Nuriye AKMAN
18 Mayıs 2017
Nuriye AKMAN

Göğsümü gere gere, ayağımı vura vura geliyorum

Konuk: 
Mustafa Sarıgül
‘Mustafa Sarıgül ile Deniz Baykal arasında ne fark var?’ sorusunun cevabını buldum. ılki, ikincisine oranla çok daha tahammüllü ve esnek. Baykal’la yaptığım iki söyleşide de sorularım çok daha yumuşak olmasına rağmen “beni art niyetlilikle suçlamış” ve benimle konuştuğuna pişman olduğunu ifade etmişti. Sarıgül’ün ise bütün gayretime rağmen keyfini kaçıracak bir soru sormayı başaramadım. İkimiz de çok eğlendik. Sizin de iki gününüzü neşelendireceğimizi tahmin ediyorum. Buyrun efendim, demet demet Sarıgül...

Liderinizden daha fazla popüler oldunuz. Hiçbir başarı cezasız kalmaz. Başınıza neler gelebilir?

(Gülüyor) Benim başıma hiçbir şey gelmez. Çünkü, yüzde 70’lere varan oyla seçilmek, son derece önemli. Ama bu başarı benden çok partinin başarısı. ”Beni var eden parti” derseniz buna kimse inanmaz. CHP’nin gençlik kolu başkanıydım, ilçe başkanıydım, il yönetiminde görev aldım. CHP’nin milletvekiliydim. Ben CHP’nin 73–80 dönemi bize öğrettikleri modeli uyguluyorum. Yani din, dil, ırk, kültür, meslek farkı yok. Bu farkları parti niye gözetiyor? Gözetenler kaybediyor zaten. Partimizin ana ilkelerinde bu yok. Uygulamada, kim yapıyorsa hemen bu yanlıştan dönmesi lazım. şişli’de uyguladığımız, sosyal demokrat modeli, her belediye başkanı uygulasın, seçim kaybetmemiz mümkün değil. Çünkü bu modelde, yurttaşlarımızın kalbinde, sevgi üzerine dünyalar kurmak var. Bireysel çıkar yok, toplumsal çıkar var. CHP’li belediyelerde, adamı olanın değil, hak edenin işinin yapılması lazım. Liderlik açısından, sizde olup Baykal’da olmayan bir şey söyleyin bana. Benim genel başkanımızla mukayese durumuna girmem şu ortamda çok doğru bir şey olmaz.

Erken öten horozun başını kestikleri için mi?

Yok, öyle değil ama bu bir kültürdür. Ben hayatım boyunca ihanetçi olmadım. Güreşeceksem, yiğitçe ve mertçe bunu yaparım. Çünkü, ben deli dolu bir Anadolu çocuğuyum. Göğsümü gere gere, ayağımı vura vura geliyorum.

Hop, nereye geliyorsunuz?

Şişli’ye geliyorum. (Gülüyor)

Şişli’ye çok oldu geleli. CHP Genel Başkanlığı için ısınma hareketleri mi yapıyorsunuz?

CHP’nin genel başkanı olmak benim yapacağım bir çalışma değil.

Sizden parti lideri olmaz diye mi?

Hayır, hayır. Halkın sevgisi kimde şekilleniyorsa orada olur bu iş. Benim iki gücüm var. Önce Hakk’a inanıyorum, halkımıza da sonuna kadar güveniyorum.

Ya bunlar çok bayat söylemler. Uzun vadede planınız, CHP’nin başına geçmek değil mi?

Uzun vadede nereye geleceğime yurttaşlarımızın takdir duygusu karar verecek. Türkiye’nin dertlerini biliyorum, çareyi buldum, geliyorum. Şişli’ye hizmet ettiğim zaman, zaten Türkiye’ye hizmet etmiş oluyorum. şişli, Türkiye’nin mozaiği.

Karizmanız, Şişli belediye başkanlığı için yeterli. Gördük ama...

Görmediniz hanımefendi! Sizi buraya getiren güç, Şişlili yurttaşlarımızın bana verdiği yüzde 70 oy oranıdır. Sıradan ve sürüden birisi olsaydım, bugün beni buraya davet etmezdiniz. Ettiniz çünkü baktınız ki, gözlerimin içinde bir parıltı var. Bu çocuk, lafını kimseden esirgemiyor. 30 yıldır da siyasetin içinde. Ben milletvekiliydim. O günlerde siz de Ankara’daydınız. Niye beni çağırmadınız? Kanun tekliflerimde, Meclis araştırmalarımda, soru önergelerimde, niye beni dikkate almadınız?

Cilt bakımı çok önemli
Sarıgül, metroseksüel (bakımlı erkek) olduğu yönündeki değerlendirmelere katılmıyor. ıki haftada bir manikür pedikür yaptırmasını ve pahalı markaların cilt kremlerini kullanmasını ise “Bunların estetikle alakası yok. Tip önemli. Herkes sağlığına ve cilt bakımına önem vermeli” sözleri ile açıklıyor.

Şu anda dikkate aldığıma teşekkür beklerim!

Size çok teşekkür ediyorum. Beni dikkate almanızdan dolayı büyük mutluluk duyuyorum. ınanıyorum ki bu yaptığınız, ilerideki günlerde yapacağım çalışmalarla sizi mahcup etmeyecek, sizi bir kat daha yükseltecek.

Beni yükseltmez de, sizin karizmanız partinin lideri olmaya yeter mi acaba?

Bu karizma kolay oluşmuyor, bir emekle oluşuyor. Yaptığınız hizmetler daha sonra, bir sevgi ağı olarak büyüyor ve sizi bir yere getiriyor. 30 yıldır yurttaşlarımın kalbinde sevgi üzerine dünyalar kurdum. O dünyalar, inşallah beni bir yerlere taşıyor.

Bu taşkın enerjinin kaynağı ne acaba?

Vitamin hapları alıyorum. Almanya’dan gelen özel bir vitaminim var.

Adını söyleyin.

Ben Erzincanlıyım, o kadar ad bilemem. Osman Müftüoşlu’nun ve Ender Saraç’ın kontrolündeyim. Bütün cilt bakımlarımı da yapıyorum. Çünkü, siyaset adamı olarak tipinize de bakmanız lazım. Yalnız ben metroseksüel deşilim. Anlamam o işlerden.

Yoo abi. Bayaşı metroseksüelsiniz.

Ya sen hasta mısın, bu kadar soru, hey oşlum, kurtar beni, terlemeye başladım. Sen diyebilir miyim Nuriye?

Hay hay, cilt bakımı için hangi ürünleri kullanıyorsun?

La Prairie’in ürünlerini kullanıyorum, beş yıldan beri.

Bahsettişiniz marka bir gözaltı kremi?

Evet o da La Prairie. Gözaltına ayrı kullanıyorum, kaşlara ayrı kullanıyorum. Ben bütün yurttaşlarımın da ciltlerine dikkat etmesini arzu ediyorum. (ıç ses: Neden seçmenlerinize bu dünyanın en pahalı kreminden hediye etmiyorsunuz? Yazık deşil mi onlara?!)

Eşiniz de aynı şeyi mi kullanıyor?

Hayır, eşim La Mer diye bir marka kullanıyor. Ben biraz daha ucuzcuyum, o biraz daha pahalı.

Ucuzcuymuş, yemezler! La Prairie de çok pahalı bir ürün.

Deşil deşil. Eşimin kullandışı yeni çıkan enteresan bir marka. Bu da nereden kaynaklanıyor? Ben bir gün bir mahalleye gitmiştim. Gece saat 11.00, tıklım tıklım kalabalık. Milletvekiliyim o zaman. Toplantıdan ayrılırken muhtar dedi ki bana, “Yarın sabah da geleceksin.” Elimden tuttu, bir gecekondu mahallesine gittik. Kadınlar orada bizi muazzam bir şekilde bekliyor. Dedi ki: “Bak, bunlar sokaşa çıkamadılar, kocalarından çekindikleri için. Yarın gel ki, bizim mahallenin kadınları da seni görsün. Çünkü bizim mahallenin kadınları tipe de bakar.” Hiç unutmuyorum bunu.

O gün bugün metroseksüelsiniz yani!

Gülüyor) Yok ben Erzincanlıyım. Sabahleyin o gecekondu mahallesine gittim. Kadınlar yollara dökülmüş. Allah! Bir konuşma yaptım ve en çok oyu o mahalleden aldım. Ama muhtarın uyarısı çok önemliydi. Tip önemli yani. On yıldır cilt bakımı yapıyorum. Bütün yurttaşlarımdan da rica ediyorum. Saşlık önemli. Saşlışa önem vermezsek, niye uşraşıyoruz?

Bu saşlıktan çok estetişe giriyor galiba!

Estetikle alakası yok. Siz cildinize bakmadışınız zaman, bir andan itibaren ne oluyor? Başka bir noktaya doşru gidiyorsunuz.

Erzincan’da erkekler cilt bakımı mı yaptırıyor, basbayaşı metroseksüelsiniz işte.

Olay şu: Erzincan’dan gelip, burada terfi ediyoruz. Bir Erzincanlı olarak dünyadaki bilime, fenne, teknolojiye bakıyoruz. Fırat’ın kenarından çıkıp, rüzgarının sert, delikanlısının mert olduşu yerden gelip, bu teknolojik gelişmelere ayak uydurmak önemli.

Bu “rüzgarı sert, delikanlısı mert” laflarını on yüz milyon kere söylüyorsunuz. Sıkılmıyor musunuz?

Yok, keyif alıyorum.

Tiyatrocu gibisiniz vallahi.

Yok yok. Aslını ve neslini inkar eden, haramzadedir. Bazı tipler vardır, geldikleri yeri hakir görürler. Ben asla, aslımı ve neslimi inkar etmem. Bunu söyledişim zaman, Anadolu insanı diyor ki: “Bravo Mustafa abi, gizlemiyor kendini.”

Ellerinize bakayım. Manikürlü galiba?

Kesinlikle yaptırıyorum. Ceylan Otel’de. Yirmi günde bir.

Allah bilir pedikür de yaptırıyorsunuzdur.

Mutlaka. O da yirmi günde bir. Çok önemli ama. Herkesin bunu yaptırmasını istiyorum. şuraya bak. (Ellerini gösteriyor) Çok önemli. (Gülüyor) Takım elbiselerim tamamen Façonable’dir.

Fondöteniniz ne marka?

Yok, fondöten kullanmıyorum.

Kullanıyorsunuz, Pakize Suda’nın yazısından öğrendim.

Yok, sadece televizyon çekimlerine falan gittiğimizde onu yapıyoruz.

Kokunuzun markası ne?

Façonable o da.

Kaç takım elbiseniz var?

On beş. Façonable’den her on beş günde bir çocuk gelir, kravatımı, gömleğimi kombinler gider. Yani ben sabahleyin, gardıroba baktığım zaman, takım elbiseyi alır ve giyinirim. Kravatı ve gömleği hazırdır. Ben uğraşamam yani, kravat ne olacak, gömlek ne olacak.

Bravo, peki saçlarınızı neden boyamıyorsunuz?

Vakti saati gelirse onu da yaparız. Şu anda erken.

YARIN: Arafat’ta hacı olmaktan son anda niçin vazgeçti?

Derviş benim muhatabım değil, Allah’ın selameti üzerine olsun

Sol seçmenle yapılan “CHP lideri kim olmalı?” anketinde Derviş yüzde 18, siz 17,9 çıktınız. Size fark attığı, o minicik şey, neyin göstergesi?

O, İstanbul’da Beyaz Türkler arasında yapılan bir ankettir. Anadolu’ya dağıldığı zaman, en az 20 puan fark çıkar. Ben Türkiye’nin sorunlarını biliyorum. Kırlarını, bayırlarını, örflerini biliyorum. Derviş–Sarıgül olayı olduğu zaman, Türkiye’nin 84 vilayetinde açıp sandık kurmak lazım.

Siz tez iseniz, antiteziniz Derviş gibi görünüyor. Neden?

Yo o benim muhatabım bile değil. Dikkate bile almıyorum. Allah’ın selameti başına olsun.

Neden yıldızınız bir türlü barışmıyor?

Derviş uzun yıllar yurtdışında bulundu. Belki kültürlerimiz farklı. Asgari müştereklerde birleşir miyiz, birleşemez miyiz bilemiyorum. Ben mesela, ikili konuşmaları, asla kamuoyuna açıklamam. Derviş ise açıkladı.

İstifasını nasıl karşıladınız?

Hiç doğru değil. Oradan ayrılması, genel kurul üyelerine, kongre üyelerine, büyük bir haksızlıktır. CHP örgütünü rantçılıkla, çıkarcılıkla suçlamak büyük bir yanlıştır. Bir başarısızlık varsa, genel merkezdeki herkesindir kabahat. Yani Kemal Derviş de aynı şekilde sorumludur.

1987’de SHP’den milletvekili seçildiniz.

O zaman CHP kapalıydı. Deniz Baykal ve Erdal İnönü ile beraberdik.

91 seçimlerinde Meclis’e giremediniz.

Parti barajı geçemedi. Onun için giremedim.

DSP yükseldi, şişli DSP adayı oldunuz. Sonra en sıkı YTP’ci olarak, partinizin dağılmasında etkin rol aldınız. YTP başarısız olunca CHP’ye geldiniz. Size ilkeli bir politikacı denebilir mi?

O dönemde SHP’de Nurettin Sözen’in başını çektiği güçler, beni haksız yere partiden ihraç etmişlerdi. Bana Hüsamettin Özkan sahip çıktı. Ona yapılan haksızlığı kabul etmedim. O ayrılınca, ben de otomatikman ayrıldım.

Demek ki sizde, ilkeler yerine kişisel duygular daha önde.

DSP ile CHP ve YTP arasında çok fazla bir fark yok. Hüsamettin Özkan’ın ailesi, hayatını CHP’ye vermiş. Aslında doğru, buralarda kişisel olgular olduğunu görüyorum. Hepimiz artık, ihtilaflarımızı bırakıp, CHP şemsiyesi altında birleşmeliyiz. Ama ben vefalı bir adamım. Hüsamettin Özkan’ı seviyorum, ona vefasızlık asla yapmam.

Yarın, bu vefa sendromu sizi başka bir yere de sürükler.

Öyle bir şey hiçbir zaman olmaz. Artık bizim adresimiz, CHP’dir. Beni Mustafa Sarıgül yapan CHP’dir.

Milletvekili seçildiğiniz gün, Meclis’te koltuk kavganız oldu. Bırakmamıştınız koltuğunuzu.

En genç üye sıfatıyla, orada benim sıram geldiği zaman, ANAP Milletvekili Nurhan Tekinel bana sırasını vermek istemedi. Belki de ben, iki dakika sonra gitsem o olay olmazdı. O da Kastamonu vilayeti kendi bölgesi olduğu için öyle yaptı. Sonradan geldi özür diledi, o iş tatlıya bağlandı. Ama ben de koltuğumu vermedim. Ben halkın bana verdiği yeri korumakla mükellefim.

Tarih: 
Salı, 25 Nisan, 2006
Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves