Nuriye AKMAN
18 Mayıs 2017
Nuriye AKMAN

Aydın Aytaç - Akman'la BEN'den KİM'e seyahat

"Ben yaptım, ben ettim, ben kazandım" diyecek kadar kendine güvenen ya da tam tersi bu tiplere kızan biriyseniz Nuriye Akman'ın "kim"i sizi çağırıyor...
Yıllarca röportajları ile okurları kalemine hayran bırakan Nuriye Akman, bu günlerde hem ekranlardaki performansı hem de edebiyattaki çabaları ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.

Ses getiren röportajlarını "Üzümünü Ye Bağını Sor, Mebus Burcu, Kalabalıklar, Yüzleşme, İnci Avcısı, Elli Kelime, Mayın Tarlası, Başka Sorum Yok, Gurbette Fethullah Gülen adlarıyla kitaplaştıran Nuriye Akman, Nefes, Örtü ve Kim adlı romanları ile edebiyat alanında da varlığını ispatladı.

Örtü adlı romanında "sıfatlardan mümkün olduğunca kurtulmak gerektiğini savunan" ünlü gazeteci yazar Nuriye Akman, son romanı Kim'de sıfatların aslında insanı ne kadar tanımlayabileceğini sorgulamak suretiyle insanı sıfatların sınırlayıcı etkisinden soyutlama hamlesini sürdürüyor... Sıfatları harmanlayan ve birbirine karıştıran yazar, okurlarına birbirinden ilginç oyunlar sergileyerek farklı bir macera tattırıyor...

Nuriye Akman'ın Doğan Kitap'tan yayınlanan son romanın hikaye örgüsü ilk kitaplarının yayınlandığı yayınevini çağrıştırıyor ister istemez: Ben-Sen-O!

Daha önce 29 kitap kaleme almış ünlü bir yazarın 30. kitabını kurgularken başından geçenlerin anlatıldığı romanda, yıllarca biriktirdiklerini BEN adı altında kaleme alan yazarın başından geçenlerin sonradan nasıl önce SEN’e sonra O’na ulaştığını izaha çalışan mistik unsurlarla kurgulanmış öykü...

Romanında okurlarına tatlı bir oyun oynayan Nuriye Akman'ın öyküsünün kahramanın adını Aydın olarak seçmesi de sanırız başka bir oyun... Haberimizin üst başlığında "Bir Aydın Gerilimi" derken bizin sizlere oynadığımız tatlı oyun da aslında aynı kaynaktan besleniyor...

Aydın Aytaç ünlü bir yazardır. Ancak kimse gerçek kimliğini bilmez... Okurları onu Shark adıyla tanır... Bu noktadan hareketle roman aslında bir köpekbalığının öyküsü olarak da okunabiliyor... Zaten kitabın kapağındaki köpek balığı siuleti de bunun yansıması...

20 yaşında "her yıl bir kitap yazma" kararı olan yazar Aydın Aytaç, kararına uyar ve 30 yılda 30 kitap yazar. Kitaplarının ortak noktası gerilimdir. 50. yaşında kaleme almaya başladığı 30. kitabın adını “Ben” olarak tasarlar.

Bu kitabın, kendini okurlarına açtığı, kitaplarını nasıl yazdığını, konularını nereden aldığını anlattığı öykü olarak tasarlamaktadır yazar... Ancak kendisine son derece güvenen ve kendisinin dışındakileri umursamayan yazarın dalgınlığı, kitabının son düzeltilerini yapmak üzere gittiği sahil kasabasında BEN'in tarumar olmasına giden gerilimli maceranın başlangıcı olur...

Yıllarca okurlarını gerilem sürükleyen yazar, kendisini içinde bulduğu gerilimin pençesinden kurtulmak isterken farkında olmadan mistik bir yolculuğun da koynunda bulur kendisini...

Bir hastane odasında kabus mu, gerçek mi olduğunu bayırt edemediği korkunç rastlantılarla oluşturulan gerilim öyküsü Stepen King hayranlarını dahi memnun edebilecek kadar başarılı dersek abartmış olmayız... Ancak Batılı yazarların aksine, her doğulu yazar gibi şekille değil muhteviyattaki sorgulamalara yoğunlaşan yazar senaryoyu ikinci plana atıp mesneviye yöneliyor...

KENDİNE AŞIK KİBİRLİ BİR ADAM

Başkarakterinde "ego" oturan romanın adının neden "kim" olduğu konusunu "Aslında ben diye başladım. Kitabın adı ben olacaktı. Ama öyle olmadı. Roman içinde "ben" kendini yazdı. Roman kahramanı yazarın kitabının ismi oldu. Mecburen 'Bu ben kimdir?' demek zorunda kaldım" şeklinde izah eden Nuriye Akman, geçtiğimiz günlerde Zaman gazetesinde kendisiyle yapılan söyleşide, Ben kelimesi ve roman kahramını ile ilgili olarak şunları söylüyordu:

"Ben kelimesinin peşine düşmüştüm. Konuşmalarımızda en fazla kullandığımız ama en az açıklayıcı kelime ben. Hem birçok 'ben'ler var. Hem de insanın ismi, yapıp ettikleri, fiilleri, sıfatları 'ben'i anlatmaya yeter mi sorusu var?

Ben kelimesinin içinize düşmesi ve yeşermesinin bir hikâyesi var mı?

Kendinden çok emin bir adam canlandı gözümde. Kendine âşık, kibirli bir adam. Yazarlarla yaptığım röportajlarda buna çok tanık oldum. O biriktirdiğim sahnelerden Aydın Aytaç karakteri çıktı işte. İskambil kâğıtlarından bir benlik inşası. İnsanların kendilerine bu kadar çok inanmalarına hayret ediyorum. "Ben yaptım, ben ettim, ben kazandım ya da tersi kaybettim" demelerine şaşırıyorum. Yani bize ait olduğunu zannettiğimiz şeylerin aslında hiçbirinin bize ait olmadığını, birer kostüm ya da maske taşıdığımızı hissediyorum. Aslımızın çok daha güzel olduğunu, bu dünyadaki görünen halimizin onun yanında bir hiç olduğunu düşünüyorum. Kendi iskambil kâğıtlarım da yıkılsın istiyorum tabii."

Peki, ne oluyor o kibirli adama diyenler cevabı bulmak için Kim'e müracak edebilirler...

Kadın mı, erkek mi olduğuna bile karar veremediği doktoruna aşık olan Aydın'ın, ateşli pastalığın pençesinde, kabuslar arasında kendi kimliği başta olamk üzere hayatında önem arz eden herşeyi sorguladığı Nuriye Akman'ın romanı, hayranlarını ve roman severleri ilginç, farklı ve ilgiye değer bir maceraya davet ediyor...

Mecra: 
Gazete
Tarih: 
29 Nis 2011
Kaynak: 
Haber 7
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves