Nuriye AKMAN
18 Mayıs 2017
Nuriye AKMAN

Ayrımcılığın elli tonu - Meydan Gazetesi

Okuma bilmeyenle üç üniversite bitirenin oyları eşit olamaz buyuran Erol Evgin ayrımcılığın elli tonuna boyanan topluma istemeden ayna tuttu. Bu bilgiyi kutsama azmi, 19’uncu yüzyıldan beri hükmünü icra eden pozitivizmin marifeti. Hayatın sonsuz karmaşıklığını salt fiziksel realiteye dayandırarak açıklayan indirgemeci bakış, çarpık eğitim sistemleri aracılığıyla nesilleri zehirlemeye devam ediyor.

Demokratik ülkeler, evet herkese eşit oy hakkı tanıdı ama olay hayatı bütün yönleriyle paylaşmaya gelince beyazlar-siyahlar-sarılar-kızıllar, Müslümanlar-Hristiyanlar-Yahudiler, yerleşikler-mülteciler, laikler-dindarlar, zenginler-fakirler, kadınlar-erkekler, Sünniler-Aleviler, Türkler-Kürtler, yandaşlar-muhalifler, masumlar-suçlular, uyumlular-uyumsuzlar ve benzeri kutupların birbirlerini dışlamalarını engelleyemedi.

20’nci yüzyıl başlarında delileri, sakatları ve kanı makbul sayılmayanları hapsederek, evlenmelerine mani olarak, kısırlaştırarak, deney hayvanı yaparak, sınır dışı ederek nüfusu arıtma faaliyetleri Amerika’da zuhur edip epey can yaktıktan sonra Nazi Almanyası’nı da etkileyerek işi ari ırk yaratımı için “damgalanmış kötüleri” fırınlarda yakmaya kadar götürmüştü.

Bu özel seçilmişlerden oluşan mükemmel toplum inşası fikri, 21’inci yüzyılda silahlı veya siyasi savaşlar yoluyla çoğu kez de hukuk araçsallaştırılarak capcanlı yaşıyor. Gücü eline geçiren, normal ve anormal olanı kendince belirleyip örgütleniyor. Bunların arasında bilimsel bilgiyi tek yol gösterici olarak benimsemeyen, din ve metafiziğe de prim verenlerin bulunması, bedeni ruhsuz bir makine olarak gören aydınlanmacı pozitivizmden kaçışın kolay olmadığını gösteriyor.

Türkiye örneğinde cahil diplomasızlar, oylarına duyulan ihtiyaç sebebiyle seçme güvenliğinden mahrum değiller. O yüzden de Evgin tarzı çıkışlar “Önce millete saygı duyacaksın, milleti küçümseyemezsin” şeklinde afili tepkiler alıyor. Ancak bir kısım milletin refahtan alacağı pay, diplomalı cahillerin onlara çizdiği dairede kalmalarına bağlı. Aksi takdirde köylerinden, kentlerinden, evlerinden okullarından, işlerinden ailelerinden olabilirler. Her şeye rağmen bilime hürmet edelim de, diplomalar eşit değil ki birader. Yandaş diploma muhalif diplomayı habire pataklıyor.

Demokrasi insanlığın eriştiği en hakkaniyetli yönetim mekanizması değil maalesef. Yüceltip pusula yaptığımız Batı demokrasileri bile adalet sınavını veremedi. Veremezdi de, çünkü yöneticileri yöneten güç odakları belirliyordu düzeni. Pozitivizm bilimin mürşitliğinde daima daha ileri bir seviyeye geçileceğine inandırdı halkları. Oysa zamanın döngüsel yörüngesi, medeniyeti geçtiği eski duraklara da götürebilir. İnsan kötüyü, yanlışı ve çirkini kendi dışında aradığı sürece bu ayrımcılık tonlarına yenileri eklenecek. Peki, herkes üstünlük illetine tutulmuşken, aranan bu insan tipini kim yetiştirecek? 

Tarih: 
24 Haziran 2016
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves