Nuriye AKMAN
18 Mayıs 2017
Nuriye AKMAN

Dokunulmazlığın üç türü - Meydan Gazetesi

Gündemin on yüz milyon bin maddesinden bir tanesi dokunulmazlık. Lakin bu hassas kavramın politik olanı magazinel versiyonu kadar ilgi çekmiyor. Aziz Türk halkı 152 milletvekiline yargı yolunun açılması memleketin hayrına mı olur aleyhine mi tartışmasındansa Survivor’da Ünlülerin mi, Gönüllülerin mi dokunulmazlığı kazanacağına akıl yoruyor. Eh haksız da sayılmazlar tabii. Ezelden beri suç ve cezanın evrensel normlarını edinememiş bir bünye, kim haklı kim değil nasıl karar versin?

Yüce konjonktür hazretleri dün kahraman saydığını yarın tu kaka ilan ede ede milletin şakülünü kaydıragelmişken vatandaş şimdi güç sahiplerine dirense kendisine dokunulacak, en iyisi bu heyecanı daha risksiz alanlarda gidermek.

Survivor bütün haşmetiyle karşısında. Politikada ne varsa o ıssız adalar daha fazlasını vaat ediyor. Stratejiden entrikaya, gözyaşından açlığa, kaybetmekten kazanmaya kadar her türlü numaraya rahat koltuğunda oturup ortak olabilir.

Dokunulmazlık daha ziyade kaslarla hak edildiğinden politikaya oranla daha temiz görünüyor. Survivor’daki favori yarışmacıyı oylarıyla belirlemek zevkinden neden mahrum kalsın? Nasılsa politik seçimlerdeki gibi daha sonra pişmanlık duyma ihtimali yok.

Biraz yemek ve dokunulmazlık uğruna adanın çamurlarına bulanan, kafalarını yaran, bacaklarını kıran yarışmacıların akıbeti aslında Konsey Başkanı Acun’un elinde. Söylenen ve yapılanları ekrana getirmeyen küçük bir montaj marifeti seyirci algısını istenilen yöne çekebiliyor. Son kararı SMS atanlar veriyor görünse de Konsey’e gelinceye kadar uygulayacağı stratejiyle kimin gidip kimin kalacağını belirleme ve istediği gibi kuralları değiştirme hakkı var Acun’un. Tıpkı cumhurbaşkanının Taht Oyunları Görünen Konsey Başkanı olması ve medya kanalıyla algıları yönetmesi gibi. Her iki durumda da arka planda nelerin döndüğü sarih olarak bilinemiyor. Seyirci oyun kurucu değil, yapacağı tek şey izleme zevkini korumak. Yeter ki bu dokunulmazlığa halel gelmesin.

Dokunulmazlığın üçüncü bir türü daha var ki bir kez kazanıldığında kimse geri alamıyor. Bunun için kişinin Allah’a patronluk yapma gafletine düşmemesi gerekiyor ve tabii kendini Allah’ın sözcüsü sanmaması. Hayatın oyunculuk ve seyircilik hallerinde inançla eylem arasında kıl kadar bile boşluk bırakmayanlara özgü bir dokunulmazlık bu. Güzel ahlaktan ödün vermeyen, her dem O’nunla kuşatılmışlığına eriyor. O saatten sonra da aşkla şereflendiğinden dünyevi dokunmalar vız gelip tırıs gidiyor. Kimlerin oyuyla hangi sahneden dışlanırsa dışlansın, dünyevi konseylerde alınan kararların nihai olmadığını bilmenin huzuruyla yaşıyor.

Türkiye’yi yöneten gerçek gücün, asker mi, bürokrasi mi, dış mihraklar mı, üst akıl mı, alt akıl mı olduğu belirsiz. Bunca bilgi kirliliği içinde varlığımızı dokunulmaz kılmanın en emin yolu aşkı talep etmek galiba.
 

Tarih: 
10 Haziran 2016
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves