Nuriye AKMAN
01 Temmuz 2016
Nuriye AKMAN

Biz - Zaman Gazetesi

Biz

Bazı kitaplar okunduğunda kapağını bir daha açmasanız bile zihninizde sürgit yaşarlar.

Bunlar, kahramanları derinlikli çizilmese de bir kâbus atmosferi yaratarak “tehlikenin farkında mısınız?” gibi konfor bozucu soruları ateş topu niyetine kucağınıza bırakıp tutuşmanızdan zevk alan eserlerdir. Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı, Orwell’in 1984’ü, Bradbury’in Fahrenheit 451’i ve tabii ki anti ütopik bilimkurgu romanlarının ilki ve yol göstereni Zamyatin’in Biz’i...

Bugün yaşadıklarımızla 95 yıl önce yazılan Biz’i yeniden okuyoruz sanki. Yeryüzü Tek Devlet’in egemenliğine girmiş, bireyler Biz’de eritilmiş ruhsuz rakamlardan ibaret. Kainat denklemini çözecek İntegral adı verilen gemiyle uzaya açılma hazırlıkları devam ederken Devlet Gazetesi’nde şöyle bir duyuru yayınlanır:

“Diğer gezegenlerde yaşayan, belki de hâlâ ilkel özgürlük ortamında bulunan meçhul varlıkları aklın İyilikçi boyunduruğu altına almamız gerekiyor. Eğer bizim kendilerine matematiksel, hatasız mutluluğu getireceğimizi anlamazlarsa, onları mutlu olmak zorunda bırakmak bizim borcumuzdur. Ama silahtan önce sözü deneyeceğiz.”

İster Sovyetik, ister kapitalist, ister Türk tipi olsun, despotizmin söylemi ne kadar da benzemekte. Bireyliğinizi unutturarak sizi mutluluğa mahkum eden “iyilikçi akıl” nasıl da eskimez ve bozulmaz bir zihniyet, gücü bulduğunda derhal büyüyen bir virüs. Hayat ve kitap mecburen paralel akar. TV kanalları aynı anda canlı yayına bağlanıp büyüklerimizin nutuklarını kulak kepçelerimizden foş diye boşalttığında aklınıza Biz Müzik Fabrikası’nın bütün borazanlarıyla Tek Devlet marşını çalışı gelir. Devletin göğüslere taktığı numaraları gösteren altın rozetler parlar gözlerinizde. Numaranızı benimsemeseniz bile bu kudretli insan selindeki sayısız dalgadan biri, aritmetik ortalamanın parçası mı olacaksınız gerçekten?

Henüz kitaptaki gibi uyanma, çalışma, yemek ve yatmaya birörnek saat ayarı getirilmese de, ne giyeceğinize, ne yiyip içeceğinize, kaç çocuk yapıp onları göndereceğiniz okullara, hangi yazar ve sanatçıların şeref yoksunu olduğuna karar verildiğine, muhalifleri ihbar ve iftira teşvik edilip, maddi ve manevi varlıklarına el konulduğuna, sinir bozucu soru yöneltenler engellendiğine, farklı idrak mahalleleri duvarlarla ayrıldığına göre yekvücutlaştırılmanın tamamlanması için sıra kim bilir nelere geliyor diye ürperirsiniz.

Evleriniz Biz’deki gibi camdan olmayabilir ama teknolojinin nimetleri Tek Devlet’in hizmetine amadedir, dinlenip gözlendiğinizi bilirsiniz. Siz iştirak etmesiniz bile Biz’in Ben’e galip gelişi bayram kutlamasıdır. Artık gerçekle sanalı ayırt edemezsiniz. Her gün İyilikçi’ye yapılan onca methiyeye rağmen, onun boyunduruğundan kurtulmayı amaç edinmiş bir örgütün izleri ortaya çıkarılmıştır. Neyse ki İyilikçi’nin becerikli, ağır elleriyle Koruyucular’ın tecrübeli gözleri yamuk vidaları ana makineden söküp atacaktır. Sigara, alkol ve yanlış fikirlerle kendilerini zehirleyenlere acınamaz. İnsanı suçtan arındırmanın tek yolu onu özgürlükten arındırmaktır.

Acaba vatanınız, içlerinde bir ruh oluşmaya başlayan insanların benliklerini tamamen bulmamaları için ameliyatla “normalleştirildiği” Biz ülkesine mi dönmektedir? Peki bu evcil tavuk kanatlarıyla nereye uçacaksınız? Biz’in ana kahramanı D-503 gibi fazla devir yaptırılan bir makineye benzemişken, ısınan rulmanlarınızı nasıl soğutacaksınız?

Üstelik “Numaralar numarası İyilikçi” seçimleri yaklaşmakta. Biz’in muazzam gücüne “evet” diyenlerin karşısında kaç el “hayır” diye kalkacak? Neyse ki ülkenizde oylama kapalı yapılıyor henüz diye teselli bulabilir misiniz? Hangi numaralar bu yeni düzenin tuğlası olmayı reddedecek, hangileri sonuçlar ilan edilince “Fikir Birliği” kutlamalarına başlayacak?

Aslında... Cevabı önemsiz sorular bunlar. Muhalifler devleti ele geçirseler de farklı bir hayat kuramazlar. Çünkü her düzen kaosa, her kaos yeni bir düzene koşar. Başlarla ayaklar, yakanlarla yananlar sadece yer değiştirir. Zamyatin’in dediği gibi “Galileo Dünya’nın Güneş’in çevresinde döndüğünü söylerken doğru söylüyordu ama tüm güneş sisteminin başka bir merkezin çevresinde hareket ettiğini bilmiyordu. Kainatın bittiği yer var ya? Oradan ötede ne var?”

Ölmeden evvel ölebilsek de kurtulsak bu dertlerden; sonsuza kadar diri kalsak.

Tarih: 17 Mart 2015, Salı

Tasarım & Geliştirme Tasarım & Geliştirme | magicleaves