Aşkla Geçeriz Hâlden Hâle Takılmadan Ne Sûrete Ne Söze

Fatih Sertyüz
Milli Gazete

14.03.2007

Malumunuz, gündemi takip etmem. Sabahları kahvaltı yaparken radyo haberlerini dinliyorum. Bir de akşam iş dönüşü gazeteyi okuyorum. Her gün kerli ferli adamlar yorum yapıyorlar radyo ve televizyonlarda. A'dan Z'ye bütün devlet erkanı herhangi bir konuda mutlaka demeç veriyor. Gündem her gün değişiyor. Her gün konuşulacak yeni şeyler geliyor önümüze. Bir konu hakkında konuşmak ve birilerini eleştirmek çok zevkli. Atmak, tutmak ve ahkam kesmek... Bu kadar yorum sonucunda herhalde birileri ders almıştır ve yanlışlar düzeltilir diye insan düşünmeden edemiyor.

Peki, hangi yanlış düzeliyor? Ne önemi var? Yarın başka bir gündem var nasıl olsa.

Kulağıma takılan konulardan birisi de kadınlar günüydü. Herkes ciddi ciddi çıkıp dakikalarca yorum yaptı. Gazeteler sayfalarca yazı yayımladı. Ağzına mikrofon tutulan herkes bayıla bayıla konuştu. Beynimiz bilgi denmeyecek ıvır zıvır malumatla doluyor taşıyor.

Ne düşüneceğimizi bilemiyoruz. Mecbur muyuz bu konuyu tartışmaya? Mecbur muyuz kadınlar günü diye bir şey kutlamaya? Bütün dünya kutluyormuş, bize ne? Yani bütün işlerimizi hallettik bir tek bu mu kaldı? İçmeye ayranımız yok, faytonla gezmeyi ihmal etmiyoruz.

Şiddete uğrayanından başka kadın türü yok mu Türkiye'de? Kadınlar gününü sadece şiddet ve dayağa indirgemek, günü kurtarmak olmuyor mu? Dayağı çözdüğümüz zaman kadınla ilgili tüm sorunlar bitecek mi? Ya çalışan kadın ne olacak? Fabrikalarda çalışmak zorunda kalan kadın? Şehirlerde apartman dairelerinde bin türlü psikolojik sorunla uğraşan kadın ne olacak?

Eğlence sektöründe köle gibi çalıştırılan kadınlar...

Moda dünyasında sömürülenler...

Fuhuş bataklığındakiler...

Bunların sorunları ne zaman gündeme gelecek? Ya da gözümüzü kapadığımızda yok oldukları gibi görmezden gelince sorunlar ortadan mı kalkacak? Bizim taraftakiler bile kalkmış kadınlar gününü kutluyorlar. İçi boş faaliyetlerin kime ne faydası var Allah aşkına?

Nuriye Akman 1997 yılında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan'la bir röportaj gerçekleştirmişti. Başkana, seçimden önce verdiği vaatleri gerçekleştirip gerçekleştiremediğini soruyordu. Başkan ise: "Elhamdülillah, verdiğimiz bütün sözleri tuttuk. Vaatlerimizi gerçekleştirdik. Fakat içlerinden yalnız bir tanesini tutamadık. İstanbul'daki tüm genelevleri kapatma sözü vermiştik. Başkan olmadan önce bu tür yerlerin belediye yetkisinde olduğunu düşünüyorduk. Sonradan öğrendik ki valiliklerin kontrolündeymiş. Yetki alanımız dışında olduğu için bu vaadi tutamadık." Başkan haklı olarak böyle bir cevap veriyordu. Kendisi de hayatta, Nuriye Hanım da. Bu röportaj da bizim elimizde.

Sayın Başkan şimdi Başbakan. Yetki alanında olmayan hiçbir konu yok. Valisi, Emniyet Müdürü, Belediye Başkanı herkes emrinde. Bu bataklıkları kurutmak için ne yapmayı planlıyor acaba? Çünkü 1994 seçimlerinden kalan bir borcu ödemek zorunda. Kartal sahil boyunda veya Kalamış'ta sabah sporu yapıp fazla kalorilerini erittikten sonra mikrofon karşısına geçen kimi sivil toplum kuruluşlarının laik ve çağdaş kadınlarının tekelinden kurtarmanın zamanı gelmedi mi bu kadın konusunu? Kumarhanelerde, gazinolarda, otellerde ve sair yerlerde çalıştırılan kadınların sesini kim duyacak? Rusya'dan gelenleri sınır dışı etmek kolay. Fuhuşla mücadele ediyoruz diye reklam yapmakta. Peki Türk kadınlarını nasıl sınır dışı edeceksiniz? Bu kanayan yara ne zaman dinecek? IMF'ye mi sormak lazım yoksa?

Para kasasındaki suyla gündemin alakası nedir peki? Almanya'da şehirlerin değişik noktalarında sigara makineleri vardır. Demir para atarak istediğiniz sigarayı satın alabilirsiniz. Bizim Türklerden biri, paraların ebadında kalıp hazırlayıp içine su doldurarak buz haline getirir. Para ebadındaki buzları makineden atıp istediği sigarayı alır. Bedavaya tabii. Belirli periyotlarla paraları toplamaya gelen görevli artık satılan sigara kadar para bulamamakta, diğer yandan ise para kasasının içini hep su dolu bulmaktadır. Bu olay bir süre sonra fark edilir. Yapan kişiye ödül verilir. Sonrada sınır dışı edilir. Bir bu olayı bir de kendi halimizi düşündüm. Bizden bir şeyler eksiliyor ama kasamız hep boş. Konuşuyoruz, konuşuyoruz, sürekli konuşuyoruz. Kasamız su dolu. Elimizden gelmeyenlerle o kadar meşgulüz ki, elimizden geleni yapmaya fırsat bulamıyoruz.

Get Adobe Flash player