Nuriye AKMAN
18 Mayıs 2017
Nuriye AKMAN

Penceresi cam cama - Meydan Gazetesi

Bir “olmadı baştan” vukuatıyla daha karşı karşıyayız sayın seyirciler. Eğitim fakülteleri kapatılıp yerine muallim mektepleri açılacakmış. “Bu neslin dindar olacağı yok, bari sonraki kuşağı cennetmekan yapalım” durağına gelmiş bulunuyoruz. İnecekler insin, kalan sağlarla durmak yok yola devam. Penceresi cam cama muallim türküsü eşliğinde…

Bu çıplak ampul var ya, yana söne, yana söne harap etti bizi. Gözlerimizi kırpıştırmaktan şaşıya döndük. Dile kolay, tam on dört yıldır nasıl eğitileceğimizi yap boz Allah bulamadılar. Şimdi anlaşılan öğretmenlere önce bir şekil şemail vermek istiyorlar ki bu milli ve dini şuurla donatılmış silahsız güçler, vur denilince vurup, öl denilince ölecek, zinhar müdür beylere sırtlarını dönmeyecek çocuklarımızı şanlı yarınlara hazırlasınlar.

Öğretmenin öğrenciye sadece bilgi aktarmadığını, hali tavrı, hayata bakışıyla anne baba kadar hatta bazen onlardan daha etkili bir rol model olduğunu düşününce eyvah eyvah diye çığırmak geliyor içimizden. Neden? Çünkü rol modeller de toplumdaki güç sembollerinden etkilenir ve benliklerini genel geçer değer yargılarından koruyabilmeleri pek zordur. Kendi hırsızını Meclis’te aklayan, eğitim kurumlarını tecavüzcülerden koruyamayan, kendi başbakanını yeterince biat etmediği için istifaya zorlayan, farklı düşünce ve yaşam tarzlarına hayat hakkı tanımayan, hukuka guguk kuşu kanatları takan bir siyasi iradenin elinde özgün, yaratıcı, çok kültürlülüğe açık, insan psikolojisinin karmaşıklığına aşina bir kimlik edinebilmeleri mümkün müdür?

Madem muallim bu kadar önemlidir, üniversite girişte en yüksek puanları almaları gerekmez miydi? Doktor ve mühendis adaylarından beklediğiniz performansı neden muallimlerden istemezsiniz ki? Güya öğretmen olacaklarda artık bilimsel yeterliliğin yanında ahlaki kriterler de aranacakmış. Mülakatlar sırasında ortaya çıkacak bu kriter sakın yandaşlık olmasın? Bunların derdi iyi öğretmen yetiştirmek değil, atanacak öğretmen sayısını azaltıp sırtlarındaki bir kamburdan kurtulmak sadece.

Yüzde 99’u Müslüman olan ülke zırvasını da bir kenara bıraksak artık. Ahlakı çirkine Müslüman dense bile mümin denilmez nokta net. Hem “hayvan olmadığı” için alnı secdeye varıp da adalet dağıtamayıp zulümlerine dini kılıflar uyduranların vesayetinden kurtulsak, başka bir vesayetin dikenli kollarına düşeceğimizi unutmayalım. Zaten o yağmurlardan kaçarken bu fırtınalara yakalandık. Velev ki ampul söndü altı ok ışıldamaya başladı. Yüzde kaçının mümin olduğu belirsiz bu millet çağa en uygun insan modelinde konsensus sağlayamaz ki.

Peki çare? Bu işin hazır bir reçetesi yok. Okula, öğretmene bel bağlamayıp hepimizin önce kendimizi eğitmesi lazım ki çocuklarımız muhtelif iktidar tezgahlarında telef edilirken müdahale edebilelim. Hayatın yaşam boyu süren bir okul olduğunu, mezuniyet belgesinin ahirette verileceğini unutmadan.
 

Tarih: 
17 Haziran 2016
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves