geçirebilseydik, O’nun boş boş oturup geleni geçeni gözle taciz edenlere, selamlaşmayı önemsemeyenlere, kaldırımı kapatıp yayaları araç trafiğine mecbur bırakanlara, yol üzerindeki çöplere seyirci kalanlara, kazdıkları çukurları kapatmayanlara, hırsıza, kapkaççıya, tükürene, kız kaçırana, kadın dövene, “bizden olmayanı” pataklayana mani olmayanlara yaptığı “yolun hakkını verin” uyarısını dikkate alırdık. Almayanlara karşı sergilediğimiz eylemler ise bu ilkeleri hatırlatma odaklı olur ve peygamberî bir zarafet taşırdı. Kimseyi aşağılamadan, ses yükseltmeden, kırıp dökmeden…

Rahmetli Muhammed Ali, 1960 olimpiyatlarında kazandığı madalyayı, ülkesindeki ırk ayrımını protesto etmek için Ohio nehrine atmıştı. Bu eylemdeki samimiyeti ve bir anlık görselliğin azametini yakalamamız lazım. Ramazan aslında usulca, rol kesmeden, kimseye hissettirmeden nelere sırtımızı dönebileceğimizi, kazandığımız hangi madalyaları nefsin kirli sularına fırlatabileceğimizi, hakkını veremediğimiz hayat yollarını bize hatırlatmak için geldi. Yine yeniden bir kez daha geldi, hâlâ umut var demek için. Çoğalmak için eksilmemiz gerektiğini göstermeye, büyümek için küçülmemiz... 

Tarih: 
07 Haziran 2016
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves